20 Ağustos 2018 Pazartesi

ROTSCHİLD" TEK DİN, TEK DEVLET, TEK BAYRAK"



ROTSCHİLD" TEK DİN, TEK DEVLET, TEK BAYRAK"
 Sloganını destekliyor muydu Mevcut servetin ne kadar olduğunu gerçek anlamda bilmek imkansız olsa da yaygın söylenti tüm dünya servetinin yarısı olduğu yönündedir. 

Rotshchild'ler hakkında araştırma yapmaya başladığımda takdir edersiniz ki haklarında yazılmış onca yazı ve kitap olsa da, karşıma iki ayrı tablo çıktı, hanedana dair bilinenler pek az, giriştikleri eylemler ise herkesin malumu olan tarihi olaylardır. Bilhassa son 150-200 yıldır tarihi olaylar üzerinde o denli etkili olmuşlardır ki, hemen her mühim meselenin ardında karşımıza çıkıyorlar. Bir diğer husus ise, tüm dünyayı kontrol etmeye yönelik davranan bu aile kendi içinde bir gizem deryasına dönüştüğünden haklarında çok sayıda komplo teorisi kaleme alınmış, bir kısmının deli saçması olduğu ilk bakışta belli olan, bir kısmı ise varolan bilgileri değiştirmek sureti ile yazıldığını gördüğüm bu tip iddiaları yazıya eklemekten bilhassa kaçınıyorum.
 Rothschild ailesinin soyunun Yahudi inancına sahip Hazar Türkleri'ne dayandığı söylenmekteyse de bu konuda kesin bir kanıt bulunmamaktadır. Ailenin sahip olduğu finans imparatorluğunun kurucusu Mayer Amschel Rothschild tam anlamıyla bir Yahudi ırkçısıdır ve akıl almaz boyuttaki servetini Yahudi "ırkının" yükselişi için bir vakfa devretmiştir. Bu vakfın asıl görevi tüm dünyayı kapsayan bir Yahudi devletinin inşasıdır. Aynı zamanda aile üyesi olan mirasçılar devredilen servetten pay almaktadırlar, istisnai durumlar dışında hanedan ve paranın tümü en büyük oğulun en büyük oğlu tarafından yönetilir. Rothschild ismi Almanca "kırmızı kalkan" demektir, İngilizce gibi okunması hata olur, "Rosşiıld" diye okusanız kafidir. Ailenin armasında sıkılı bir yumruk ve kurucu fert olan Mayer'in beş oğlunu simgeleyen beş ok bulunmaktadır.
Mevcut servetin ne kadar olduğunu gerçek anlamda bilmek imkansız olsa da yaygın söylenti tüm dünya servetinin yarısı olduğu yönündedir, "Derin Yahudi Devleti" adlı kitabın yazarı George ARMSTRONG, servetin Yahudi olmayan devlet ve toplumları sömürmek için kullanıldığını iddia etmektedir. (Armstrong'un kitabı teferruatlı bilgiler ile dolu olsa da tarafsızlığı tartışmaya açıktır ve ırkçı bir profil sergilemektedir.) Bununla birlikte iddialarını sağlam dayanaklar ile temellendirmektedir.

"GOYİM"E DUYULAN KADİM DÜŞMANLIK
 Rothschild ailesi Yahudi topluluklarının en üst organı sayılan ve Yahudi İhtiyar Meclisi'nin günümüzdeki devamı olarak bilinen Yahudi Ajansı Kurulu'na yöneticilik yapmış ve gücünü elinde bulunduran yapıdır, bu kurul resmi bir oluşumdur ve yakın tarihe kadar dünya üzerine yayılmış halde yaşayan Yahudileri İsrail'e göç ettirmek için çalışmıştır, şimdilerde aldığı bir karar ile öğrencilere verdikleri eğitim desteğini azaltarak fonlarını daha ziyade dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan ve baskı gören Yahudileri desteklemek ve korumak için kullanmaya yönelik bir karar aldıklarını resmen duyurmuşlardır.
Yahudi milliyetçiliği ve ırkçılığı üzerinden, Talmud'da bulunan ve Yahudileri tüm öteki toplumlardan üstün adlandıran, "goyim" dedikleri Hristiyanlar'a duydukları nefretin etkisi ile, Yahudi olmayan her birey ve toplumun malının kendilerine helal olduğu düşüncesi Rothschild ailesinin nesiller boyunca süregelen saldırgan iktisadi davranış biçimini şekillendiren unsur olmuştur. Bu aile hakkında bir şeyler yazmanın zor olduğu konu üzerine kafa patlatmış çok sayıda yazar tarafından onaylanmaktadır, aile banker olduğu için dışarı sır vermek konusunda ketum oldukları kadar ellerinde dışarıya sızabilecek fazla belge bulundurmadıkları söylenir, ailenin ölen bireylerinin ardından kişinin sahip olduğu belgeler yakılarak yok edilirler.
 Tarihçi olan Miriam Rothschild'e göre aile kendi tarihi ile fazla ilgili değildir, kendi soylarına ve atalarına saygılıydılar fakat tarihlerini umursamıyorlar ve hatta ne geçmişi ne de geleceği önemsemiyorlar, sadece an'ı yaşamaya odaklı bir hayat algıları var, elbette bu sözler tek Yahudi devleti kurmaya yönelik gayretler ile çelişmektedir.
İLLUMİNATİ BAĞLANTISI
 Rothschild adının geçtiği yerde -yerleşik hale gelmiş bir algı nedeniyle- İlluminati'yi anmamak mümkün olmasa da bu biraz karışık bir konudur ve hakkında sayısız komplo teorisi bulunan yapıyı bütünüyle akılcı ve doğru şekilde ifade etmek kolay değildir, bir grup ateist tarafından kurulan ve kısa ömürlü olan örgütün dağıldıkları söylenen tarihte aslında hayatının sonuna gelmediği ve gizli bir şekilde eylemlerine devam etmekte olduğu düşünülmektedir, İlluminati'nin bir zamanlar dünya üzerindeki dinleri sona erdirmek isteyen bir örgüt olduğu söylenir ki bu doğrudur, ancak Yahudi soyunu ve inancını yüceltmeye yeminli Rothschild ailesinin ideolojik yapısı ile örgütün ideolojisinin ne boyutta örtüştüğü bu anlamda tartışmaya açık bir konudur. İlluminati hakkında Masonluğun iki kolundan biri olduğu söylenir, Gizli Mason Örgütü olarak adlandırılan İlluminati'nin yanısıra "Şov Masonluk Örgütü" adı altında, herkesin gözleri önünde varolan yapılar ifade edilmektedir.
Bir konuda hemfikir olmak gereklidir, Rothschild ailesinin hayattaki yegane derdi tüm dünyanın tek bir Yahudi devleti olmasıdır, "tek din, tek devlet, tek bayrak" isteyen ve Yahudi olmayan herkesten "iğrendikleri" bilinen bir ailenin ateist bir oluşum üzerinden dinsel inançları bütünüyle yok etmek istediklerini söylemek ne denli akıllıcadır emin olamıyorum? Yahudiler semavi dinler arasında en küçük popülasyona sahiptirler ve dinleri bitirecek bir girişimde ilk Yahudilik bu eylemden etkilenecektir, kaldı ki günümüzde İsrail bile daha ziyade ateistler tarafından kurulmuş ve yönetilmekte olan laik bir devlet ise de, Rotshchild ailesi ateist ya da satanist değildir, bilakis aile geleneğinde iyi bir dindar Yahudi olmayan aile bireyinin mirastan pay alamayacağına dair kurallar bulunmatadır. Amaçları Yahudilik dışındaki dinlere mensup toplumları sömürerek yok etmektir ki bu eylemi ekonomiyi kullanarak gerçekleştirmeyi denemektedirler.Bilimsel gelişmeleri kullanarak inançları eritmeye çalıştıklarını söylemek daha ziyade paranoyak siyasi İslamcı kafasıyla kurgulanmış görünmektedir.
 Rothschild'leri klasik bir İslamcı'dan ayıran en büyük özellik bilime ve laisizme değer vermeleridir, çünkü bu sayede kazandıkları para artmaktadır, ancak dinin olmadığı bir dünya hayal etmezler, dinsizleri kullanarak saldırdıkları genelde Hristiyanlardır. Rothschild'lerin en belirgin özellikleri, para kazanmak için Yahudiliklerini gizlemek gibi bir ihtiyaç hissetmemiş olmalarıdır, bu sebeple Yahudi olmayı ne kadar önemsediklerini anlamak gerekir. Tahmin edileceği üzere, bu hanedanın Hristiyanlık inancına karşı perde arkasında başlattığı savaş kitleler tarafından tüm inanç sistemlerini yok etmek üzere başlatılmış gibi algılanmıştır ya da Hristiyanlar bu tip bir propaganda ile dikkati bu konuya çekmek istemiş olabilirler. Rotshchild'ler İslam'a karşı da tahammülsüz olabilirler, fakat onların amacı öncelikle Hristiyanlar ile tarihi bir karşılaşma yaşamak ve Yahudiler'in Hristiyanlara diz çöktürdükleri bir geleceği yaratmaktır, sonrasında öteki inançlara saldırsalar da bütünüyle dinsiz bir dünya hayal ettiklerine dair bir işaret yok. Öteki dinleri bitirdikten sonra Yahudiliği yegane Dünya Dini haline getirmek istemektedirler.

YAHUDİ / SİYON PROTOKOLLERİ
 Rothschild'leri tanıtırken Fransız devlet adamı Lamartine'in bir sözü ile başlayalım;
 "Her türlü boyunduruğu kırmak istiyoruz ama bize ağırlık yapan ancak görünmeyen bir boyunduruk var. Bu nereden geliyor? Kimse bilmiyor ya da kimse söylemiyor. Gizli cemiyetler üyesi bizler bile bu sırrı bilmiyoruz."
 Fransız Dışişleri Bakanı G. Hanotouks ise aileyi kastederek şöyle söylemiştir;
 "Politikayı yöneten ve diplomasi kartlarını dağıtan gizli güç."
 Bank of England, Bank of France, The New York Federal Reserve Bank, The Washington Federal Reserve Board, gibi bankaların başında olan Rothschild ailesi bir kaç büyük Yahudi ailesi ile birlikte, başta Hristiyanlar olmak üzere Yahudi olmayan tüm toplulukların mallarına sahip olma gayesini nesilden nesile taşıyan "Yahudi Protokolleri" ya da "Siyon Protokolleri" adı verilen ve dünyayı ele geçirmek üzere yazılmış bir kurallar dizisini benimsemişlerdir. Söz konusu protokoller 1905 yılında yayınlandıkları için içeriklerinin ne olduklarını gayet iyi biliyoruz. Protokollerin içeriklerine ulaşmak büyük bir mesele olmadığı için ben buraya ekleyerek yazıyı uzatmak istemiyorum, ancak içeriğin özeti olarak şunlar söylenebilir; Rotshchild ailesi ve Yahudiler neden dünyayı ele geçirmeliler ve bunu ne şekilde mümkün hale getirmeliler? Bu konu protokollerin her maddesinde incelikle ve akılcı bir şekilde kaleme alınmış, güçlü bir metindir.
 Muhtemelen insanlığın soyu devamlılık gösterir protokollerde yazan içerik hayata bütünüyle geçirilebilirse, Yahudiler bundan bir kaç bin sene sonra Rotshchild'leri yeni nesil mesihler çıkarmış bir aile olarak kitaplarında anlatacaklardır.

TEK DİN, TEK DEVLET, TEK BAYRAK
 Teodor Herzl ve Lord Rothschild II'nin "Yahudi Protokolleri" doğrultusunda derin bir Yahudi devleti kurdukları düşünülmektedir, amaçları Yahudi olmayan devletlerin açıklarını yakalamak ve bu açıkların üzerine giderek o devletleri yıkmak içindir deniyor, bu işi "proleterya diktatörlüğü" kurarak gerçekleştirmeyi planladıkları söylenir. Bu isteğin sebebini ve aynı doğrultuda hareket ederek Rus devrimcilerini destekledikleri bilinir.
Bu noktada durup "tek devlet, tek din, tek bayrak" söyleminin "bilindiği kadarı ile tarihte ilk olarak II. Mehmet, yaygın adı ile Fatih Sultan Mehmet tarafından kullanıldığını belirtelim. Siyon belki de bir Yahudi ideali olabilir fakat hemen her toplumun ve önderin geçmişte bu tip fikirler üretebildiği de gerçektir. II. Mehmet elbette bir Yahudi devleti düşünmüyordu ancak o da kendi hayat algısına göre tüm dünyayı tek çatı altında toplama arzusunda bir devlet adamıydı.
 Rotshchild'ler tüm dünyayı tek devlet çatısı altında toplamak için günümüzde Birleşmiş Milletler adı ile bilinen Milletler Cemiyeti'nin kurulmasını ve gelişmesini sağlamışlardır. Aile Rusya'da varolan Komünist anlayışın güç kazanması için ellerinden geleni yaparlar, bu sayede Avrupa'nın en büyük Hristiyan nüfusunu dinsizleştirmek ve Hristiyanlığın geriletilmesini hedefledikleri iddia edilir, bu uğurda ikinci dünya savaşı çıkarılır ve Almanya ile Japonya'yı yıkmayı göze alırlar, aynı zamanda bu savaş sayesinde ABD Milletler Cemiyeti'ne girmek zorunda kalacaktır, böylelikle ABD'nin tüm ipleri Rotshchild'lerin eline geçmeye başlar, bu devleti yeni bir Roma İmparatorluğu haline getirmek en büyük hedefleri olacaktır, fakir bir eskici olan Mayer'in geceleri çocukları ile aralarında konuştukları ve örnek almaya çalıştıkları Roma'nın devamlılığını isterler.
Nahum Sokolov, Karlsbad'da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada Milletler Cemiyeti için bakın ne demiştir;
 "Milletler Cemiyeti bir Yahudi fikridir, Bu projeyi 25 yıl savaştan sonra kabul ettirdik."
 Aynı BM 1948'de Filistin'i Siyonistlere altın bir tepside sunmuştur.
 Fransız Devrimi'nin Rotshchild ürünü olduğu ve İlluminati ile bu hareketi gerçekleştirdikleri düşünülse de bu konuda kimse sağlam bir ispat sunamamış ve söylenti olarak kalmıştır, fakat devrimin ardından gerçekleştirilen idamların belki de en fazla %5'i soylulardan oluşması, geri kalanların büyük bir kesimi ise rahipler ve rahibeler ile olası muhalifleri kapsaması kuşku uyandırmıştır. Din kurumlarına karşı devrim ile birlikte yürütülen saldırılar bu konudaki kuşkuları arttırmıştır. Fransız Devrimi bu konuda yol almalarını sağladıysa da başarıya ulaşamamış ve Katolik Kilisesi'nin yok edilmesi için Napolyon devreye sokulmuştur yönünde iddialar bulunur.
 MAYER AMSCHEL ROTHSCHILD
 Sıra kendisine gelene kadar 20 kuşaktır tefecilik yapan ailenin kurucusu olarak kabul edilen Mayer Amschel 1743-1812 yılları arasında yaşamış, Almanya/Frankfurt'da "Judengasse" adlı Yahudi gettosunda doğmuştur, 1770 senesinde Gutter Schnaper ile evlenmiş, beş kız beş de oğulları olmuştur, Amschel Haham olsa da eskicilik ve para tacirliği, tefecilik yapmıştır, bu konuda ünü çabuk yayılınca Hesse-Cassel Prensi IX. William'ın özel bankeri olarak çalışmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda Prens'in Danimarka'ya kaçması gerekmiş ve söylentiye göre Amschel'e o günün parası ile astronomik bir rakam olan 3 milyon dolar para bırakmıştı, Prens bu parayı Amerika'da savaşan İngilizler'e asker kiralayan babasından çalmıştı, Rothschild ise kendisine emanet edilen parayı Prens'ten çalmış, oğlu ile bu büyük serveti İngiltere'ye göndererek orada bir ofis kurmuş, muazzam boyuttaki servetlerini bu parayı işleterek kazanmayı başarmışlardır, kısa sürede Avrupa'nın tüm büyük başkentlerinde kurdukları ofisler ile iktisadi anlamda hızla büyürler, Amschel ömrünün sonuna geldiğinde hanedanın yöneticilik hakkı Mayer Amschel jr.'da olsa da kardeşi Nathan'ın üstün yeteneklerini takdir eden ağabey kendi hakkını kardeşine devreder, Nathan Londra'da N. M. Rothschild&Sons isimli özel bir yatırım bankası kurar.
 Mayer'in başarıdığı iş bugün belki hayal edilemez ve anlaşılması güç olabilir ancak, kaldırım kenarına dizdiği ıvır zıvır ile eskicilik yapmaktan dünyanın güç merkezine olan yolculuğu, kendisine bırakılan servet olmasaydı belki de imkansızdı, bununla birlikte o serveti kullanma şekli, tüm o eğitimsizliğine rağmen hayranlık uyandıracak boyutta başarılı bir dizi girişimi gerektirmiş, sınıf farkları yüzünden Yahudi olmayanların bile hayatta bir yere kadar ancak yükselmelerine izin verilirken, bir Yahudi olarak Amschel'in yükselişi adeta mucizevi bir olaydır diyebiliriz. Almanca ve Lehçe'nin karışımı olduğu söylenen kaba saba bir Yiddiş dili kullandığı söylenir, aile üyeleri muhtemelen akraba evlilikleri nedeni ile pek albenisi olmayan bir görünüme sahiptirler, Rockefeller'ın yaptığı gibi, aile bireyleri üzerlerindeki kıyafet yırtık pırtık bir hale gelene kadar yeni kıyafetler diktirmezlerdi. Mayer çocukları ile sohbet eder onlara kuracakları dev para imparatorluğu hakkında konuşurken, Roma İmparatorluğu'nu örnek almalarını isterdi. Mayer, beş oğluna Avrupa'nın beş ayrı önemli başkentinde iş kurdurur, ayrı şirketler gibi görünen bu yapılar aslında bir bütün gibi hareket etmektedirler ve ülkelere yayıldıkları için içlerinden bir ikisi herhangi bir saldırıya uğrarlar ya da baskıya maruz kalacak olurlarsa ötekiler ayakta kalmayı başaracak ve işi sürdürebileceklerdir.
Bu servetin idare edilmesi bazı kurallara bağlanmıştır, Ailenin en büyük oğlunun en büyük oğlu -aile bireyleri toplu olarak karşı çıkmadıkları sürece- serveti kontrol eden kişi olacaktır, evlilikler aile içerisinde, kuzenler arası evlilik şeklinde gerçekleşecektir, eğer dışarıdan evlilik yapılacak olursa mutlaka zengin Yahudi aileler ile gerçekleşmelidir, kızları istenmeyen aşklara yönelecek olurlarsa bu ilişki her ne pahasına olursa olsun sona erdirilir ve kızlarına çıkar amaçlı politik evlikler gerçekleştirmeleri dayatılır, ailenin sahip olduğu servetin gerçek boyutu hakkında dışarıya bilgi veren akrabalar vasiyet haklarını kaybedeceklerdir, ailenin kız çocuklarının servet üzerinde bir hakları olmayacaktır, evlendikleri kişi aile dışından ise o erkeğin de bir kontrolü olmayacaktır.

 NAPOLYON VE NATHAN ROTHSCHILD
 Nathan Rothschild II, 1777-1836 yılları arasında kısa bir ömür sürmüştür, Moses Montefiore'nin baldızı ve Levi Barent Cohen'in kızı Hannah ile evlenerek Sefarad Yahudileri ile akrabalık bağı kurar, konu iş olunca acımasız ve kural tanımaz bir insandır, babasının yönlendirmesi ile pamuk işine girer, çalışanları mümkün olan en az maaşı verirdi, işlerini büyük bir gizlilik içerisinde yürütür ve asla hiç kimseye hemen hiç bir konuda doğruları tamamıyla söylemezdi ve onları aldatırdı.
Rothschild'leri yaratan Napolyon'un savaşlarıdır, öncesinde ekonomik olarak fazla güçlü olmayan aile savaş zamanı Yahudilere özgü bir yaratıcılık örneği sergileyerek büyük bir servet edinmeyi başarmış ve bankacılık sektörüne bu sayede girebilmişlerdir. Napolyon aile için tam manasıyla bir sıçrama tahtası görevi görmüştür, Rotshchild'ler elinden tutmadan önce 1786'da beş parasız ve kapı kapı dolaşıp görev isteyen bir asteğmen olan Napolyon'da bir cevher olduğunu gören Amschel bu adamdan ve enerjisinden etkilenmiş, ona para yardımında bulunarak ve bağlantılarını kullanarak yükselmesini sağladığı söylenir.
Napolyon'un Josephine ile gerçekleştirdiği evlilik Rotshchild'lerin eseridir, ancak Napolyon daha sonra kadını boşayıp Arşidüşes Maria Luisa ile evlendiğinde ve düğüne Papa'yı davet ettiğinde Rothschild paniğe kapılmıştır, bu yaklaşım tüm planlarını alt üst etmekteydi, kendi elleri ile besleyip büyüttükleri, imparatorluğa kadar yükselttikleri adam şimdi ardındaki güce ihanet etmekteydi, 32 yaşında dünyayı ele geçirmeye yaklaşan Napolyon 46 yaşında bu girişimleri nedeniyle kariyerini bitirmiştir. Geçmişte destekledikleri Napolyon'un değişen tutumu nedeniyle Rothschild'ler hemen "Napolyon Karşıtları Ligi" adında bir organizasyon kurarlar ve Papa ile imparatorun arasını bozmak için türlü girişimlerde bulunurlar.
 Waterloo Savaşı'na gözlemci olarak katılan Nathan savaşın bitimine doğru fırtınalı bir havada Manş Denizi'ni aşmış, Londra'da İngiltere'nin savaşı kaybettiği söylentisini yaymış ve elindeki hisse senetlerini hızla elden çıkarmaya başlamıştır, bu durum kitlesel bir paniğe sebep olunca herkes elindeki hisseleri taban fiyatından satmaya başlamış, Nathan gizli aracıları sayesinde bu hisseleri toplamış, ancak bir kaç gün sonra İngiltere'nin savaşı kazandığı haberi ülkeye ulaşınca hareketlenen Borsa'da kağıtların yükselen değerleri sayesinde büyük bir servet yapmıştır. Serveti beş yılda 2.500 kat artar, bankalarının serveti ise 3 Milyon dolar'dan 7.5 Milyar dolara çıkar, kendisine her ülke her devleti kapsayan dev bir casus ağı kurar Öldüğünde bankadaki yerine büyük oğlu Lionel Rothschild geçer.
 Lionel işi daha da büyütür, neredeyse tüm dünya devletleri müşterisidir, henüz 1800'lerin ortalarında Avrupa devletlerine, ABD'ye ve daha bir çok ülkeye dönemin on milyonlarca doları miktarda kredi verir, savaş masraflarını ve borçlarını karşılar, İngiltere'ye verdiği 40 Milyon dolarlık kredinin karşısında Yahudiler'in bu ülkede devlet dairelerinde çalışmalarına resmen izin verilmesini sağlar, Lionel Rothschild İngiliz Parlamentosu'na seçilerek giren ilk Yahudi'dir, İncil yerine Eski Ahit üzerine el basarak yemin etmiştir ki bu o dönem için inanılmaz bir şeydir.

 BARON JAMES ROTHSCHILD
 1815-1830 arasında Rothschild'lerin beş büyük gücü iliklerine kadar sömürmeyi başardıkları anlatılır, İngiltere, Rusya, Fransa, Avusturya ve Prusya'da yürüttükleri ekonomik oyunlar ile zenginliklerini arttımayı başardılar. Gerçekte ailenin bilhassa ilk nesillerinin iyi bir eğitimi olmadığını görürüz, klasik Yahudi eğitiminden geçmişlerdi, okuma yazma bilmek yegane artılarıydı ancak akşamlarını karşılıklı oturup finans üzerine konuşarak geçirirlerdi, bu konulara hep birlikte o kadar çok kafa patlatırlardı ki, hayatları o para konuşmalarının içerisinde büyüyerek geçerdi ve uzmanlık alanları haline gelirdi.
Lionel bankayı idare etse de Nathan'ın ölümünün ardından hanedanın başına Baron James Rothschild geçer ve yaklaşık 30 yıl bu görevi sürdürür, James Nathan'ın oğlu değil Amschel'in beşinci oğludur, görevin Lionel'e verilmemesinin nedeni, babası Nathan'ın kendi kız kardeşinin öz kızı ile evlenmesi ve Lionel'in Yahudilik'te yasak olan bu ilişkiden doğmuş olmasıdır, hanedanın başına geçmesine bu sebeple izin verilmez, Nathan ise din değiştirip Hristiyan olmaktan söz ettiği bir ara zehirlenerek ölmüştür, bu sayede hanedan el değiştirir, James'ten sonra yerine Baron Alphonse D. Rothschild, ondan sonra ise tam bir gizem perdesi ardındaki karakter, Georges Mandel adı ile bilinen ve ailenin Paris ayağının büyüğü olan Jeroboam Rothschild hanedanın tahtına oturur.
 Aile üyeleri hangi ülkede yaşıyorlar ise o ülkenin hakim stratejilerini ve politikalarını benimser ve devlet ile uyumlu bir çalışma stratejisi geliştirirlerdi, hatta bu konuda teslimiyetçi bir tablo çizmekte o kadar ileri giderlerdi ki, bir adım atacakları zaman ülkenin önde gelen bakanlarına fikirlerini açarlar ve ülkenin çıkarlarını kendi çıkarlarından daha fazla önemsediklerine dair bir izlenim yaratırlardı.

 SENEDE %500'E VARABİLEN SERVET ARTIŞI
 Henüz 1840 yılında ailenin serveti 100 Milyar dolar civarıdır ve senede %100-%500 arası artış gösterdiği olmaktadır, 100 sene sonra 1940'da ünlü üç zengin Rockefeller, Carnegie ve Ford'un servetlerinin toplamı ise ancak 2 Milyar dolar civarındadır, bu karşılaştırma ile Rothschild ailesinin iktisadi gücü belki de daha iyi anlaşılabilir, faiz gelirleri, borsa spekülasyonları, savaşlarda devletlere verdikleri krediler ile zenginlikleri artmıştır, karşılıklı savaşan iki devlete aynı anda kredi vermekte sakınca görmedikleri bilinir, bu sayede savaşlarda asla taraf tutmamak gibi bir prensip geliştirmişlerdir, onlar sadece para kazanmakla ilgilenirler, Rothschild'lar her savaşmak isteyene kredi vermeselerdi belki de bu denli çok savaş yaşanmayabilirdi, son 150 yılda yaşanan savaşların yarısının çıkış sebebi bu ailedir denir.
 1830'lu yıllarda zengin Hristiyan Katolik aileler bir araya gelerek Rothschild'ların bankacılık sektöründeki tekellerini kırmak isteseler de batmaktan kurtulamazlar, Katolik bankası kurulmasına kurulur fakat Vatikan Katolik Kilisesi'nin hazinesinin yönetimi her daim Yahudi Rothschild hanedanı tarafından yönetilmeye devam ettiğinden bu girişimin başarıya ulaşma şansı yok gibidir.
 Ailenin bilhassa Avrupa'da yarattıkları ekonomik krizler ve borsa üzerinde oynadıkları spekülasyonlar nedeni ile kıtadaki Yahudi düşmanlığının arttığı söylenmektedir, aile hemen her 10 yılda bir ekonomik krizler yaratarak tüm dünya halklarının ya da belli bir bölgedekilerin sahip olduklarını ellerinden alma yoluna giden kalıcı bir strateji geliştirmişlerdir.
 Rothschild serveti çeşitli iş kollarında kazanılsa da hiç bir iş devletlere verdikleri krediler kadar bol kazançlı olmamıştır, iki ülke arasında gerginlik çıktığında aileye bağlı olan ya da gizlice destekledikleri medya kuruluşları savaş çığırtkanlığı yapmaya başlar, savaşın kaçınılmaz ve yapılması gereken en doğru hareket olduğu algısını yaratırlar, bu savaş için hanedan her iki tarafa da kredi verecektir, ilk dönemlerinde bu konuda rakipğleri vardıysa da zamanla her birini teker teker batırmayı başarmış ve istedikleri faiz oranı ile borç verebilir hale gelmişlerdir.
 1694 yılında kurulan Bank of England'ı 1830'larda Nathan'ın döneminde ele geçirmeyi başaran aile zamanla kurumun yegane sahibi olmuş, İngiltere'de para basma hakkını ve vergi toplama "zahmetini" üstlenmişlerdir, bankayı bir kez ele geçirdiklerinde ise İngiltere'yi ele geçirmiş kadar güçlenmişler ve devleti banka sayesinde soymaya başlamışlardı, "Peel Tadilatı" adını verdikleri bir takım kural değişiklikleri sayesinde; gümüşün İngiltere başta olmak üzere tüm dünyada para karşılığı olmaktan çıkarmışlar, İngiliz İmparatorluğu'nda para basma hakkını ele geçirdiklerinde %100 altın karşılığı para basma zorunluluğu getirerek devletin elindeki altınları kontrol etmeye başlamışlar ve İngiliz İmparatorluğu'nda ürünlerin fiyatlarını belirleme hakkı elde etmişlerdi. Bu değişiklikler sayesinde elde edecekleri servet ile dünyanın gerçek efendisi olabilmeleri mümkün olmuştur.
 TENEKE
 Altını paranın karşılığı yapmak kulağa hoş gelebilir fakat Rothschild'ların bu stratejisi sayesinde sayısız ülke bir gecede batma noktasına gelmiştir, dolara endekslenen para bir gecede değer kazanır, dolar bir günde 2-3 kat değer artışı gösterir ancak işçi maaşları aynı seviyede tutulur, devletler borçlarını ödeyemez hale gelirler, Çin'de bile uygulattıkları bu sistem ile halkı açlıktan kırıp geçirmişlerdi, zaten Çin'in afyon ticareti de ailenin elindedir, I. Savaş sonrasında tazminat ödemesi gereken Almanya altın sıkıntısı yüzünden borcunu ödeyemez hale gelir, koca ülke bir ailenin eline, insafına teslim edilir. Para Rothschild'ler için kirli bir şeydir ve "teneke" olarak adlandırırlar, elmaslar ve altın dışında bir zenginlik tanımaz ve önemsemezler.
 Devletler kağıt paranın altına endekslenmesi durumunda borçlarını asla kapatamayacaklarını ve sürekli faiz ödemek zorunda kalacaklarını görürler ve karşı çıkmaya çalışırlar, bu konuda birlik olmaya karar verdiklerinde ise bir dizi "tesadüfi" olayın ardından ikinci dünya savaşı büyük bir hızla patlak verecektir.
 Rothschild'ler nefret odağıydılar belki de fakat bu durumun çok fazla öne çıkmadığı ve sıradan halk tarafından sevildikleri zamanlar da yok değildi, 1900'lerin başlarında İngiltere'de çok sevilen bir aile olarak biliniyorlar, Lord Rothschild arabasıyla sokağa çıktığında çocuklara avuç avuç yarım altın atardı, bu konuda kendisini eleştiren karısına çocukların hallerinden memnun olduklarını söylerdi, yarış atı ahırları yarışları izleyen halk tarafından bir mutluluk kaynağı olarak tarif ediliyor, yüksek meblağlar ödeyerek getirttikleri ünlü müzisyenler ve seyyar satıcılardan yaptıkları yüklü alışverişler sayesinde sevilen şahıslar olmuşlardı, şoförlerine Noel'de sülün hediye eder (o dönem ciddi bir cömertlik olsa gerek) Lord öldüğünde kentin seyyar satıcıları arabalarına siyah kurdela bağlamışlar ve Pall Mall Gazette'de yayınlanan bir makalede şöyle denmişti... "Lord Rothschild'in mevcudiyeti sayesinde geçmiş yıllarda bu kadar ülkenin huzurunu kaçıran ırkçı hareketlerden etkilenmedik."

 İBRANİ BÜYÜCÜSÜ D'İSRAELİ
İngiltere'de Rothschild varlığını süslü ve çekici bir görünüme ulaştıran biraz da D'İsraeli olmuştur, aile ile çok yakın ilişki içerisinde olmakla birlikte para kazanmak uğruna giriştikleri işleri sevimli göstermeye varan bir yalakalık hali içerisindeydi, Rothschild gençken yanına aldığı D'İsraeli'ye şekil vermiş ve o'nu Hristiyan gibi davranması konusunda teşvik ederek adım adım iktidara yürümesinde etkili olmuştur. Konuyu fazla saptırmadan D'İsraeli'nin bir sözünü anımsayalım, İngiltere Parlamentosu'nda Yahudiler hakkında olumsuz ve küçümseyici sözler dile getirilince "Sizin atalarınız ağaçtan ağaça zıplarken bizimkiler kitap ehliydiler" sözü tarihe geçmiştir, bu vesile ile geçtiğimiz aylarda ortaya çıkan "Yahudiler'in maymuna evriltildikleri" saçmalığına da selam çakmış olalım. D'İsraeli de pek sevilen bir Yahudi diyemeyiz ancak yükselmeyi başarmıştır, "Rothschild'lerin çömezi" olarak bilinir, "İbrani büyücüsü, Doğu Yahudisi, açgözlü Yahudi" gibi isimler kendisine çağdaşları tarafından uygun görülmüştür. Bu tanımlar gerçekten doğru yakıştırmalar mıdır, yoksa dönemin burjuvasının Yahudi alerjisi nedeniyle midir bu sorunun yanıtı bende yok. Aile dünya genelinde çok sayıda liderin iktidar koltuğuna oturmasına ya da o koltuktan inmesinde etkili olmuştur.
Rothschild ailesinin zamanında en nefret ettikleri hanedanların başında Romanov'lar bulunmaktadırlar, bu hanedanı devirmek üzere Japonya'yı kredi yağmuruna boğarak açıkça destek vermiş, Rus-Japon savaşını körüklemişler, sonunda amaçlarına ulaşarak Romanov'ları tahtlarından indirmek ile kalmamış, soylarını da kurutmuşlardır. Kırmızı Kalkan – Rothschild'in desteklediği Kızıl Devrim'den sonra Sovyetler'in başına geçen hemen herkes Yahudi'dir, sadece Lenin Yahudi değildir ancak onun da annesi ve karısı Yahudi olarak bilinir, aile Jacob Schiff'i kullanarak Bolşevik Devrimi'nin başlamasından hemen önce Lenin'e 20 milyon dolarlık bir kredi verilir, Bolşeviklere aile için çalışan Albert Thomas tarafından Fransa üzerinden milyonlarca Frank para desteği sunulur, devrim sayesinde Rusya'da Hristiyanlık dünyanın başka hiç bir yerinde mümkün olmamış boyutta büyük bir zarar görecektir.

 ALMAN EKONOMİSİNE VURULAN ROTHSCHILD DARBESİ
 Rothschild'ler petrol işine de girmişlerdi ve tüm dünya petrolü Nobel, Rothschild ve Rockefeller arasında paylaşılmıştı, Rothschild'ler ve Nobel Rus petrolüne sahip olmayı başarmışlardı. Otomobillerin yayılmaları, askeri araçların ve trenlerin kömür yerine benzin kullanmaya başlaması ve ardı arkası kesilmeyen savaşlar esnasında petrol ihtiyacının artması sayesinde bu üç aile servetlerini kısa sürelerde katlamayı başarmışlardı.
 I. Dünya Savaşı'nın ardından Rothschild'lar Almanya'da ilginç bir yöntem kullanarak ekonomiyi altüst ederler, Alman parası olan Reichsmark'ın değerini düşürmek için yüksek miktarda para basıp piyasaya sürerler, Alman tahvilleri bu para ile satılarak itibarı yok edilir, bu esnada fabrika ve arazi gibi yüksek fiyatlı görünen alışverişler yapar, ancak ödemeleri değerini düşürdükleri para ile yaparak mülklere yok pahasına konarlar, yetmezmiş gibi parayı altına endeksleyerek piyasadaki tüm altınları toplarlar ancak ortaya çıkan altın sıkıntısı nedeniyle borçlar asla kapanamayacak boyutta artmak zorunda kalır, Alman malvarlığının %80'i nüfusun %1'lik elit bir Yahudi kesiminin eline geçer, Hitler için tek çare kalır Yahudileri kovmak ancak bu işi yaparken tarihi malum büyük hatalara düşer ve ekonomik bir gerekçe ile atılan adımlar ırkçılığa dönüşerek sonu tarihi bir trajediye varır, fakat tüm yaşanan vahşet bir şekilde Rothschild ailesinin amaçlarına ulaşmalarının önünü açar.
 II. Dünya Savaşı esnasında ailenin farklı ülkelere dağılmış her bir kolu kendi içerisinde yaşadıkları ülkeyi ve öteki ülkeleri aynı anda ekonomik anlamda desteklemişlerdir, yaşadığı ülkenin kralı ya da başındaki kişiyi maddi anlamda desteklemek zaten bir Yahudi banker geleneğidir, bununla birlikte Osmanlı'nın yıkılmasında etkili olan aile bu tarihi değişimi bir fırsat olarak görmüş, Filistin'e kitleler halinde Yahudi yerleşimcilerin göç ettirilmeleri ve orada desteklenmeleri işini üstlerine almışlardır, okullar ve hastaneler inşa ederek Yahudi yerleşimlerini güçlendirmişlerdi, fakat sorun şu ki, Yahudiler Avrupa'yı bırakıp Filistin'e yerleşmek konusunda çekimser davranıyor ve isteksiz görünüyorlardı, onları Avrupa'dan uzaklaştırıp Filistin'e yönlendirecek bir sebep gerekiyordu, bu sebep II. Dünya Savaşı sayesinde güçlü bir şekilde ortaya çıkacaktı.
 Hitler ve soykırımı olmasaydı asla İsrail olamayabilirdi, altı milyon Yahudi'nin öldürülmesi -ki Hitler'i Almanya'da öldürdükleri genelde Yahudiliğinden büyük ölçüde vazgeçmiş ve hatta Alman milliyetçisi haline gelmiş Alman Yahudileri idi- Yahudi inancındaki -acı dolu deneyimlerin ardından kurulacak Siyon devleti fikrine uygun bir tablo oluşturmuştu. Bu seble olsa gerek Hitler'in uzun süre boyunca aile tarafından desteklenmesi ve aynı anda müttefiklerin de desteklenmeleri, Siyonist emellerinin gerçekleştirilmesi amacıyla ikinci savaşı altın bir fırsat görmeleri ve neticelerinin Yahudi inancına uygun bir yapıya kavuşacağını görmeleri nedeni ile olabilir denmektedir.
 ROTSHCHILD ve SOSYALİZM
 Bankacılık sistemi Rothschild'ların en büyük dayanaklarının başında gelir, aile ortaya çıkıp dünya para piyasasını ele geçirene kadar bankacılık devletin yürütmesi gereken bir iş olarak varlık gösterirdi, zamanla özel şahısların bankacılık yapabilmelerinin önünü açmışlarsa da bankaları büyük ölçüde ele geçirenler de kendileri olmuştu, bu bankalar sayesinde ABD'nin parası ile Rusya'da bulunan Komunistlere kredi verirler, ancak kimse bu duruma karşı dahi çıkamaz, Amerikan iç savaşından itibaren üzerinde çalıştıkları konuda başarılı olur ve ABD'nin para yönetim sistemini ellerine geçirirler, en etkili oldukları yer Wall Street'tir, Federal Rezerv Yasası'nı yürürlüğe sokturarak Amerikan halını büsbütün avuçlarının içerisine alırlar.
 Dünya üzerinde Rothschild'ler ile bağlantısı olmayan herhangi bir banka bulmanın mümkün olmadığı söylenmektedir, Morgan ve Kuhn Loeb gibi kuruluşların Rotshchild'lerin paravan kuruluşları oldukları iddiası oldukça güçlüdür.
 Bu noktada durup bir konuyu açıklığa kavuşturmaktayız, zengin bir ailenin kapitalist olmaya yatkın düşüncelere sahip olabileceğini tahmin etmek mümkündür, ancak Rothschild'lerin zenginliği başka bir zenginlik ile karşılaştırılabilecek ölçüde olmadığı gibi, aile bireyleri ne kapitalizm ne de başka bir siyasi/iktisadi ideolojiye yakınlık duymazlar, stratejilerine öylesi uyduğu için Sosyalizm'e yatkın bir algı geliştirmişler, özel şirketlerin güç kazanmasından ise devletin gücü elinde bulundurmasını tercih ederler, çünkü devlet ve devlet adamları da bu ailenin kontrolündedir, bu amaçlarına ulaşmaları durumunda her şeyin fiyatını belirleyebilecekler, rakipsiz olacaklar ve toplumu sosyalist çizgide, daha az masrafa sahip ancak emeğini tek bir kaynak için harcayan yeni tip bir kölelik formatına sokabileceklerdir. Ailenin zenginliğinin ulaştığı boyut, onları kapitalizmden fayda sağlamaktan öte bir konuma yerleştirmiştir, bilakis kapitalizm bu ailenin varlığı için ancak bir tehlike olabilir, başkalarının zenginleşmesini istemezler, sadece kendi zenginliklerine hizmet edecekleri insanları beslemekle yetinirler, olası rakiplerin ortaya çıkabilecekleri esnek şartları sevmezler. Bu perspektif ışığında ABD'nin komünizme açtığı savaşı ve yavaş da olsa sosyalizme teslim olmaya başlamasını tekrar düşünebilirsiniz. ABD gerçekten neden kapitalizm istiyor? Aksi takdirde tek bir ailenin kontrolüne asla kaçamamak üzere teslim olacağını bilmektedirler belki de, ne dersiniz?
 HÜMANİST DİNLER
Rothschild Para İmparatorluğu'nun dünya üzerinde sebep verdikleri olayları, uşakları haline getirdikleri önemli insanları anlatmak bu sayfalara sığmaz boyuttadır, kaldı ki okuyup araştırdıkça hayatımızın bu ailenin avucunun içerisinde olduğunu görmek insanda karmaşık duygular yaratabilmektedir, hayatımızın ipleri elimizde değilmiş gibi görebilmek mümkün ancak bu ne bütünüyle doğru ne de tamamıyla yanlış bir çıkarım olmayacaktır.
 İdeolojiler, hem de her türlüsü Rothschild'lerin amaçlarına ulaşmalarında en etkili yol olmuş görünmektedir, bu sağ ve sol ideolojiler ekseninde toplumları birbirlerine düşürmeyi başarmış ve çatışmalardan maddi ve manevi menfaat sağlamışlardır.
 Görünen o ki hangi ideolojik düşünceden olursa olsun insanlar bir şekilde istemsizce ve bilinçsizce de olsa bu ailenin kurguladığı dünya düzeni hayaline hizmet etmekten kaçınamıyorlar, belki de öteki tüm dinleri yok etmeye yönelik amaçlarına günümüzde "hümanist dinler" adı verilen bu ideolojilerin türemesini sağlayarak ulaşmaya çalışmak gibi bir hayalleri olması mümkün.
Marie-Helene de Rothschild, 1972 yılında "Sürrealist Balo" adı verilen bir davet düzenlemiştir, Salvador Dali'nin görevlendirildiği bu organizasyonda standart balo kıyafetleri ve sürrealist maskeler giyinmek zorunludur ve içeri girmek için önce gerçek anlamda karışık bir labirentten geçmek gerekmektedir, Dali bu parti için yeteneğini tam anlamıyla konuşturmuş ve kendi tasarımlarından maskeler yapmıştır, Marie-Helene bu Balo'da Masonlar tarafından kullanılan, Tapınakçılar'ın tapındıkları iddia edilen Bafomet maskesi ile katılmaktadır, bu teatral unsurlar ile dolu Sürreal Balo sayısız söylentiye neden olmuşsa da fotoğraflar ve tercih edilen imgeler üzerinden üretilen komplo teorileri aktarmaktan bu yazıda bilhassa kaçındım, Avrupa'nın köklü ailelerinden birinin teatral zevklere yönelmesini bu alana çok fazla meraklı olamayan bir insana anlatmak zor olabilir, kaldı ki Yahudiliği ile bu kadar gurur duyan bir aileyi "Satanist Paganlar" gibi tanıtmak bana pek rasyonel görünmedi, beni ilgilendiren özel hayatları da değil, o alanda ortaya çıkabilecek gariplikleri referans almanın insanı yanıltacağı görüşündeyim, sonuçta herkesin hayatında bir takım garip unsurlar bulunabilir ve bilhassa para içerisinde yüzen bir ailenin bireylerinin nelerden zevk alabilecekleri konusu beni aşar. Fakat bu Balo'da ortaya çıkan fotoğraflar o denli güzellerdir ki, bu yazının içerisine serpiştirmek hoş olabilir. Her ne ise, Rothschild'ler hakkında anlatılanların ufak bir kesimi dahi doğruysa ortada sıradan insanın ya da bir ve ya bir kaç devletin başa çıkmasının imkansız olduğu bir gücün varlığı kuşku götürmez boyuttadır. Yazımızı dilimize "Ah bir zengin olsam" olarak geçen şarkının orijinal sözleri ile son verelim, "Ah bir Rothschild olsam, tara tara ta ta..." Şıvan Okçuoğlu Odatv.com Kaynaklar: Dr. John Coleman - Rothschild Hanedanlığı Daniel Yergin – Petrol Paul Johnson – Yahudi Tarihi George Armstrong – Rothschild Para İmaparatorluğu John Keegan – Savaş Sanatı Tarihi

BOZUK YAHUDİLİK

Zarar veren kişilerden nasıl korunuruz, Zarar veren kişilerden uzak durmak için ne yapmak lazım.

Zarar veren kişilerden nasıl korunuruz, Zarar veren kişilerden uzak durmak için ne yapmak lazım.


Zarar veren kişilerden nasıl korunuruz, Zarar veren kişilerden uzak durmak için ne yapmak lazım.
Çevreye negatif enerji yayarak verdiği olumsuzluklarla zararlı olarak nitelendirdiğimiz insanların bir kısmı yaptıklarının farkında değilken, diğer bir kısım ise bilinçli olarak kaos yaratıp insanları kızdırmaktan büyük zevk alır. 
Fakat sonuç olarak, her şekilde gereksiz bir karmaşa ve en kötüsü de, stres yaratırlar. 
Travis Bradberry’nin paylaştığı negatif enerji yayan ve olumsuzluk yaratan bu tarz zararlı insanlarla baş etme yollarını Uplifers olarak sizlere sunuyoruz.
Araştırmalar, stresin beyin üzerinde kalıcı ve olumsuz bir etki yarattığını gösteriyor. Birkaç gün bile strese maruz kalmak, beynin mantık ve hafızadan sorumlu, önemli bir bölümü olan hipokampüsteki sinirlerin etkinliğini azaltıyor. 
Haftalar boyu yaşanan stres, beyin hücrelerinin birbirleriyle olan iletişimlerini hasara uğratırken, aylar süren stres ise, nöronları geri dönüşü olmayan bir şekilde yok ediyor. 
Stres, başarınızı ciddi anlamda tehdit ediyor; kontrolden çıktığında, beyniniz ve performansınız bundan büyük zarar görüyor. 
Peki başarılı insanların bu konudaki taktikleri nelerdir?
Özellikle her şeyden şikayet eden, zararlı insanlarla aralarına sınır koyarlar
Her şeyden şikayet eden negatif insanlar, sorunlara odaklandıkları için çözüm bulmada başarısız olurlar. 
Kendilerini daha iyi hissetmek için, herkesin onlar gibi mutsuz olmasını isterler. İnsanlar genelde kaba ya da duyarsız gözükmemek adına, bu insanların şikayetlerini dinlemek zorunda kalır. 
Fakat insanlara anlayışlı davranmakla, onların olumsuz duygularla dolu dünyasında çakılı kalmak arasında ince bir çizgi vardır.
Bu durumdan kurtulmak için, bir takım sınırlar koymanız ve gerektiğinde uzak durabilmeniz yeterlidir. 
Şöyle düşünün: Bütün gün sigara içen birinin yanında oturup, dumanını solur musunuz? Her şeyden şikayet eden insanlardan da bu şekilde uzak durmanız gerekir. Sınır koymanın en iyi yolu, şikayet eden insana, bu problemi nasıl çözmeyi düşündüğünü sormaktır. Bu soru karşısında ya susacak ya da sohbeti daha verimli bir yönde devam ettirecektir. 
Çatışmaları zararsız atlatırlar
Başarılı insanlar, duygularını okuyabilir ve ona göre doğru hamleler yapabilirler. Bir anlaşmazlık anında, kontrol edilemeyen duygular sizi istemediğiniz yollara sürükleyerek, ciddi anlamda zarar görecek şekilde davranmanıza neden olurlar. 
O yüzden, zararlı insanlarla aranızda bir anlaşmazlık çıktığında, savaş vermenin en mantıklı yolunu seçip, kendinizi zamanı geldiğinde savunmalısınız.
Mantıksız durumların üstesinden gelirler
Zararlı insanların davranışları o kadar mantıksızdır ki, sizi kolayca çileden çıkarabilirler. 
Fakat bu konuda dikkatli olmak lazım; kendinizi duygularınızın kontrolüne bırakıp, onların oyununa gelmeyin.
Karşınızdaki insan ne kadar mantıksız olursa, sizin de bu işin üstesinden gelmeniz aslında o kadar kolay olur. 
Böyle durumlarda, konuyla aranıza duygusal olarak bir mesafe koyun ve o kişiyle etkileşiminize, sanki bir bilim projesiymiş gibi yaklaşın. 
Duygusal karmaşaya değil, 
sadece gerçeklere göre hareket etmelisiniz.
Duygularının farkında olurlar
Duygusal bir mesafeyi korumak, farkındalık gerektirir. 
Damarınıza basan bir insanı, ne yaptığının farkında olmazsanız, durduramazsınız. 
Bazen, işin içinden çıkmanın en iyi yolunu bulmak için, durup düşünmeniz gerekir. 
Kafanızı toplayıp en iyi hamleyi yapmak için kendinize zaman tanıyın.
Kimsenin keyiflerini kaçırmasına izin vermezler
Tatmin ve keyif alma duygularınız, diğer insanların düşüncelerine bağlıysa, kendi mutluluğunuzu kontrol edemiyorsunuz demektir. Duygusal olarak zeki insanlar yaptıkları bir şeyden mutluluk duyduklarında, kimsenin fikirlerinin ya da art niyetli yorumlarının keyiflerini kaçırmasına izin vermezler.
Başkalarının sizin hakkınızda düşündükleri konusunda tamamen kayıtsız kalmak imkansız olsa da, kendinizi kimseyle karşılaştırmak zorunda değilsiniz. 
Ayrıca başkalarının fikirlerine ihtiyatlı yaklaşmanız gerekir. 
Bu sayede, kendinize verdiğiniz değer başkalarına bağlı olmadığından, zararlı insanların dedikleri ya da yaptıkları sizi etkileyemez.
Unutmazlar
Duygusal zekaya sahip insanlar kolay affeder ama bu, her şeyi unuttukları anlamına gelmez. Affetmek, hata yapan kişiye ikinci bir şans vermek demek değildir; daha çok, yola devam edebilmek için olumsuz durumları arkada bırakmayı amaçlar. 
Başarılı insanlar, başkalarının hataları yüzünden bir açmaza düşmek istemedikleri için, olan biteni arkada bırakıp, gelecekte de zarar görmemek adına kendilerini korurlar.
Kendileri hakkında olumsuz düşünmezler
Bazen, diğer insanların olumsuzlukları sizi de ele geçirir. 
İnsanların size davranış biçimleri karşısında kendinizi kötü hissetmeniz normal, fakat bunu aşmak ya da olumsuz duyguları daha da güçlendirmek, tamamen size bağlı. 
Kendiniz hakkında olumsuz düşüncelere kapılmanız, sizi zayıf düşürür, içinden çıkılması güç bir duruma sürükler. 
Üstelik çoğu zaman bu düşünceler, gerçeği yansıtmazlar. 
Dolayısıyla, her ne pahasına olursa olsun, kendi kendinizi kötülemekten uzak durun.
Sorunlara değil, çözümlere odaklanırlar
Dikkatinizi verdiğiniz yer, duygusal durumunuzu da belirler. Eğer karşılaştığınız sorunlara yoğunlaşırsanız, olumsuz hisleri ve stresi daha da uzatırsınız. Pozitif duygular yaratıp stresi azaltacak bir kişisel verimlilik hissiyatı oluşturmak için, içinde bulunduğunuz şartları daha iyi bir duruma sokacak eylemlere odaklanmalısınız.
Zararlı insanların sizi ne kadar zora soktuklarını düşünüp bu noktada takılı kalırsanız, gücü ele geçirmelerine neden olursunuz. 
Yapmanız gereken şey, bu konuyla nasıl baş edeceğinize odaklanmanızdır. 
Bu sayede kontrolü elde tutmak konusunda daha becerikli olur ve onlarla olan etkileşiminizde yaşadığınız stresi azaltırsınız.
Aldıkları kafein miktarına dikkat ederler
Kafein almak, adrenalin salgılamayı tetikler. 
Dolayısıyla bir tehditle karşılaştığınızda, ya kaçmanıza ya da sert bir şekilde tepki vermenize neden olur. 
Bu mekanizma, anında tepki verebilmek için, mantıklı düşünmenizi engeller. 
Eğer ormanda bir ayı tarafından kovalanıyorsanız bu iyi bir durum olabilir, fakat koridorda kızgın bir iş arkadaşınızla karşılaştığınızda, bu refleks pek de sizin lehinize olmaz.
Uykularını alırlar
Stres seviyenizi kontrol edebilme ve duygusal zekanızı artırmada, uyku çok önemli bir rol oynar. 
Uyuduğunuzda, beyniniz deyim yerindeyse şarj olur. 
Gün içinde yaşadıklarınıza şöyle bir göz atıp, gerekli olanları saklar, gereksizleri yok eder. 
Bu sayede zihniniz açık bir şekilde uyanırsınız. 
Eğer uykunuzu yeterince almazsanız, öz denetim, dikkat ve hafıza kapasiteniz azalır. 
Bununla birlikte uykusuzluk, stres hormonlarının seviyesini de arttırır. İyi bir gece uykusu sayesinde, zararlı insanlarla olan iletişiminizde daha pozitif, yaratıcı ve proaktif olursunuz.
Sonuç olarak, zorlayıcı insanlarla etkileşime girdiğinizde, yukarıda bahsettiğimiz stres azaltan yöntemleri kullanırsanız, beyniniz stresle daha etkin bir şekilde baş etmek konusunda antrenmanlı olur. Bu sayede gergin durumların olumsuz sonuçlarını daha az hissedersiniz.
Negatif İnsanlar ile Nasıl Başa Çıkılır?
Hayatın her alanında bin bir çeşit insan ile uğraşmak zorunda kalan kadınlar, iş yaşamından özel yaşamlarına kadar her noktada farklı tipte arkadaşlıklara ya da tanışıklıklara sahiptirler. 
Bu anlamda da bir takım durumlar ile karşılaşılması mümkündür. Özellikle de negatif enerji yüklü insanların kadınların hayatını çekilmez kılacağı açıktır. 
Bilhassa da günümüzde stres ya da farklı durumlardan kaynaklı olarak dikkat çeken bazı sıkıntılar bu yönde insanları etkiler. 
İşte tam da bu noktada negatif insanlar ile başa çıkma yöntemleri bilinmelidir. 
Eğer buna göre hareket edilirse hayat çok daha güzel, çok daha renkli geçecektir.
Negatif İnsanlara Nasıl Yaklaşılmalıdır?
Günlük hayatın içinde huzur bozan, kişiyi olumsuzluğa iten birçok sebep vardır.
 Ancak tüm bunlara bir de negatif enerji dolu ve olumsuzluk konusunda master yapmış insanlar eklendiğinde hayat iyice çekilmez olur. 
Eğer söz konusu durum ile nasıl başa çıkılacağı öğrenilirse bu tarz problemler de ortadan kalkacaktır.
Sorunsuz ilişki kurulabilen ve kişiyi mutlu eden insanlar çevrede oldukça güzellikler de artacaktır. 
Bunun tam tersinde yaşanan gerilim ve üzüntü de insanı mahveder. 
Bunun önüne geçmek için bir farkındalık yaratılmalıdır. 
Şöyle ki, kişiler etraflarındaki herkesin kendileri ile aynı düşünmeyeceğini, aynı kafa yapısına sahip olmayacağını, çeşitli sorunlar yaşanabileceğini ve farklı isteklerden kaynaklı fikir çatışmalarının olabileceğini kabul etmelidirler. 
Yani herkes sizin kadar dolu dolu, sizin kadar neşeli ve pozitif olmak zorunda değildir. 
Bunu bildiğiniz müddetçe de ilişkiler konusunda daha beklentisi düşük durumlar ile karşılaşabilirsiniz ve bu da sizi germez. 
Üstelik beklentinin düşük tutulup kabullenişin başladığı anlarda söz konusu kişilerin kim olduğu da önemini yitirir. 
Akraba, arkadaş ya da iş yerinden birileri de bu kategoriye girebilir.
Yine bu tarz kişilere karşı ön yargıları kaldırmak da çözümün bir parçasıdır. Herhangi bir insanın olumsuz olduğunu ve sizi de olumsuzluğa ittiğini başından itibaren düşünür ve kabul ederseniz, bu konuda da büyük sıkıntılar yaşamaya devam edebilirsiniz. Önemli olan tıpkı bireysel kabulleniş gibi karşınızdakilerin de aslında o kadar da negatif olmadığını görebilmektir.
Zor İnsan Modeli
Negatiflik konusunda fazlaca yansımalara sahip olan, şikâyet eden, surat asan, işleri yokuşa süren, kararsızlık yaşayan ve yaşatan pek çok kişi zor insan olarak nitelendirilebilir. Bu tarz insanları memnun etmek, mutlu etmek de öyle pek kolay olmayacaktır. Bunun yerine daha alttan alan, daha yönlendirici olan bir tavırlar konuşmak sizi memnun bırakabilir. Çünkü sert çıkmak, kalp kırmak ya da kavga edip kötü söz söylemek o insanı değiştirmeyeceği gibi toplumsal ilişkilerin de zarar göreceği bir ortamın hazırlanmasına sebebiyet verir. Tüm bunları aştıktan sonra ise daha rahatlamış hissetmeniz mümkündür.
En İyi Yöntem
Zor insanlar için kilidi çözmek, sorunları aşmak noktasında bazı detaylar dikkat çekerken, en iyi yöntem olarak ise polemiğe girmeden durumları aşmaktır. 
Son derece net kelimeler ve cümleler ile ifadelerin tamamlanması, herhangi bir sinir ya da öfke tepkisine karşın soğukkanlılığın korunması gibi durumlar bu anlamda ön planda yer alır. 
Pek çok sorunun bu şekilde çözüleceği görülebilir.
Kendinizi Olumsuz İnsanlara Karşı Koruyun
Eğer mutlu olmak istiyorsanız, kendinizi negatif insanlardan uzaklaştırmanın yanı sıra, olan bitene de iyimser bir bakış açısı ile yaklaşmalısınız.
Eminiz ki, her zaman kötü bir modda olan ve bu ruh halini başka insanlara da yaymakta usta olan birisini tanıyorsunuzdur. Bu insanlar engeller karşısında düşük bir toleransa sahiplerdir ve işler bekledikleri gibi gitmediğinde olumsuz tepki göstermeye programlanmış gibidirler. 
Peki kendimizi olumsuzluğa ve bu tarz pesimist tutumu olan insanlara karşı nasıl koruyabiliriz? 
Bazı insanlar neden hep kötü moddadırlar?
Uzmanlar, pesimistliğin arkasına saklanan insanların sürekli bir asabiyet duygusu içinde olduklarını ve kendilerine karşı derin bir tatminsizlik hissettiklerini söylemektedirler. 
Bu insanlar kendilerinin kurbanıdır çünkü gerçeklikle yüzleştiklerinde kendi tatminsizliklerinde debelenip dururlar.
Negatif insanlar gerçek bir depresyona ulaşamasa bile, düşük özgüvenden muzdariplerdir, bu da duygusuzluk, ilgisizlik ve küçümseme olarak ortaya çıkar, bunların hepsi birer duvardır. Bardaktan sadece bir damla dökülmüş olabilir ama bu negatif insanlar bu bardağın yarısını boş görmektediler. Güvenilmezdirler ve çevrelerindeki güzel şeylerin tadını çıkaramazlar, bunun yanı sıra kendi negatifliklerini etrafa saçmak için özel bir yetenekleri vardır.
Genellikle şöyle cümleler duyarız,
“Eğer bunu yaparsan sonucu iyi olmayacak” ve “Denemeye bile değmez, bu tarz işlerde hiç de iyi değilsin”. 
Biz bu tarz cümleleri göz ardı etmeye çalışsak bile, yine de hevesimiz kırılabilirler, özellikle de şöyle durumlarda:
Eğer negatif kişi aileden ve yakın birisiyse: baba, anne, partner...
Eğer negatif kişinin üzerimizde belli bir gücü varsa: 
Mesela patronunuz gibi…
Bu figürler hayatımızda sıkça gördüğümüz ve derin etkileri olan insanlardır. Bu tarz insanlar bizi rahatsız eder ve derinden etkiler, günlük olarak sürekli kendimizi korumaya çalışırız. Size kendinizi olumsuzluktan nasıl koruyacağınızı anlatacağız:
Olumsuz insanlara karşı kendinizi koruma yöntemleri
1. Sınır koyun
Bu insanlardan bazılarının size çok yakın olabileceğini aklınızda tutun, bu da şu demek oluyor ki; er ya da geç hayatınızda bir şekilde etkileri olacak, hatta gardınız düştüğü anda bunu yapmaları daha da kolay olacak. Buna karşı dikkatli olmalıyız, çünkü bu insanların olumsuz davranışları, hisleri ve yorumları özgüvenimizi küçümsememize yol açabilir, bu de bizi içeriden ruhsal olarak zedeler.
Bu insanların olumsuz davranışlarına karşı sınırlar koymamız gerekir: “Neden bu sunumu filanca değil de sen yapıyorsun?” “Ben yapıyorum çünkü bunun için yeteneğim var ve yapabilirim.” “Ona nasıl bakabilirsin ki? Senin gibi birine çok fazla.” “Bakıyorum çünkü ben de herkes kadar değerliyim ve hayatta mutlu olmaya hakkım var.”
Bu tarz insanların yorumlarıyla bize zarar vermemeleri için her zaman sınırlar koymak, çizgiyi aşmalarını engellemek en iyi seçenektir.
2. Problemi olan tek kişinin o olduğuna açıklık getirin
Bunu yapmak kesinlikle kolay değil. Yenilgiyi kabul etme ve kendine az değer verme hep negatif insanları hayattaki güzel şeylerden zevk almaktan mahrum etmiştir. Bu insanlara onların yanlış olduğu ve en önemlisi de sizin onlar gibi olmadığınızı gösterin. 
Olumsuz yorumlarına gülün geçin ve şöyle bir şeyle karşılık verin, 
“Sadece pozitif insanlar amacına ulaşır. Pozitif insanlar sadece hayatta oldukları için bile zevk alabilir.”
Bazen imrenmek güvensizlik gibi duyguların arkasına saklanır. Her zaman bu insanlara onların bakış açısının sadece problem getirdiğini göstermek gerekmektedir. Mutsuz insanlar; insanları böyle değerlendirir. Sizin üzerinizde ne olursa olsun etki bırakmalarına izin vermeyin.
3. İddialı olun
Bize zarar vermeye çalışan insanlara karşı en iyi yapılabilecek şey iddialı olmaktır. Her zaman ne istediğinizi bilmelisiniz, ve en çok istediğiniz şey mutlu olmak, hayatınızı yaşamak ve kendinize, aklınıza ne koyarsanız onu yapabilecek kapasitede olduğunuzu göstermek olmalıdır.
Olumsuzlukları dinlemek sizi hiç bir yere götürmez: 
“Buna değmez”, “Bunu yapamazsın”, “Bu iş hiç bir şekilde yürümeyecek.”. 
Hayat tecrübelerden oluşur ve zaman zaman hata yapmanız çok doğaldır, fakat tekrar ayağa kalkabilmeli ve neye başladıysanız onu bitirebilmelisiniz. İddialı olmalı, ve ne istediğinizi yüksek sesle göğsünüzü gere gere söyleyebilmelisiniz. Sınırları koyup, çizgiyi çekip, hiç bir durumda korkmadığınızı göstermelisiniz. Korkak olanlar negatif insanlardır, siz değil.
Duygu şemsiyelerimizi bu negatif insanlara karşı açmak kendimizi korumak için çok önemlidir. 
Eğer mümkünse, bu insanlara yardımcı olmayı deneyin, mutlu olmak için daha iyimser bir bakış açısı edinmeleri gerektiğini gösterin. 

Özsaygımızı yükseltmemiz gereklidir ve herkesin mutlu olmaya hakkı vardır ve bunların hepsini yapabilmek içinizdeki güçte saklıdır! 
Bu yüzden kendinize güvenin! Neden hep beraber bugünden itibaren bu düşünce tarzını benimsemiyoruz?

vefk-örnekleri-111

  vefk-örnekleri-111 vefk-örnekleri-111 by Charion Charion