8 Kasım 2020 Pazar

KIYAFET İLMİYLE OLUŞTURULAN ESERLER VE BU ESERLERDEN SEÇİLMİŞ ÖRNEKLER

Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:10, Sayı:1, Mart 2012 Doç. Dr. Mustafa Aksoy Armağan Sayısı 129 CBÜ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ Yıl : 2012 Cilt :10 Sayı :1 KIYAFET İLMİYLE OLUŞTURULAN ESERLER VE BU ESERLERDEN SEÇİLMİŞ ÖRNEKLER 

Araş. Gör. Ayşe YILMAZ Bitlis Eren Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ÖZET Bu makale -Batı’da fizyonomi olarak bilinen- dünyanın en köklü ilimlerinden birisi olan kıyafetnameleri içerir. 

Kıyafet kişilerin dış görünüşlerinin ve simalarının analizini yapma yöntemidir. Kıyafetname ikiye ayrılmaktadır: Şer’i, Hükmi. Makalede ilk kıyafetname örnekleri belirlenmiştir. 

En bilindik kıyafetnamelerden örnekler seçilmiştir. Bu örnekler iki grupta toplanmıştır: Kıyafetnamelerde geçen bazı uzuvların alametleri ve davranış alametleri. 
Anahtar Kelimeler: Kıyafetname, uzuvlar, kişilik tespiti 

KIYAFET KNOWLEDGE CREATED WORKS AND SELECTED EXAMPLES FROM THE WORKS ABSTRACT This article contains kıyafetnames -known as Physiognomy ın the West- which the most fundamental Eastern sciences. Kıyafet means the analysis of their external appearance and personality. Kıyafetname divided into two: Şer’i, Hükmi. The first kıyafetname samples determined in article. The most kıyafetnames were selected alternative example. They were collected from two groups: Some of the past Kıyafetnames organs of tracks and behavior tracks. Keywords: Kıyafetname, Organs, Personality Stable 

Giriş 
Kıyafetname ve firasetname birbirine çok yakın olan iki kavramdır. Konumuz kıyafetname firasetnamenin bir alt dalıdır. 
 Firaset “zeyreklik, yani zeki ve anlayışlı olmak demektir.” (Sivrihisarlı Şaban, Nr: 4009, v.3b.) şeklinde tanımlanır. 

Kıyafetname ise “Firaset ilminin dar manada Arap ıstılahında kıyafa denilen bir bilgi şubesine delalet eder.” (Macdonald, 1993: 640) diye ifade ediliyor. 
Kıyafetname “kıyafa: takip etmek, iz takip etme, peşi sıra gitmek manasına gelen k-v-f(kafe) kökünün mastarıdır.” (Macdonald, 1993: 640) 

“Konusu el, ayak, ten gibi dış görünüş unsurlarından kişinin ahlak ve karakter özelliklerini tahmin ve tespitte bulunmaktır.” (Çavuşoğlu, 2004: 34) Celal Bayar Üniversitesi 130 1. Kıyafetname Bölümleri 1.1. Şer’i Firaset: Nefsin ıslahı ile ulaşılan ruh gücüdür. 

Bu güce peygamberler, veliler ve nefsini olgunlaştırarak eşyanın arka planına ulaşmayı başarmış kişiler sahip bulunmaktadır. 
1.2. Hükmi Firaset: Çalışma ile elde edilecek bir bilim koludur. 

Bazı alt bölümleri vardır. a) İnsan Kıyafeti İlmi (Kıyafet-i Beşere): Dış görünüşten ahlakı anlamaya çalışan ilimdir. 
b) İz Kıyafeti İlmi (İlm-i İsr): Özellikle hayvan izlerinden tür, cinsiyet vb. anlayan ilimdir. 
c) İrafet İlmi: Ayet ve hadislerden yola çıkarak olayların açıklanması ilmidir. 
d) El ve Ayak İlmi: İnsanın elinde ve ayağındaki çizgilerle kişinin durumunu ortaya koyan ilimdir. 
e) Titreme/Seyirme İlmi: Vücuttaki seyirmelerden çıkarılan hükümleri bildiren ilimdir. 
f) İyafe ilmi: Kuşların uçuşundan mana çıkarma ilmidir. 
g) Riyafe İlmi: (Çavuşoğlu, 2004: 28-30) Yeraltındaki suları arayıp bulma ilmidir. 
h) Astroloji İlmi: Yıldızların durumundan insanın ruhi durumunu bulma ilmidir. 
ı) Remel İlmi: Özellikle kum üzerinde gelecekten haber vermeye yönelik oluşturulan bir ilim sahasıdır. 
Kıyafetname eski Hint, Çin, Mısır, Yunan ve bugün Batı’da fizyonomi adıyla bilinen ve kullanılan bir bilim dalı olup İslam kültüründe de Firaset ilmi adıyla kullanılmıştır.” (Çavuşoğlu, 2004: 9) 
“Bu bir ilimdir ki onunla insan ahlakı bilinir.” (Taşköprülüzade, Nr. 942/1, v.142) Kıyafetnameler özellikle insanın uzuvlarıyla ilgili hükümleri içeren manzum eserlerdir. 
Kıyafetnameler edebî maksatla yazılmamıştır. 
Ancak şekli ne olursa olsun asıl dikkat edilmesi ve önem verilmesi gereken husus bu kadim eserlerin içerdiği bilgilerdir. 
Kıyafet ilmi çerçevesinde eserler en fazla yüz ya da yüz elli beyit tutarında kısa manzumeler ve aynı hacimdeki mensur eserlerdir.” (Çavuşoğlu, 2004: 11) 
Alimler kıyafetname ilmini açıklarken ayet ve hadislerden de istifade etmişlerdir. 
Kuran-ı Kerim’de geçen şu ayet önemli bir çıkış noktası olmuştur: Araftakiler, yüzlerinden tanıdıkları kâfirlerden birtakım adamlara seslenirler.”(Kuran-ı Kerim 7/48) Bu ayette geçen “simalarından” kelimesi ile neyin kastedildiği konusunda da bazı görüşler ortaya konulmuştur. 
Mesela İbn-i Abbas bunu Müslüman bir insanın, yüzünden belli olacağı yaklaşımında bulunarak şöyle izah etmiştir. 
“Hz. Osman(r.a) şöyle buyurur: Her kim bir sırrı gizlerse Allah onun yüz hatlarından elinde olmadan çıkıveren sözlerle açığa Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:10, Sayı:1, Mart 2012 Doç. Dr. Mustafa Aksoy Armağan Sayısı 131 çıkarır.” 
Hz. Ömer(r.a)’in, her kim içini ıslah ederse Allah da onun dışını düzeltir.” dediği rivayet olunur.” (İbn-i Kesir: 7390) 
 Mevlana: “Bir insanın yaptığı işi ve sözü onun gönlünün şahididir. 
Sen bu ikisine bak, o kişinin içi nasıldır? 
Onlardan anla.” (Mevlana, 1997: 35) Balizade Mustafa Efendi ise kıyafetnameler hakkında olumsuz bir yargıya vararak şunları beyan etmiştir: “Bu ilim zandır, zira zan bazen hata bazen de isabettir.”(Balizade, Nr.4100) 

Seyyidzade Mevlana Ömer şöyle der: “İnsan türünün ahlak ve tabiatları birbirine yakın ve birbirinden farklı oldukları için bir köle ve cariye almak isteyince bunlardan iyilik ve kötülüğe işaret eden özelliklerini bilmeye yarayacak sağlam bir ölçütün bulunması önemli ve gerekli olduğundan, bazı büyük insanların, insanoğlunda bulunan özelliklerin delalet ettiği hal ve durumları ayrıntılarıyla açıklamak konusundadır.” (Seyyidzade, Nr.1064) 

Osmanzade Taib, Ahlak-ı Ahmedi adlı eserinde şöyle bir olay aktarır: “Bir gün İmam Şafive İmam Muhamed Haremişerif’te bir kişi gördü. Şafi, bu adamın demirci olduğunu; Muhammed de marangoz olduğunu söylediler. Sonunda adama sordular. 
Adam da daha önce demirci olduğunu fakat şimdi marangozluk yaptığını söyledi. Böylece her ikisinin da firasetli hükümleri doğrulanmış oldu.” Yine aynı eserde şöyle bir rivayette mevcuttur: “Nuşirevan, firaset ilminden hareketle şikayet edilen adamın boyunu posunu sordu; kısa boylu olduğu söylenince de tebessüm edip gereği gibi ferman etti.”(Osmanzade, Nr. 714) 

Katip Çelebi; Meşhur Grek hekim Hipokrat’ın bu ilmin üstatlarından olduğunu, hastalara teşhis koymakta ve tedavide bu ilimden yararlandığını belirtir. Aynı şekilde Plato, Aristo, Galen bu ilimle meşgul olmuşlardır. 

Helenistik kültürün yaygınlık arz etmesiyle fizyonomi ilmi de geçmiş Doğu İran ve Sasani imparatorlukları zamanında oldukça meşhur olmuştur. (Başkan,1987) Eflatun’un çehresini gördüğü kişinin, kişiliği hakkında tahminde bulunma olayı kaynakta şu şekilde geçer: “Bir dağ tepesinde inzivada bulunduğu sıralarda, buraya çıkan yolun başına bir nakkaş koyup kendisiyle sohbete gelenlerin resmini çizdirdiğini ve sohbete layık olup olmadıkları konusunda fikir elde ettiği belirtilir.” (Çavuşoğlu, 2004: 40) 

Kıyafetname özelliklerini 11.yüzyılda Kudatgu Bilig’de de görüyoruz. Yusuf Has Hacip eserinde Tanrı’nın Bey olmasını istediği kişiye buna münasip olan tavır ve hareket ile akıl ve kol kanat verdiğini vurgular. Günümüzde de beden dili adı altında da kıyafetname özelliklerinin sürdüğünü görmekteyiz. 

2. İlk Tertip Edilen Kıyafetnameler: 2.1. Arap ve Fars Toplumundaki İlk Kıyafetnameler 
a) İlk kıyafetname yazarlarından biri İmam Şafiî (h.150-204)‘dir. Ancak eseri hacimli değildir. 
b) Onu el-Kindi lakabıyla meşhur Yakup bin İshak izler. Aristo’nun Siyasetname’sini Yunancadan Arapçaya tercüme etmiş, on bölümden meydana gelen eserin ikinci bölümünü firasete ayırmıştır. Celal Bayar Üniversitesi 132 
c) Yuhanna İbnü’l-Bıtrik ise (m. 10.yy.) Aristo’nun İskender için yazdığı siyaset kitabını Kitabu’s-Siyase fi Tedbiti’r Riyase adıyla Arapçaya çevirmiştir. 
d) Muhammed ibni Zekeriyya Razi (h.240-320; m.854-932)’nin tıbba dair el-Mansuri isimli on makalelik kitabının ikinci makalesi firaset konusundadır. 
e) Katip Çelebi’nin bildirdiğine göre İbni Sina (h.370-428; m.980- 1036)’nın da bu konuda bir risalesi bulunmaktadır, ancak bugüne kadar ele geçmemiştir. 
f) Geverek-zade’nin Kıyafetname’sinde de İbni Sina’nın muasırı olan Ebu Sehl Mesihi’nin Arapça bir firasetnamesi olduğu bildirilmektedir. 
g) Aynı asır müellifklerinden Ebu Kasım Abdulkerim İbni Havazin Kuşeyri (h.376-464; m.986-1072)’nin Etvar-ı Selatini’l-müslimin adlı eserinin bir bölümü firasetle ilgili umumi hükümleri ihtiva etmektedir. 
h) Fahraddin Razi (h.544-606; m.1149-1206)’nin de Arapça yazılmış bu nevi eserlerin en iyilerinden biri olan bir Kitabu’l Firaset’i mevcuttur. 
i) Muhyiddin Arabî (h.544-606; m.1149-1209)’nin ise et-Tedbiratu İlahiyye fi İslahi’l-Memleketi’l-İnsaniyye isimli eserinin sekizinci babı firasetle ilgilidir.
 j) Ebu Abdullah ibni Muhammed ibni Ebu Talib Ensarî edDımışki’nin Kitabu’l-Adab ve’s-Siyase fi İlmi’n Nazari ve ve’l-Firase (telifi,750/1349)’sini bu mevzuda Arapça eserler arasında sayabiliriz. 
k) Farsça Kıyafetnamelerden Kemaleddin Abdürrezzak Kaşanî (öl.736/1335)’nin eserini; l)Derviş Abdurrahman Mîrek (m.14.yy.)’in Sultan Ebu Said Bahadır(öl.736/1335)’a ithaf ettiği Tuhfetü’l-Fakir’ini; m) Seyyid Ali Hemedanî (öl.786/1384)’nin Zahiretü’l-Müluk’unu; n) Hüseyin Vâız Kâşifî (öl.910/1504)’nin firasetle alakalı bir bölüm ihtiva eden Ahlâk-ı Muhsinî’sini ilk planda sayabiliriz. (Çavuşoğlu, 2004: 41) 

2.2. Türk Edebiyatındaki İlk Kıyafetnameler 

a) Bedri Dilşad Bin Muhammed Oruç’ un Sultan II . Murad’a ithafen (829/1426) yazmaya başladığı Muradname isimli mesnevisidir. Musiki ile ilgili 34. babda: Şu kim ag etlü durur ana nerm Olan perdeyi çalalar ola germ gibi birkaç beyitte, cilt, göz rengi ile musiki arasında bir münasebet kurulmuştur. Köle ve cariye satın almaktan bahseden kırkıncı babın başlarında: Evet bil ki âdem-şinas olmaga Her işe yarar olanı almaga Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:10, Sayı:1, Mart 2012 Doç. Dr. Mustafa Aksoy Armağan Sayısı 133 Gerekdür ki ilm-i firaset bile Bu kez özin ehl-i riyaset bile denilerek yer yer bu konuyla alakalı hususiyetlere temas olunmuştur. 

b) Fatih Sultan Mehmed devri vezirlerinden Mahmud Paşa’nın muhasibi ve 895/1490 yılında tamamlanan Selatinname isimli eserin müellifi Sarıca Kemal adı geçen manzumesinde; Ki düzdüm Türkî dilde iki nağme Firaset-nâmedir bir Sûz-nâme beytiyle iki kitabını daha haber vermektedir. Ancak bu eserin de hiçbir nüshası yoktur. Bunların, Hamdullah Hamdi’nin yaşadığı döneme yakın zamanlarda telif edildiği düşünülmektedir. 

c) Nüshası elimizde olan Türkçe ilk müstakil eser Akşemseddinzade Hamdullah Hamdi (h.853-909; m.1449-1503)’nin manzum Kıyafetname’sidir. 

d) Diğer Türkçe eserlerden Firdevs-i Rumi(II. Bayezid Devri)’nin Firaset-name’ sini; 

e) Sivrihisarlı Şaban’ın (938/1531)’de Damat İbrahim Paşa’nın emriyle yazdığı mensur ve manzum tercümesini; 

f) Bayramiyye meşayihinden İlyas ibni İsa-yı Saruhanî(öl.967/1539)’nin Kıyafetmane’sini; 

g) Abdülmecid ibni Şeyh Nasuh (öl.973/1565)’un manzum Kıyafetname’sini; 

h) Mustafa ibni Evrenos (974/982; 1556/1574)’un Kıyafetname’sini; 

i)Bali-zade Mustafa Efendi’nin (983/1575)’te tamamlayıp III. Murad’a ithaf ettiği eserini; 

j) Bali-zade’nin muasırı Nesimi’nin Kıyafetü’l-Firase’sini; 

k) Niğdeli Visali (1003/1595)’nin, padişahın cülus tarihinde veya daha sonra yazıp Sultan III. Mehmed’e ithaf ettiği Vesiletü’l-İrfan’ını; 

l)Lokman bin Hüseyin’in (1010/1601)’de yazdığı Kıyafetü’l-İnsaniyye fi Şemaili’l- Osmaniyye’sini; 

m) Şeyh Ömer Halvetî’nin (1032/1602) tarihli manzum tercümesini; 

n) Ömer Fani Efendi (öl.1032/1622)’nin Kıyafetname’sini; 

o) Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Kıyafetnamesi’ni; 

p) Mustafa Hami Paşa (öl.1295/1878)’nın Fenn-i Kıyafetname’sini; 

q) Hafız Hasan Geverek-zade (öl.1216/1801)’nin tercümesini belli başlı eserler olarak sayabiliriz. (Çavuşoğlu, 2004: 42-43) Edebiyatımızdaki mevcut kıyafetnamelerin genellikle mensur olduğunu ve yabancı eserlerden tercüme yahut adapte edilmiş eserler olduğunu söyleyebiliriz. 

Bunların içerisinde telif denebilecek en mühim eser Hamdullah Hamdi’nin Kıyafetnamesi’dir. Amil Çelebi, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Celal Bayar Üniversitesi 134 Kıyafetnamesi’ni de telife çok yaklaşan bir eser olarak zikretmiş olsa da bu eserin Hamdullah Hamdi’den etkilenilerek yazıldığı Ali Çavuşoğlu tarafından vurgulanmıştır. 

3. Kıyafetnamelerden Seçilmiş Örnekler Kıyafetname tek uzuv analizine değil bütün uzuvlardan elde edilen genel bir çıkarıma dayandırılmalıdır. Üstelik her insanın kıyafetnameyi içselleştiremeyeceğini bilmekte ve bildirmekte fayda görmekteyiz. Uzuvların ve kişilik hallerinin analizlerine tam vakıf olmak isteyen kimselerin bahsi geçen eserlerin tamamını okumaları da gerekmektedir. 

3.1. Kıyafetnamelerde Geçen Bazı Uzuvların Alametleri 
3.1.1. Ağız Deheni teng eğerçi bihcetdür / Ağzı dar olan güzeldir Havf-ı kalbe velî ‘alâmetdür / Fakat korkaklığa işarettir (A1 - 2 ) 
Agzı büyüktür şüci’ / Büyük ağızlı cesur Egri olandır şeni’ / Eğri ağızlı kötü olur (B3 ) 
3.1.2. Alın Cebhesi zayyık olanun / Alnı dar olanın Dayk olur hulkı anun / İçi de dar ve sıkıntılı olur Cephesi bî-çîn olan/ Alnında kırışık olmayan Kâhil olur bî-güman / Şüphesiz tembel olan (B) 
3.1.3. Ayak Ger uzun olursa pâ / Eğer ayak uzun olursa Sahibidür pür-haya / Sahibi çok hayalıdır (B) 
3.1.4. Baş Başı büyük büzürg himmet olur / Başı büyük olanın himmeti büyük olur(A) Yassı ise fark-ı ser / Başın üst kısmı yassı ise Sahibi çekmez keder / Bu kişi üzüntü çekmez (B) 
3.1.5. Boy Kameti her kimün ki olsa uzun / kimin boyu uzun olursa Olur ol sâfî-kâlb ü sâde-derün / kalbi saf ve içi temizdir Kısa olursa kibr ü kîne olur / Kısa olursa kibirli ve kinli olur(A) Kim ki vasat boyludur / Orta boylu olanlar Âkıl u hoş huyludur / Akıllı ve güzel huylu olurlar (B) 
3.1.6. Burun Enf eger olsa dıraz / Burnu uzun olanın Sahibidir fehmi az / Anlayışı az olur Enf eger olsa kasîr / Kısa burunlu olanlar 1 A-B-C ifadeleri üç farklı eseri temsil eder. 
2 Akşemseddinzade Hamdullah Hamdi, Kıyafetname, İstanbul Ü. Türkçe Yazmalar, Nr.1883. 
3 Erzurumlu İbrahim Hakkı, Kıyafetname(Marifetname isimli eserin içinde), İstanbul Arkeoloji Müzesi, Nr.142; Nr.1241. Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:10, Sayı:1, Mart 2012 Doç. Dr. Mustafa Aksoy Armağan Sayısı 135 Havf olur anda kesir / Fazla korkak olur Enf ucı ger olsa top / Burun ucu yuvarlak olsa Sahibi olur turup / Sahibi neşeli olur(B) 
3.1.7. Çene Çün enek ince ola hıffet olur / Çene ince olursa hafiflik olur Mu’tedil olsa ıssı ‘âkıl olur / Ölçülü olursa sahibi akıllı olur (A) 
3.1.8. Diş Çünki seyrek uvag ola dendân / Dişleri seyrek ve ufaksa Galiba zaf-ı cisme ola nişân / Muhtemelen bedenen zayıflığa işarettir (A) Mu’tedil olan dişi / Dişi ölçülü olanların Sıdk u safâdır işi / İşi hoş ve doğrudur (B) 

3.1.9. Dudak Yufka vu kırmızı olursa tudak / Dudak kırmızı ve ince olursa Anlanur lutfı tab’u fehm-i sebak / Anlayış sahibi olur (A) Şifte galiz olsa bil / Bil ki kalın dudaklının Sahibi mugzib sakîl / Kızgınlığı ağırdır (B) 

3.1.10. El Ger küçük olduysa el / Eğer el küçük olursa Bî-bedel olur güzel / Güzellikte bedelsiz olur (B) 

3.1.11. Göz Gözi büyügün ıssı kâhil olur / Gözü büyükler olgun olur Küçük olsa hafif ü muhmîl olur / Küçük olanlar hafif ve ihmalcidir Göz karası zekâ alametidir / Gözkarası zekaya işrettir (A) Çeşmi büyüktür zarîf / Büyük gözlü zarif ve narin olur Gözleri gök eşkar ak / Gözleri gök, kızıl ve ak olsa Olsa ol andan ırak / Ondan uzak dur (B) 

3.1.12. Karın Karnı büyük gabî ve cahil olur / Karnı büyük olan anlayışsız ve cahildir Küçük olsa zeki ve kâbil olur / Küçük olursa zeki ve kabiliyetli olur ( A) 

3.1.13. Kaş Kaş odur kim siyâh u ince ola / Siyah ve ince kaşlı olanın Nâzı vü şîvesi yirince ola / Nazı ve şivesi de yerinde odur Her ki kaşınun ince olsa ucı / Kaşının ucu ince olanın Eksik olmaya fitnesi ve güci / İşi gücü fitne çıkarmaktır (A) Kaşta çok olan kılı /Kaşının kılları çok olanın Mükesser olur gussalı / Üzüntüleri de çok olur ( B) 

3.1.14. Kulak Her ki har-gûş olursa câhildür / Eşek kulağı gibi büyük kulaklı cahil Gerçi hıfz eylemekte kâmildür / Fakat ezberi çok kuvvetlidir Lîk vardur büyüklüğünde delil / Ancak kulağın büyük olması delîldir Ki ola sahibinün ömri tavîl / Sahibinin ömrünün uzunluğuna A) Üzni küçük ugrıdur / Küçük kulaklı eğri Evsat olan togrıdur / Normal kulaklı doğru olur (B) 

3.1.15. Omuz Omuzu sivri olan / Omuzu sivri olanın Düzd olur işler yaman / İşleri de çok eğri olur (B) 

3.1.16. Parmak Barmagı ayası uzun olanun / Parmağının ayası uzun olanın Uzluk olur her işde işi anun / Her işte eli yatkın olur (A) Isbıı olan uzun / Parmakları uzun olan Fehm iledür pür-fünun / Anlayışı, fenleri çok olur(B) 

3.1.17. Renk Reng-i esmer nişân-ı fikr-i savâb / Esmer renk iyi fikre işarettir Rengi anun ki surh-ı sâfidür / Rengi saf kırmızı olanın Edebi vü hayası vâfîdür / Edebi ve utanması çok olur (A) Benzi kızıldır edîb / benzi kızıl olan terbiyeli Esmer olandır lebîb / esmer olan da zeki olur (B) Sarışın olan sevimlidir Saçı siyah doğru ve güvenilirdir (C4 ) 

3.1.18. Sakal Hem saçı çog u az ise sakalı / Sakalı az ve saç çok olursa Şerr içinde bulunmaya bedeli / Kötülükte benzeri yoktur Rîş odur kim ola dakîk u kalîl / İnce ve az sakallı olursa Fehm u ‘akl u zekaya delil / Anlayış, akıl ve zeka işaretidir(A) Olsa degirmi sakal / Sakal değirmi olsa Sahibidir pür-kemâl / Sahibi de çok olgun olur (B) 

3.1.19. Saç Aşkar olursa ola havf u gazab / Kızıl olursa korku ve öfke Esved olursa ola ‘akl u edeb / Siyah olursa akıllı ve edebli olur Saçı az olan lâtîf / Saçı az olan lûtufkâr Oldu ‘ârif u zârîf / Bilgiç ve nazik olur Saçı çok olsa zenin / Saçı çok olan kadının Fehmi az olur anın / Anlayışı az olur (A) Kim ki saçı sarıdır / Sarı sarı olan Kibr ü gazab kârıdır / Kibirli ve öfkelidir Kim ki saçıdır kara / Saçı kara olan Sabrı var anı ara / Sabırlıdır onu ara Kumral ise saç güzel / Kumral saç güzeldir Sahibidir bî-bedel / Sahibi emsalsizdir(B) 

3.1.20. Sırt Arkası yassı ehl-i kuvvet olur / Arkası yassı olan kuvvetli olur Sahibi cür’et ü sakamet olur / Sahibi cesur ve fakat noksandır Arka kılı delil-i şehvetdür / Arka kılı şehvete işarettir (A) 

 4 Seyyid Lokman Çelebi, Kıyafetü’l-İnsaniyye Fi Şemaili’l Osmaniye, İstanbul Ü., Türkçe Yazmalar, Nr. 6087. Zahrı arîz olanın / Sırtı enli olanın Kuvveti çokdur anın / Onun kuvveti çoktur (B) 

3.1.21. Yüz Yüzi büyük her işde kâhil olur / Yüzü büyük olan her işte olgun olur (A) Kibre küçüktür delîl / Küçük yüz kibre delildir (B) 

3.1.22. Ten Her kişinün ki yumşak ola eti / Eti yumuşak olan kişinin Lutf-ı tab’ı çoğ ola Fehmi iti / Mizaç ve anlayışının güzelliği çok olur Katı olursa kuvvet-i tendür / Katı olursa teni kuvvetlidir Issı ammâ galîz ü gevdendür / Fakat sahibi de kaba ve ahmaktır 

3.1.23. Tırnak Tırnak ak olması mübârek olur / Tırnağın ak olması bereket işaretidir (A) 
3.2. Davranış Alametleri 
3.2.1. Adım Hatvası dar olanın / Kısa adım atanların Cünbişi hoştur anın / Hareketi güzel olur (B) 

3.2.2. Gülmek Kande bisyâr olur ise hande / Kimde çok gülme olursa Umma anda muvafakat sen de / O insanla bir uyuşma bekleme Çün tebessüm edeb ‘alametidir / Çünkü tebessüm edebe işarettir Kahkaha bî-haya emâresidir / Kahkaha ise hayasızlığa işarettir (A) Yüz güleç vü söz lezîz / Yüzü güleç sözü tatlı olan Olsa o candır azîz / O insan azizdir sevilir (B) 

3.2.3. Hareket Cünbişi çok kimesne hod-bîn olur / Çok hareket eden bencil olur(A) 

3.2.5. Ses Her kimün gunneyile olsa sözi / sesi genizden gelen kişi Ahmak u kibr ü kine olur özi / Anlayışsız, kinli ve kibirli olur Sözde cünbişde her ki seri’ ola / Sözde ve harekette seri olanın Fikr vü Fehmi berk-a lâmi ola / Düşüncesi ve anlayışı şimşek gibidir Âlî-himmet olur bülend-âvâz / Yüksek sesliler yüce himmetlidir Kısa ünlilerün yürekleri az / Kısık seslilerin cesaretleri azdır 

(A) Er kişi sesli zenan / Erkek sesli kadınlar Ekseri söyler yalan / Çoğunlukla yalan söyler Sesi çatal olsa o can / sesi çatal olan kişi Halka eder bed-güman / Halktan kötülük geleceğini sanır 

(B) Sonuç Tarihi geçmişi çok eskilere dayanan kıyafetname eski Hint, Çin, Mısır ve Yunan gibi birçok toplumu etkilemiş, kişilerin dış görünüşlerinden yola çıkarak kişiliklerinin ortaya konulması hususunda ipuçları barındırmıştır. Batı’da fizyonomi adıyla bilinen kıyafetname, derin bilgi ve birikim sahibi olanların erişebileceği bir melekedir. 

Kıyafetname İslami açıdan iki ana kola ayrılmıştır. 
 Bunlardan ilki peygamberler, veliler ve nefsini olgunlaştıranların ulaştığı şer’i, diğeri kişinin çalışması sonucu elde ettiği hükmi kıyafetname mertebesidir. Bir insanı bütün olarak değerlendirme esasına dayalı olan kıyafetnamelerdeki isabet konusunda tartışmalar vardır. Bazı alimlere göre bu önyargıya neden olan bir uğraş, bazılarına göre akıllıca köklü bir tespittir. 

Günümüzde Batı’da yazılan kişisel gelişim kitaplarında da insanın kendini sevmesi ve tanıması özellikle vurgulanıyor. Hülasa insanlık çok evvelden beri dış görünüş ve simalardan kişilik ve ruh analizleri yapmaktadır. Bu yüzyılda da kıyafetnamelerin, erbabı olanlarca daha fazla gün yüzüne çıkarılması ve tüm insanlığın hizmetine sunulması gerektiği kanaatindeyiz. 

KAYNAKLAR Akşemseddinzade Hamdullah Hamdi, Kıyafetname, İstanbul Ü. Türkçe Yazmalar, Nr.1883. ANKAY, Aydın (1992) Ruh Sağlığı, Turkan Kitabevi, Ankara. Balizade Mustafa, İlm-i Firaset, Süleymaniye Ktb., İ.İ.Hakkı Bölümü, Nr. 1926. BALTAŞ, Zuhal ve Acar (1994), Bedenin Dili, Remzi Kitabevi, İstanbul. BAŞKAN, Ali Rıza (1987), Seyyid Lokman Çelebi’nin Kıyafetnamesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul. BİLGE, Emine (1981), Genetik, Ar Yay., İstanbul. ÇAVUŞOĞLU, Ali (2004), Kıyafetnameler, Akçağ Yay., Ankara. ÇELEBİOĞLU, Amil (1979), “Kıyafet İlmi ve Hamdullah Hamdi ile Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Kıyafetnameleri”, Ankara Üniversitesi, Edebiyat Fak. Dergisi, Ahmed Caferoğlu Özel Sayısı, Ankara, s. 305 ve devamı. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Kıyafetname (Marifetname isimli eserin içinde), İstanbul Arkeoloji Müzesi, Nr.142; Nr.1241. MACDONALD, D.B. (1993), Kıyafet, İA.Milli Eğitim Bakanlığı Yay.,C.4, s.640. İbn-i Kesir (1988), İbn-i Kesir Tefsiri (çev: Bekir Karlığa, Bedreddin Çetiner), Çağrı Yay., İstanbul. KAPLAN, Mehmet (1985), Tip Tahlilleri, Dergah Yay., İstanbul. Kınalızade Ali Efendi, Ahlak-ı Alai(haz: Hüseyin Algül), Tercüman 1001 Temel Eser. KÜLEKÇİ, Numan (1999), Mesnevi Edebiyatı Antolojisi, Kıyafetnameler, Aktif Yay., Erzurum. MENGİ, Mine (1978), “Kıyafetnameler Üzerine”, TDAY, Belleten, Ankara, s. 300 vd. Mevlana (1997), Mesnevi (çev: Şefik Can), Ötüken Yay., C.5-6, İstanbul. Osmanzade Taib, Ahlak-ı Ahmedi, Süleymaniye, Raşit Efendi Bölümü, Nr: 714. PAKALIN, Mehmed Zeki (1971), Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul. RAHMAN, Abdulkerim (1971), Uygur Folklorü(çev: Şener Yalçın – Erkin Emet), Kültür Bakanlığı Yay., İstanbul. Seyyid Lokman Çelebi, Kıyafetü’l-İnsaniyye Fi Şemaili’l Osmaniye, İstanbul Ü., Türkçe Yazmalar, Nr. 6087. Seyyidzade Mevlana Ömer el-Mekki el-Hüseyni, Zübdetü’l- İrfan fi Alameti’l- Ebdan, Sülaymaniye Basma Bağışlar Bölümü, Nr: 1064. Sivrihisarlı Şaban, Firasetname, Nuruosmaniye Kütüphanesi, Nr: 4099, v.3b. Sultan Veled, Maarif, (çev: Meliha Tarıkahya) Milli Eğitim Yay., İstanbul. Taşköprülüzade Ahmet Efendi, Mevzuati’l-Ulum (çev: Kemaleddin Mehmed), Kayseri Raşid Efendi Ktb. Nr. 942/1, v.142 TAYŞİ, Mehmet Serhat (1979), Kıyafet İlmi ve Seyyid Lokman Çelebi’nin Kıyafetnamesi, İslam Medeniyeti, C.IV, s. 2. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig (çev: Reşat Rahmedi Araf) Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara.

5 Kasım 2020 Perşembe

GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

 T.C.

GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
     4. HUKUK DAİRESİ
DURUŞMA TUTANAĞI
SAYI : 2020/576 Esas
CELSE NO : 3
CELSE TARİHİ : 03/11/2020
HAKİM : Sait IŞIK 30220
ÜYE                   : MEHMET ÇOBAN 41963
ÜYE                   : İBRAHİM KAYA 107571
KATİP : Şeyda ÖZEV 128481
Belirli gün ve saatte celse açıldı. Davacı Vekili Av. Vakkas Kendir ile davalı BİM A.Ş. Vekili Av. Şule Yüksel Akdeniz geldi. Açık yargılamaya devam olundu.
Davacı vekili ve davalı BİM vekilinin yetki belgesi ibraz ettikleri görülmekle okundu. Dosyaya eklendi.
Fer'i müdahil vekili Av. Cebrail Uskaner'n mazeret dilekçesi gönderdiği görülmekle okundu. Dosyaya eklendi.
Çukurova Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap var. Tapu kayıtlarının gönderildiği görülmekle okundu. Dosyaya eklendi.
Burak Apartmanı yönetimine yazılan müzekkereye cevap var. Sorulan tarihli herhangi bir karar bulunmadığının bildirildiği görülmekle okundu. Dosyaya eklendi.
Davacı vekilinden soruldu: Önceki beyanlarımızı tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep ederiz dedi
Davacı vekilinden soruldu: Ben dosyayı yetki belgesi ile takip ediyorum, kat malikleri ile ilgili tapu kayıtlarını da karşılaştırmak suretiyle araştırıp beyanda bulunmak için süre talep ederimdedi.
Davalı BİM vekili: Bu aşamada eksik hususların giderilmesini talep ederiz dedi.
G.D.:
1-Fer'i müdahil vekilinin mazeretinin kabulüne,
2-Davacı vekiline gelen tapu kayıtları ile ilgili araştırma yapıp beyanda bulunmak üzere süre tanınmasına,
3- Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle;
a) Bodrum katta bulunan alanların ortak yer olup olmadığı, ortak yer ise fiilen ne şekilde el atıldığının krokide gösterilerek projedeki amacına aykırı bir kullanım olup olmadığının, projedeki kullanıma aykırılık var ise projeye uygun hale getirilip getirilemeyeceği, getirilecek ise eski hale getirmenin yapının statiğine zarar verip vermeyeceği ve ne şekilde eski hale getirileceğinin ve maliyetinin tespiti,
b) Zemin tabliyesinin ne şekilde eski hale getirilebileceği,
hususlarında daha önce dosyada rapor düzenlemiş bilirkişiden Yargıtay bozma ilamı doğrultusundaayrıntılı ve uygulanabilir ek rapor alınmasının istenmesine,
c- Bilirkişiye mahallinde gerekli inceleme yapmak konusunda yetki verilmesine,
4- Bilirkişiiçin 300,00 TL ücret takdirine, avansın yatırılması için davacı vekiline iki hafta kesin süre verilmesine,
5-Dava konusu bağımsız bölümlere ilişkin tapu kayıtlarının kat mülkiyeti veya kat irtifakına geçiliş tarihinden itibaren tüm intikalleri gösterir şekilde gönderilmesi için Çukurova Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, masrafın avanstan karşılanmasına,
Bu nedenle duruşmanın 09/02/2021 günü saat 10:20 bırakılmasına karar verildi. 03/11/202010:06:22
Başkan 30220
e-imza
Üye 41963
e-imza
Üye 107571
e-imza

Katip 128481
e-imza

KAT İRTİFAKI – KAT MÜLKİYETİ – CİNS DEĞİŞİKLİĞİ



G i r i ş

Kentsel gelişim ve şehircilik modellerindeki değişimler sebebiyle kişilerin mülkiyet haklarını kullanım alışkanlıkları değişmiş, bu da yapı ve bağımsız bölüm tanımlarının

genişletilmesi, hak takiplerinin modellenmesi zorunluluğunu doğurmuştur. 

Bu makale ile parsel – yapı – bağımsız bölüm haklarının oluşturulması, tescili ve kullanımı konusunda işleyiş modeli anlatılmış ve tanımsal bir kurgu oluşturulmaya çalışılmıştır.

 

KAT İRTİFAKI – KAT MÜLKİYETİ – CİNS DEĞİŞİKLİĞİ

GİRİŞ

634 sayılı Kat Mülkiyeti kanunu 02.01.1966 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. Bu kanun ile kat mülkiyetinin düzenlenmesi, bir yapının ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli kat, daire, dükkân gibi bağımsız bölümlerinin her birinin müstakil mülkiyete konu edilmesi sağlanmıştır.

1966 yılında yasa hazırlanırken, belli bir arsa (parsel) üzerinde yapılmış veya yapılacak birden çok bağımsız bölümü kapsayan tek bir yapı söz konusu olmakta ve bütün olarak yer ve tesisler tek parsel ve tek yapı içinde yer almaktaydı. Bu nedenle, Kat Mülkiyeti Kanununda da, bağımsız bölümler üzerindeki mülkiyet hakkı, ortak yerler ve onlardan faydalanma, ana gayrimenkulün yönetimi, ortak giderlere katılma gibi hususlar düzenlenirken tek parsel, tek yapı düşüncesinden hareket edilmiştir.

Kırsal kesimden şehirlere yönelik göçün hızla artması, şehir nüfusunun çok kısa sürede büyük artışlar kaydetmesi, gecekondu olayının yanında, parseller üzerindeki yapıların çok sayıda bağımsız bölümü kapsayan büyük blok inşaata dönüşmesi ve bazen de aynı parselde, ortak alt yapı, yer ve tesislere sahip birden çok blok yapının yer alması sonucunu doğurmuştur. Kat Mülkiyeti Kanunu hazırlanırken öngörülmemiş olan bu durum, uygulamada özellikle yönetim ve ortak giderlere katılma açısından sorunlar ortaya çıkarmıştır. Kanun koyucu bu sorunlara belli ölçüde de olsa bir çözüm getirmek amacıyla, 13.4.1983 tarihli ve 2814 sayılı Kanunla, Kat Mülkiyeti Kanununa “Birden çok yapılarda uygulanacak özel hükümler” başlığı altında ek 3 üncü maddeyi ilâve etmiştir. “Toplu yapı” uygulamasının yaygınlaşması ile birlikte, “bir arsa üzerindeki birden çok yapı”ya ilişkin getirilen hüküm de yetersiz kalmıştır. Toplu yapıda, zorunlu olarak kamuya bırakılmış yol, park, ortak yer ve tesisleri olan birden çok yapının farklı parseller üzerinde inşa edilmesi sonucunu getirmiştir. Tek parsel esası üzerinden düzenlenmiş bulunan kat mülkiyeti rejimimiz, farklı parseller üzerinde inşa edilmiş, ortak yer ve tesisleriyle birbirleriyle bağlantılı birden çok yapının, sayıları yüzlerle, bazen binlerle ölçülen bağımsız bölümün uygulamada mülkiyet, yönetim, ortak gider gibi konularda ortaya çıkardığı sorunlara cevap verecek çözümleri kapsamadığı sonucu ortaya çıkmış ve Toplu yapı uygulamasının ortaya çıkardığı çok yönlü sorunların çözümlenmesi, Kat Mülkiyeti Kanununda yeni ve belli ölçüde ayrıntılı düzenlemelere yer verilmesini zorunlu kılmıştır.

Bu amaçla 28.11.2007 tarihinde 5711 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” çıkartılmış ve yürürlüğe konmuştur. Bu kanun ile kat mülkiyeti rejimimiz yeniden ele alınmıştır. Buna göre, Şehirlerdeki nüfusun büyük artışlar kaydetmesi, hızla çoğalan ve kat mülkiyetine tâbi olan binaların doğal afetler göz ardı edilerek yapılması sonucunu doğurmuştur. Doğal afetlerin başında ise deprem tehlikesi ve bunun yeterince ciddiye alınmaması gelmektedir. Bu tehlikenin önlenmesi amacıyla, öncelikle yeni yapıların tabiat ve çağın gereklerine uygun şekilde yapılmasının sağlanması, sonra da mevcut yapı stokumuzu, muhtemel tehlikeleri dikkate alarak incelemek ve yeterli şartları taşımayanları belirleyerek bunların sağlamlaştırılmasının sağlanması gerekmektedir. Özellikle mevcut yapılarda, gerekli tespit ve sağlamlaştırma çalışmalarını yapabilmek için, birden çok bağımsız bölümü kapsayan binaların bazı bölümlerinin ortak yerlerden sayılması, bu yerin tamirat giderlerine bütün kat maliklerinin katılması ve bağımsız bölümlerden birinde yapı güvenliğiyle ilgili teknik çalışmalar yapılırken gerektiğinde diğer bağımsız bölüm malikinin kendisine ait kısma girilmesine izin verme zorunluluğuna ilişkin hükümlerin Kanuna ilâve edilmesinin gerekliliği ortaya konmuştur.

Bürokrasinin azaltılmasına ilişkin çalışmalar sonucunda, kat mülkiyetinin kurulması aşamasında gerekli olan ancak, uygulamada ihtiyaç duyulmayan ve vatandaşa ek külfet getiren binaya ait fotoğraf ile her bağımsız bölümün arsa payını, kat, daire, iş bürosu gibi nev’ini ve bunların birden başlayıp sıra ile giden numarasını, varsa eklentisini gösteren ve ana gayrimenkulün maliki veya bütün paydaşları tarafından imzalanan listenin noterden tasdik edilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılarak hem uygulamaya hem de vatandaşa kolaylık sağlanmıştır.

Kat Mülkiyeti Kanununda değişiklik öngören bu yasada toplu yapıya ilişkin özel hükümlerin bir arada bulunmasının uygulamada sağlayacağı kolaylık dikkate alınarak ve Kanunun yapısını korumanın daha doğru olacağı düşünülerek “toplu yapıya ilişkin özel hükümler”e ayrı bir bölüm içinde yer verilmiştir.

Yasada, toplu yapıya ilişkin özel düzenlemeler yanında, uygulamada gerek mevcut binalardaki yapı güvenliği gerekse var olan diğer eksiklikleri, belirsizlikleri ve hakkaniyete aykırılıkları gidermeye yönelik olarak Kat Mülkiyeti Kanununun yürürlükteki bir kısım maddeleri değiştirilmiş, Kanuna yeni maddeler ilave edilmiş ve bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece, Kat Mülkiyeti Kanununda var olan eksiklik ve belirsizlikler giderilerek uygulamada birlik ve uyum sağlanmış, geciktirilmesi ileride telafisi güç ya da kat malikleri açısından menfi durumlar yaratacak veya hasar ve zararlara yol açabilecek durumlara ilişkin düzenlemeler yapılarak sorunlara daha adil ve hakkaniyete uygun çözümler getirilmiştir.

Daha sonra 07.07.2009 tarihinde 5912 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” çıkartılmıştır. 28.11.2007 tarih 5711 sayılı kanun ile getirilen düzenlemeler, tapu sicilinin güncel tutulmasının sağlanması ve bir kısım malî kayıpların giderilmesi amacıyla yapılmış ise de,

- Kanunun amacının ve getirdiği düzenlemelerin kamuoyunda yeterince anlaşılamamış olması,

- Kanunda belirtilen yükümlülükleri yapmak istemesine rağmen, tüm kat maliklerine ulaşamayan vatandaşların süresi içinde kat mülkiyetine geçememeleri nedeniyle idarî para cezasına muhatap olma ihtimalinin varlığı,

- Geçici 1 inci maddeyle öngörülen sürenin dolmasına kısa bir süre kalması nedeniyle belediyeler, tapu sicil müdürlükleri ve kadastro müdürlüklerinde oluşan yoğunluğun, bu yerlerde görülmekte olan kamu hizmetinin önemli ölçüde aksamasına neden olması, Gibi sorunları ortaya çıkarmış, idarî para cezası uygulamasının, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğunu göstermiştir.

5912 sayılı kanun ile kırtasiyeciliğin ve bürokrasinin mümkün olduğunca bertaraf edilmesi suretiyle vatandaşların yükünün azaltılması ve Türk Medenî Kanununun öngördüğü tapu sicilinin ve plânların güncel tutulmasının sağlanması ile bu alanda Devletin herhangi bir malî kayba uğramaması amacıyla kat irtifakı tesis edilmiş yapılar için resen kat mülkiyetine geçilebilmesi hususunda da düzenleme yapılmaktadır. 5912 sayılı Kanun, kat irtifakından kat mülkiyetine geçişi kolaylaştıran

hükümler getirmek amacıyla hazırlanmıştır.

YASAL DURUMUN ANALİZİ

634 sayılı kat mülkiyeti kanununun yürürlüğünden itibaren zaman içerisinde kanun metninde değişiklik ve eklentiler yapılmıştır.

634 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN

YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE

Değiştiren Kanunun Numarası 634 sayılı Kanunun değişen veya Yürürlüğe Giriş

1166 – 2.1.1969

2814 – 14.4.1983

3227 – 25.6.1985

KHK/431 – 13.2.1991

3770 – 11.2.1992

5378 42 7.7.2005

5627 42 2.5.2007

5711 3.4.10.11.12.13.14.18.19.20.22.23.25.26.29.30.31

28.11.2007

5912 3, 12, 14, Geçici Madde 1,2 7.7.2009

6111 24 25.2.2011

6462 42 3.5.2013

Tablodan da görüleceği üzere 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda en kapsamlı değişiklik 28.11.2007 tarihli 5711 sayılı yasa ile yapılmıştır. Bu kapsamlı değişikliğin nedenleri ise yasanın Genel Gerekçesinde belirtilmiştir. Buna göre;

– 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununun tek parselde tek yapı ve birden çok Bağımsız Bölüm ve ortak alanları kapsaması düşünülerek hazırlanmış olması, günümüzde ise bu kullanım alışkanlığının değişiklik göstererek, parseller üzerindeki yapıların çok sayıda bağımsız bölümü kapsayan büyük blok inşaata dönüşmesi ve bazen de aynı parselde, ortak alt yapı, yer ve tesislere sahip birden çok blok yapının yer alması sonucunu doğurmuştur,

– "Toplu yapı" uygulamasının yaygınlaşması ile birlikte, "bir arsa üzerindeki birden çok yapı"ya ilişkin getirilen hüküm de yetersiz kalmıştır. Toplu yapıda, zorunlu olarak kamuya bırakılmış yol, park, ortak yer ve tesisleri olan birden çok yapının farklı parseller üzerinde inşa edilmesi sonucunu getirmiştir. Tek parsel esası üzerinden düzenlenmiş bulunan kat mülkiyeti rejimimiz, farklı parseller üzerinde inşa edilmiş, ortak yer ve tesisleriyle birbirleriyle bağlantılı birden çok yapının, sayıları yüzlerle, bazen binlerle ölçülen bağımsız bölümün uygulamada mülkiyet, yönetim, ortak gider gibi konularda ortaya çıkardığı sorunlara cevap verecek çözümleri kapsamamaktadır.

– Yeni yapıların tabiat ve çağın gereklerine uygun şekilde yapılmasını sağlamak, sonra da mevcut yapı stokumuzu, muhtemel tehlikeleri dikkate alarak incelemek ve yeterli şartları taşımayanları belirleyerek bunları sağlamlaştırmak, gerekli tespit ve sağlamlaştırma çalışmalarını yapabilmek için, birden çok bağımsız bölümü kapsayan binaların bazı bölümlerinin ortak yerlerden sayılması, bu yerin tamirat giderlerine bütün kat maliklerinin katılması ve bağımsız bölümlerden birinde yapı güvenliğiyle ilgili teknik çalışmalar yapılırken gerektiğinde diğer bağımsız bölüm malikinin kendisine ait kısma girilmesine izin verme zorunluluğunun oluşması,

– Bürokrasinin azaltılmasına ilişkin çalışmalar sonucunda, kat mülkiyetinin kurulması aşamasında gerekli olan ancak, uygulamada ihtiyaç duyulmayan ve vatandaşa ek külfet getiren binaya ait fotoğraf ile her bağımsız bölümün arsa payını, kat, daire, iş bürosu gibi nevini ve bunların birden başlayıp sıra ile giden numarasını, varsa eklentisini gösteren ve ana gayrimenkulün maliki veya bütün paydaşları tarafından imzalanan listenin noterden tasdik edilmesi zorunluluğunun ortadan kaldırılması, Gibi gerekçeler sebebiyle 5711 sayılı kanun ile kapsamlı bir değişikliğe gidilmiştir. Bu kapsamlı değişikliğin en önemli hususlarından birisi de;

– 5711 sayılı kanunun 23. Maddesi ile 634 sayılı kanuna “Geçici Madde 1” şeklinde bir maddenin eklenmesi ve  5711 sayılı kanunun 7. Maddesi ile 634 sayılı kanunun 14. Maddesinin değiştirilmesi ve fıkra eklenmesidir.

5711 sayılı kanunun 23. Maddesi ile, “MADDE 23: 634 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 1: Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kat irtifakı kurulmuş ve üzerindeki yapılar tamamlanıp yapı kullanma belgesi alınmış bulunan anagayrimenkullerde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur. Bu anagayrimenkullerde yapı kullanma izninin alındığı tarihten itibaren tahakkuk eden vergi, resim ve harçlar kat mülkiyetine geçiş işlemleri sırasında cezasız olarak tahsil edilir. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin, kat mülkiyetinin kurulması için gerekli olan belgelerden eksik olanların tamamlanması için diğer kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine yazılı bildirimde bulunmasına rağmen, gereğini yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine, anagayrimenkul belediye sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir.” hükmü getirilmiştir.

Ayrıca 5711 sayılı kanunun 7. Maddesi ile,

“MADDE 7: 634 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. "Henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış bir arsa üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil edilmesi için o arsanın malikinin veya bütün paydaşlarının buna ait istem ile birlikte 12 nci maddenin (a) bendine uygun olarak düzenlenen proje ve plân, (b) bendindeki yönetim plânı ile (c) bendindeki listeyi tapu idaresine vermeleri lazımdır. Kat mülkiyetine geçişte ayrıca yönetim plânı istenmez."

"Yapıları tamamlanmış olan kat irtifaklı anagayrimenkulde, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin yazılı uyarısına rağmen, kat mülkiyetinin kurulması için tapu idaresine verilmesi gereken 12 nci maddede yazılı belgelerden eksik olanları tamamlamaktan veya imzalanması gerekenleri imzalamaktan kaçınan kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine, kendine ait her bağımsız bölüm için, anagayrimenkul belediye sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir."” hükmü getirilmiştir.

5711 sayılı kanunun 23. Maddesi ile 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununa var olmayan bir madde eklenmiştir. 23. Maddenin gerekçesinde; “Madde ile uygulamada, kat irtifaklı anagayrimenkullerin yapı kullanma izin belgesi alınmış ve tamamlanmış olmasına rağmen kat mülkiyetine geçilmediği, eşyaya bağlı borç niteliğinde olan kat irtifakının yıllarca devam ettiği görülmekle, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki kat irtifaklı yapıların, yürürlük tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunluluğu getirilmiş, ayrıca bu işlemi yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahipleri için idarî para cezası düzenlenmiş olup, bu para cezasının, kat mülkiyetine geçişte etkin ve yerinden denetimi gerçekleştirmek amacıyla anagayrimenkulün bulunduğu yere göre belediye veya mülkî amir tarafından verilmesi ve para cezasının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsil olunması hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, madde ile verilecek idarî para cezalarına ilişkin tebligatın nasıl yapılacağı, tebliğ tarihinden itibaren ne kadar süre içinde, hangi mahkemeye itiraz edileceği, itiraz üzerine mahkemece verilen kararların niteliği ve mahkemenin inceleme usulü düzenlenmiştir.” denmektedir.

5711 sayılı kanunun 7. Maddesi ile 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununun 14. Maddesi değiştirilmiş ve 14. Maddeye yeni fıkra eklenmiştir. 7. Maddenin gerekçesinde; “Madde ile, yapı kullanma izin belgesi alınmış ve tamamlanmış bulunan kat irtifaklı anagayrimenkullerin, eşya hukukunda asıl olan kat mülkiyetine geçilmesi için yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıllık süre verilmiş olup, bu süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin yazılı uyarısına rağmen kat mülkiyetinin kurulması için tapu idaresine verilmesi gereken 12 nci maddede yazılı belgelerden eksik olanları tamamlamayan veya imzalanması gerekenleri imzalamayan kat irtifak hakkı sahipleri için idarî para cezası düzenlenmiş olup, bu para cezasının, kat mülkiyetine geçişte etkin ve yerinden denetimi gerçekleştirmek amacıyla anagayrimenkulün bulunduğu yere göre belediye veya mülkî amir tarafından verilmesi ve para cezasının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsil olunması hükme bağlanmıştır.

Madde ile verilecek idarî para cezalarına ilişkin tebligatın nasıl yapılacağı, tebliğ tarihinden itibaren ne kadar süre içinde, hangi mahkemeye itiraz edileceği, itiraz üzerine mahkemece verilen kararların niteliği ve mahkemenin inceleme usulü düzenlenmiştir. Ayrıca, madde ile 12 nci maddede yapılan değişikliğe paralel değişiklik yapılmıştır.” denmektedir.

Bu anlamda kanun koyucu 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununun kapsamlı olarak değiştirilmesinde ilk defa eklenen Geçici Madde bir ile kapsamı, 14. Madde değişikliği ve eklentisi ile de şeklini çizmiştir. Bu hali ile kanun koyucu;

o 5711 sayılı kanunun yürürlük tarihi itibariyle kat irtifakı kurulmuş anagayrimenkullerde, yapı kullanım izin belgesi alınmış ve tamamlanmış olanların, 2 yıl içerisinde kat mülkiyetine geçilmesini öngörmüş ve bununla ilgili müeyyideleri belirlemiştir.

o 5711 sayılı kanunun yürürlük tarihi itibariyle kat irtifakı kurulmuş anagayrimenkullerde, yapıları tamamlanmış olanlarda yapı kullanım izin belgesi alındığı tarihten itibaren 1 yıl içerisinde kat mülkiyetine geçilmesini öngörmüş ve bununla ilgili müeyyideleri belirlemiştir.

Görüleceği üzere kanun koyucu 5711 ile net bir ayrım ortaya koymuştur. Buna göre 5711 sayılı kanunun yürürlük tarihi itibariyle kat irtifakı kurulu olan anagayrimenkuller uygulamaya konu edilmiş, yapıları tamamlanmış ve yapı kullanım izinleri alınmış olanların 2 yıl içerisinde (5711/23.md. – 634/Geçici Madde 1), yapıları tamamlanıp yapı kullanım izinleri kısmen alınanların da en son alınacak yapı kullanım iznini takiben 1 yıl içerisinde (5711/7.md. – 634/14-2 md.) kat mülkiyetine geçmesinin zorunluluğunu ortaya konmuş bu senaryoya uymayanlar ile ilgili zorlayıcı önlemler alınmıştır.

Zaman içerisinde, 5711 sayılı kanun ile getirilen hükümler ve eklentilerin uygulamada oluşturduğu aksaklıklar ve zorluklar fark edilerek 07.07.2009 tarihinde 5912 sayılı kanun yürürlüğe konmuştur. 5912 sayılı kanunun Genel Gerekçesinde;

– “14/11/2007 tarihli ve 5711 sayılı Kanunla 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa eklenen geçici 1 inci maddeyle, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kat irtifakı kurulmuş ve üzerindeki yapılar tamamlanıp yapı kullanma izin belgesi alınmış bulunan anagayrimenkullerde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunluluğu getirilmiş ve belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin, kat mülkiyetinin kurulması için gerekli olan belgelerden eksik olanların tamamlanması için diğer kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine yazılı bildirimde bulunmasına rağmen, gereğini yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine, anagayrimenkul belediye sınırları içerisinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülki amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

– Yine aynı Kanunla, 634 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine eklenen dördüncü fıkra ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 28/11/2007 tarihinden sonra yapıları tamamlanmış olan kat irtifaklı anagayrimenkulde, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunluluğu getirilmiş, belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin yazılı uyarısına rağmen, kat mülkiyetinin kurulması için tapu idaresine verilmesi gereken 12 nci maddede yazılı belgelerden eksik olanları tamamlamaktan veya imzalanması gerekenleri imzalamaktan kaçınan kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine, kendine ait her bağımsız bölüm için, anagayrimenkul belediye sınırları içerisinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

– Belirtilen düzenlemeler, tapu sicilinin güncel tutulmasının sağlanması ve bir kısım malî kayıpların giderilmesi amacıyla yapılmış ise de,

- Kanunun amacının ve getirdiği düzenlemelerin kamuoyunda yeterince anlaşılamamış olması,

- Kanunda belirtilen yükümlülükleri yapmak istemesine rağmen, tüm kat maliklerine ulaşamayan vatandaşların süresi içinde kat mülkiyetine geçememeleri nedeniyle idarî para cezasına muhatap olma ihtimalinin varlığı,

- Geçici 1 inci maddeyle öngörülen sürenin dolmasına kısa bir süre kalması nedeniyle belediyeler, tapu sicil müdürlükleri ve kadastro müdürlüklerinde oluşan yoğunluğun, bu yerlerde görülmekte olan kamu hizmetinin önemli ölçüde aksamasına neden olması, gibi nedenler idarî para cezası uygulamasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurmaktadır.

Öte yandan, Tasarı ile kırtasiyeciliğin ve bürokrasinin mümkün olduğunca bertaraf edilmesi suretiyle vatandaşların yükünün azaltılması ve Türk Medenî Kanununun öngördüğü tapu sicilinin ve plânların güncel tutulmasının sağlanması ile bu alanda Devletin herhangi bir malî kayba uğramaması amacıyla kat irtifakı tesis edilmiş yapılar için resen kat mülkiyetine geçilebilmesi hususunda da düzenleme yapılmaktadır. Tasarı, kat irtifakından kat mülkiyetine geçişi kolaylaştıran hükümler getirmek amacıyla hazırlanmıştır.” denmektedir.

Böylece 5711 sayılı kanun ile yapılmak istenen değişiklikler tekraren ele alınmış “Türk Medenî Kanununun öngördüğü tapu sicilinin ve plânların güncel tutulmasının sağlanması ile bu alanda Devletin herhangi bir malî kayba uğramaması amacıyla kat irtifakı tesis edilmiş yapılar için kat mülkiyetine geçilebilmesi hususu” yeniden düzenlenmiştir.

Burada baz alınan unsurun, 5711 sayılı kanunun yürürlük tarihi itibariyle kat irtifakı kurulu anagayrimenkuller olduğu, 5912 sayılı kanunun Genel Gerekçesinden rahatlıkla anlaşılmaktadır ve Devletin herhangi bir mali kayba uğramaması dikkat çekilen konulardan olmuştur.

5912 sayılı kanunun 4. Maddesi ile,

“MADDE 4 – 634 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kat irtifakı kurulmuş ve üzerindeki yapılar tamamlanıp yapı kullanma izin belgesi alınmış yapılarda, kat irtifakına sahip ortak maliklerden birinin başvurusu veya yapı kullanma izin belgesinin yetkili idarece tapu idaresine gönderilmesi üzerine zorunlu deprem sigortası poliçesi dâhil başkaca hiçbir belge aranmaksızın kat mülkiyetine resen geçilir.” hükmü getirilmiştir.

5912 sayılı kanunun 3. Maddesi ile,

“MADDE 3 – 634 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. “Henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış bir arsa üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil edilmesi için o arsanın malikinin veya bütün paydaşlarının buna ait istem ile birlikte 12 nci maddenin (a) bendine uygun olarak düzenlenen proje ile (b) bendindeki yönetim plânını tapu idaresine vermeleri lazımdır. Kat mülkiyetine geçişte ayrıca yönetim plânı istenmez.” “Yapının tamamlanmasından sonra kat irtifakının kat mülkiyetine çevrilmesi, kat irtifakının tesciline ait resmi senede ve 12 nci maddede yazılı belgelere dayalı olarak, yetkili idarece yapı kullanma izin belgesinin verildiği tarihten itibaren altmış gün içinde ilgili tapu idaresine

gönderilmesi üzerine resen yapılır.” hükmü getirilmiştir.

5912 sayılı kanunun 4. Maddesi ile 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununun Geçici Madde 1 Maddesi değiştirilmiştir. 4. Maddenin gerekçesinde; “Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kat irtifakı kurulmuş ve yapıları tamamlanarak yapı kullanma izin belgesi alınmış binaların, kat irtifakına sahip ortak maliklerden birinin başvurusu veya yapı kullanma izin belgesinin yetkili idarece tapu idaresine gönderilmesi üzerine kat

mülkiyetine resen geçileceği hususu düzenlenmiştir.” denmektedir.

5912 sayılı kanunun 3. Maddesi ile 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununun 14. Maddesi değiştirilmiştir. 3. Maddenin gerekçesinde; “634 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde yapılan düzenlemeler paralelinde anılan Kanunun 14 üncü maddesi yeniden düzenlenmekte ve konusuz kalan idari para cezası yürürlükten kaldırılmaktadır.” denmektedir.

Görülüyor ki 5912 sayılı kanun 5711 sayılı kanun ile yapılmak isteneni yapmak ve eksik, aksak hususları gidermek üzere gündeme getirilmiştir. 5912 ve 5711 sayılı kanunları bu yüzden müştereken irdelemek gerekmektedir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununu bu iki ana değişikliği irdeleyerek incelemek gerekirse; 5711 ile eklenen Geçici Madde 1;

GEÇİCİ MADDE 1: Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kat irtifakı kurulmuş ve üzerindeki yapılar tamamlanıp yapı kullanma belgesi alınmış bulunan anagayrimenkullerde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur.

Bu anagayrimenkullerde yapı kullanma izninin alındığı tarihten itibaren tahakkuk eden vergi, resim ve harçlar kat mülkiyetine geçiş işlemleri sırasında cezasız olarak tahsil edilir. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin, kat mülkiyetinin kurulması için gerekli olan belgelerden eksik olanların tamamlanması için diğer kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine yazılı bildirimde bulunmasına rağmen, gereğini yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahiplerinden her

birine, anagayrimenkul belediye sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir .”

5912 ile değiştirilen Geçici Madde 1;

“GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kat irtifakı kurulmuş ve üzerindeki yapılar tamamlanıp yapı kullanma izin belgesi alınmış (bulunan anagayrimenkullerde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur.

Bu anagayrimenkullerde yapı kullanma izninin alındığı tarihten itibaren tahakkuk eden vergi, resim ve harçlar kat mülkiyetine geçiş işlemleri sırasında cezasız olarak tahsil edilir. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin, kat mülkiyetinin kurulması için gerekli olan belgelerden eksik olanların tamamlanması için diğer kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine yazılı bildirimde bulunmasına rağmen, gereğini yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahiplerinden her

birine, anagayrimenkul belediye sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir.) yapılarda, kat irtifakına sahip ortak maliklerden birinin başvurusu veya yapı kullanma izin belgesinin yetkili idarece tapu idaresine gönderilmesi üzerine zorunlu deprem sigortası poliçesi dâhil başkaca hiçbir belge aranmaksızın kat mülkiyetine resen geçilir.

İki madde birlikte incelendiğinde 5912 sayılı kanunun amacının 5711 ile getirilen cezai müeyyidenin ortadan kaldırılması ve işlemlerin bürokratik süreçlerinin kısaltılması olduğu net olarak anlaşılmaktadır.

5711 öncesi 634/14. Madde;

“Madde 14 — Henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış olan bir arsa üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil edilebilmesi için, o arsanın malikinin veya bütün paydaşlarının buna ait bir dilekçe ile birlikte 12 nci maddenin (a), (c) ve (d) bentlerine uygun olarak yapılan ve belediyece tasdik olunan proje ve plân ile diğer belgeleri tapu idaresine vermeleri lâzımdır.

Bir arsa üzerinde kat irtifakları ancak sözleşmede veya dilekçede her kat irtifakının ilgili bulunduğu bağımsız bölüme tahsisi istenen arsa payı, arsanın kayıtlı olduğu kütüğün (Beyanlar) hanesinde belirtilmek suretiyle kurulur ve yapının, verilen projeye göre tamamlanmasından sonra kat mülkiyetine konu olacak bağımsız bölümlerinin numarası ve bu bölümlere bağlı eklentiler kütüğün beyanlar hanesinde belirtilir.

Yapının tamamlanmasından sonra kat İrtifaklarının kat mülkiyetine çevrilmesi, irtifak sahiplerinden biri tarafından istenince, tescil, kat irtifakının tesciline ait resmî senete ve 12 nci maddede yazılı belgelere ve anagayrimenkulün bağımsız bölümlerinin, evvelce verilmiş olan plâna uygunluğunun belediyece tasdikine dayanılarak yapılır. 

5711 ile değişik 634/14. Madde;

“Madde 14 — Henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış olan bir arsa üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil (edilebilmesi) edilmesi için, o arsanın malikinin veya bütün paydaşlarının buna ait (bir dilekçe) istem ile birlikte 12 nci maddenin (a) bendine uygun olarak düzenlenen proje ve plan, (b) bendindeki yönetim planı ile (c) bendindeki listeyi ((c) ve (d) bentlerine uygun olarak yapılan ve belediyece tasdik olunan proje ve plân ile diğer belgeleri) tapu idaresine vermeleri lâzımdır.

Bir arsa üzerinde kat irtifakları ancak sözleşmede veya dilekçede her kat irtifakının ilgili bulunduğu bağımsız bölüme tahsisi istenen arsa payı, arsanın kayıtlı olduğu kütüğün (Beyanlar) hanesinde belirtilmek suretiyle kurulur ve yapının, verilen projeye göre tamamlanmasından sonra kat mülkiyetine konu olacak bağımsız bölümlerinin numarası ve bu bölümlere bağlı eklentiler kütüğün beyanlar hanesinde belirtilir.

Yapının tamamlanmasından sonra kat İrtifaklarının kat mülkiyetine çevrilmesi, irtifak sahiplerinden biri tarafından istenince, tescil, kat irtifakının tesciline ait resmî senete ve 12 nci maddede yazılı belgelere ve anagayrimenkulün bağımsız bölümlerinin, evvelce verilmiş olan plâna uygunluğunun belediyece tasdikine dayanılarak yapılır.

Yapıları tamamlanmış olan kat irtifaklı anagayrimenkulde, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin yazılı uyarısına rağmen, kat mülkiyetinin kurulması için tapu idaresine verilmesi gereken 12 nci maddede yazılı belgelerden eksik olanları tamamlamaktan veya imzalanması gerekenleri imzalamaktan kaçınan kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine, kendine ait her bağımsız bölüm için, anagayrimenkul belediye sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir. 

5912 ile değişik 634/14. Madde;

“Madde 14 — Henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış olan bir arsa üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil edilmesi için, o arsanın malikinin veya bütün paydaşlarının buna ait istem ile birlikte 12 nci maddenin (a) bendine uygun olarak düzenlenen proje (ve plan),ile (b) bendindeki yönetim planını (ile (c) bendindeki listeyi) tapu idaresine vermeleri lâzımdır. Kat Mülkiyetine geçişte ayrıca yönetim planı istenmez.

Bir arsa üzerinde kat irtifakları ancak sözleşmede veya dilekçede her kat irtifakının ilgili bulunduğu bağımsız bölüme tahsisi istenen arsa payı, arsanın kayıtlı olduğu kütüğün (Beyanlar) hanesinde belirtilmek suretiyle kurulur ve yapının, verilen projeye göre tamamlanmasından sonra kat mülkiyetine konu olacak bağımsız bölümlerinin numarası ve bu bölümlere bağlı eklentiler kütüğün beyanlar hanesinde belirtilir.

Yapının tamamlanmasından sonra kat İrtifak (lar)ının kat mülkiyetine çevrilmesi, (irtifak sahiplerinden biri tarafından istenince, tescil,) kat irtifakının tesciline ait resmî senete ve 12 nci maddede yazılı belgelere (ve anagayrimenkulün bağımsız bölümlerinin, evvelce verilmiş olan plâna uygunluğunun belediyece tasdikine dayanılarak yapılır) dayalı olarak, yetkili idarece yapı kullanma izin belgesinin verildiği tarihten itibaren altmış gün içinde ilgili tapu idaresine gönderilmesi üzerine resen yapılır.

(Yapıları tamamlanmış olan kat irtifaklı anagayrimenkulde, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunludur. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin yazılı uyarısına rağmen, kat mülkiyetinin kurulması için tapu idaresine verilmesi gereken 12 nci maddede yazılı belgelerden eksik olanları tamamlamaktan veya imzalanması gerekenleri imzalamaktan kaçınan kat irtifak hakkı sahiplerinden her birine, kendine ait her bağımsız bölüm için, anagayrimenkul belediye sınırları içinde ise belediye, belediye sınırları dışında ise mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası verilir.) 

Şeklinde son halini almıştır. Bu yasal düzenlemeleri bütüncül olarak incelediğimizde kanun koyucunun

o 5711 sayılı kanunun yürürlük tarihi itibariyle kat irtifakı kurulmuş anagayrimenkullerde, yapı kullanım izin belgesi alınmış ve tamamlanmış olanların resen kat mülkiyetine geçilmesini öngördüğünü,

o 5711 sayılı kanunun yürürlük tarihi itibariyle kat irtifakı kurulmuş anagayrimenkullerde, yapıları tamamlanmış olanlarda son yapı kullanım izin belgesi alındığı tarihten itibaren 60 gün içerisinde resen kat mülkiyetine geçilmesini öngördüğünü,

Anlamak gerekir.

Burada ilk baz alınacak konu, Kat İrtifakının 28.11.2007 tarihinden önce kurulmuş olması, böyle ise, ikinci baz alınacak konu, yapıların tamamen yada kısmen bitmiş olması durumuna göre tamamen bitmiş ise resen, kısmen bitmiş ise yapıların tamamlanması sonrasında en son yapı kullanım izin belgesinin verildiği tarihten itibaren 60 gün içinde resen kat mülkiyetine geçişin sağlanması gerekir.

Bunların dışında, 28.11.2007 tarihinden sonra kurulmuş olan kat irtifaklı anagayrimenkullerde kat mülkiyetine geçiş işlemlerinin talebe binaen Talebe Bağlı Hizmet olarak yürütülmesi gerekir.

Bu düzenlemeler neticesinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce 03.08.2009 tarihinde 2009/14 sayılı Genelge çıkartılmış ve uygulamaya nasıl yön verilmesi gerektiği anlatılmıştır.

Bu genelge ile;

1. 5912 sayılı Kanun değişikliği ile; Kat İrtifakından Kat Mülkiyetine geçişte, “zorunlu deprem sigortası poliçesi” (DASK) ile ilk defa “Kat İrtifakı” ya da “Kat Mülkiyeti” kurulmasında “noter tasdikli liste” istenilmesi uygulaması kaldırılmıştır.

2. Kat İrtifaklı Yerlerin Kat Mülkiyetine Çevrilmesi; Kat Mülkiyeti özel bir mülkiyet çeşidi olup 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu Kanunun 1 inci maddesine göre Kat Mülkiyeti, tamamlanmış binalar üzerinde kurulabilir. Binanın bitmiş olması yapı kullanma izin belgesine bağlıdır. Kat Mülkiyeti Kanununda değişiklik yapan 5912 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi yapı kullanma izin belgesi verildikten sonra binanın kat mülkiyetine resen geçilmesini öngörmektedir. Kat irtifakına sahip ortak maliklerden birinin başvurusu veya yapı kullanma izin belgesinin yetkili idarece (Belediye sınırları içinde Belediyelerce. Belediye sınırları dışında Valiliklerce) Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesi üzerine Kadastro Müdürlüğünce "tescil bildirimi (beyanname)" tanzim edilerek Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilecektir. Tapu Sicil Müdürlüğünce başkaca bir belge istenmeden resen kat mülkiyetine geçilecektir.

3. Toplu Yapılarda ise: 634 sayılı Kanuna eklenen geçici 2. Maddesine göre 5912 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 07.07.2009 tarihinden önce kurulan toplu yapılara ait yönetim planlarının. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanun hükümlerine uyarlanması amacıyla yapılacak ilk değişiklik taleplerinde: değişiklik için mevcut kat malikleri kurulunun salt çoğunluğu ile karar alınması ve yeni yönetim planı mevcut kat maliklerinin imzalan bulunması halinde tapu kütüğünün beyanlar hanesindeki eski yönetim planının tarih ve yevmiyesi terkin edilerek yeni yönetim planının tarih ve yevmiyesi alınmak sureti ile düzeltme işlemi yapılması gerekmektedir.

4. Uygulamada ortaya çıkabilecek mahalli birimler arasındaki koordinasyon eksiklikleri Valiliklerce giderilecektir. Şeklinde talimatlandırılmıştır. Genelge, özü itibariyle yasal düzenlemenin yapım şeklini aynı yasada ki gibi açıklamıştır.

SONUÇ

634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununda yapılan düzenlemeler 28.11.2007 tarihli 5711 sayılı kanun, 07.07.2009 tarihli 5912 sayılı kanun ile sonuçlandırılmıştır.

– 5711 sayılı yasanın yürürlük tarihi olan 28.11.2007 tarihinden önce Kat İrtifakının Kurulmuş olması koşulu ile anagayrimenkul üzerindeki tüm yapıların 28.11.2007 tarihinden önce tamamlanmış olması ve Yapı Kullanım İzin Belgelerinin tümü alınmış olması durumunda kat mülkiyetine resen geçilmesi gerektiği,

– 5711 sayılı yasanın yürürlük tarihi olan 28.11.2007 tarihinden önce Kat İrtifakının Kurulmuş olması koşulu ile anagayrimenkul üzerindeki yapıların bir kısmının 28.11.2007 tarihinden sonra tamamlanmış olması ve en son verilen Yapı Kullanım İzin Belgesinin düzenlendiği tarihten itibaren 60 gün içinde belgenin gönderilmesi ya da ibraz edilmesi durumunda kat mülkiyetine resen geçilmesi gerektiği,

– 60 günlük süre içerisinde Yapı Kullanım İzin Belgesinin gönderilmemesi ya da ibraz edilmemesi durumunda kat mülkiyetine Talebe Bağlı Hizmet olarak Döner Sermaye ve Tapu Harçlarının tahsil edilmesi suretiyle geçilmesi gerektiği,

– 5711 sayılı yasanın yürürlük tarihi olan 28.11.2007 tarihinden sonra kurulan kat irtifaklı anagayrimenkullerde kat mülkiyetine Talebe Bağlı Hizmet olarak Döner Sermaye ve Tapu Harçlarının tahsil edilmesi suretiyle geçilmesi gerektiği, Sonucu 634, 5711 ve 5912 sayılı kanunların bir bütün olarak incelenmesinden anlaşılacaktır.

5711 sayılı yasanın yürürlük tarihi olan 28.11.2007 tarihinden bu yana Tapu Müdürlüklerince Kat Mülkiyetine geçiş işlemleri ve Kadastro Müdürlüklerince Cins Değişikliği işlemleri, 5912 sayılı kanunun Genel Gerekçesinde de, Devletin herhangi bir malî kayba uğramaması amacıyla kat irtifakı tesis edilmiş yapılar için kat mülkiyetine geçilebilmesi belirtildiği halde, pratikte uygulayıcıların yanlış algılamaları ve kanunun uygulanma şeklinin anlaşılamaması sonucunda hatalı olarak işlemlere konu edilmiştir.

Uygulamanın yukarıda açıklanan inceleme ve gerekçeler doğrultusunda yapılması Devletin herhangi bir malî kayba uğramaması temel amacını doğrulayacaktır.

Dava konusu bağımsız bölümlere ilişkin tapu kayıtlarının kat mülkiyeti veya kat irtifakına geçiliş tarihinden itibaren tüm intikalleri gösterir şekilde gönderilmesi için 
Çukurova Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, masrafın avanstan karşılanmasına, 



 

vefk-örnekleri-111

  vefk-örnekleri-111 vefk-örnekleri-111 by Charion Charion