Erzurumlu İbrahim Hakkı (Rahmetullahi Aleyh) Anadolu da yaşayan evliyânın ve ulemânın büyüklerindendir.
Babası Osman Efendi de evliyâdan bir zât idi. İbrâhim Hakkı 1115 (m. 1703) senesinde Erzurum un Hasankale kasabasında doğdu. Tillo da hocası İsmâil Fakîrullah Hazretleri nden ilim öğrendi. Onun sohbetleriyle kemâle erdi. Sofiyye-i aliyye ismi verilen evliyânın büyükleri arasına girdi.
Kâdirî idi. Bir ilim ve ma rifet hazînesi olan Ma rifetnâme isimli eseri pek kıymetlidir (m. 1781) senesinde Siirt in Tillo kasabasında vefât etti. Tillo da, hocası İsmâil Fakîrullah Hazretleri nin kabrine komşu olacak şekilde defnedildi. 18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda batı ve doğu kültürlerini bir arada aktarmaya çalışan önemli düşünürlerden birisidir.
1747'de İstanbul'a gitmiş ve Sultan I. Mahmud'un Saray Kütüphanesi'nde çalışmaya başlamıştır. Daha sonra müderrislik yapmasının uygun olduğu düşünülerek Erzurum Abdurrahman Gazi Zaviyedarlığı'na atanmıştır. 1755'te bir kez daha İstanbul'a giden İbrahim Hakkı, 1757'de Hasankale'ye dönmüş ve ünlü eseri Marifetname'yi yazmaya başlamıştır. İbrahim Hakkı Hazretleri nin sahip olduğu pozitif ilimleri en iyi gösteren eserlerden biri de, dünyaca ün yapmış "Işık Hadisesi"dir. İbrahim Hakkı Hazretleri, 18. yüzyılın ortalarında zirvesinde olduğu astronomi bilgisini de kullanarak kurduğu sistemle bunu gerçekleştirmiştir: 21 Mart ve 23 Eylül, güneşin ekvatora dik düştüğü ve böylece gün ve gecenin eşitlendiği ekinoks günlerinde güneş ışığı, kendisi tarafından kurulan sistemle türbe içindeki Hocası İsmail Fakirullah Hazretleri'nin kabri başına düşmüştür."işık Hadisesi" olarak bilinen bu sistem, Türbe'nin restore edildiği 1960'lı yılların başına kadar da çalışmıştır.
Ne yazıktır ki, restorasyon sırasında Türbe'nin orijinal yapısında değişiklikler olmuş ve 260 sene önce kurulan bu muhteşem sistem, çalışmaz duruma gelmiştir. Siirt ve Tillo ilçesi açısından büyük öneme sahip olan bu sistemi yeniden çalıştırmak amacıyla Siirt Valiliğince, bakanlıklar nezdinde yapılan girişimler sonucu; TÜBİTAK başta olmak üzere çeşitli üniversitelerden oluşturulan 7 kişilik bilim heyetince çok önemli çalışmalar gerçekleştirilmiş ve nihayetinde 50 yıldan beri bozuk olan güneş düzeneğinin yeniden bilim dünyasına kazandırılması sağlanmıştır. Işık Hadisesi'nin gerçekleştiği Türbe, bir büyük ve iki küçük kubbenin örttüğü iki oda bir hol ile 8 köşeli ve 10 m yüksekliğinde bir kuleden ibarettir.
Her yıl gece ve gündüzün eşit olduğu 21 Mart ve 23 Eylül'de"Işık Hadisesi" bu türbede gerçekleşmektedir. İbrahim Hakkı Hazretleri, Tillo'nun 3-4 km doğusunda bir tepe üzerinde harçsız taşlarla bir duvar yaptırır. Halk arasında Kal'at-ül Üstad diye bilinen bu duvarın etkisiyle, yeni doğan güneşin ilk ışınları Türbenin tümünü gölgede bırakırken, duvarda bulunan 40X50 cm ebadındaki pencereden geçen güneş ışınları, türbe kulesinin penceresine ve oradan da kırılmak suretiyle türbe penceresinden İsmail Fakirullah Hazretlerinin sandukasının başucunu aydınlatmaktadır.
İbrahim Hakkı Hazretleri bu sistem ile ilgili olarak,"yeni yılın ilk güneşi, eğer hocamın başucuna düşmezse, ben o güneşi neyleyim!.."diyerek Hocası İsmail Fakirullah Hazretleri ne karşı olan saygısını göstermektedir. Eserlerinde güzel ahlakı, dini heyecanı, ilahi aşkı işleyen İbrahim Hakkı, aynı zamanda bilim, bilimin önemi ve bilimsel faaliyetlerin değerini de vurgulamıştır. Bu amaçla bir çok eser kaleme almıştır. Ancak onun en çok tanınan eseri ise Marifetname'dir. Doğu ve Batı biliminin birlikte verilmeye çalışıldığı ansiklopedik bu kitap, nazım ve nesir şeklinde kaleme alınmış, hikmetli bir dille yazılmış hacimli bir kitaptır.
Kitabın değişik tarihlerde bir çok baskısı yapılmış, ayrıca Fransızca, Farsça ve İngilizce ye çevrilmiştir. Bu da onun yazıldığı tarihten sonraki dönemlerde de ilgi çektiğini göstermesi bakımından önemlidir. Eser bir giriş, üç ana bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Girişte evrenin yaradılışı, gökler, melekler, cennetler, Güneş, Ay, yıldızlar, Ay ve Güneş tutulması, Kaf Dağı, Arz'ın katmanları, cehennem, Adem'in yaratılışı ve kıyamet belirtileri gibi konularda açıklamalar yer almaktadır. Birinci bölüm hikmet, felsefe ve tasavvufla ilgilidir.
Maddenin mahiyeti, arazlar, akıllar, ruhlar ve varlığın temelini oluşturan dört unsur (anasır-ı erbaa) konusunda bilgiler içermektedir. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname adlı eserinde, kâinatın var oluş konusunu işlerken anasır-ı erbaa görüşüne özellikle yer vermektedir. İbrahim Hakkı, kâinatın ortaya çıkışı konusunda meşşai filozofların, özellikle de İbni Sina nın felsefi modelini takip eder. Ona göre Allah tan sudûr ederek ortaya çıkan kâinat, ay altı ve ay üstü âlemi olarak ikiye ayrılır.
On akıl ve felekler, ay üstü âlemine ait ulvi (semavi) varlıklar iken ateş, hava, su ve topraktan oluşan dört unsur, ay altı âlemine ait süfli (aşağı) cisimlerdendir. Dört unsur, dünyadaki varlıkların yapı taşlarıdır. Bu unsurlardan ay üstü âlemdeki varlıkların etkisiyle sırayla madenler, bitkiler, hayvanlar ve insanlar ortaya çıkmıştır. Yine bu bölümde aritmetik, geometri, astronomi ve astroloji, denizlerin ve karaların yararları, iklimler, yeni ve eski astronomi sistemleri, madenler, bitki ve hayvanlar alemi, ve evrim konusunda bilgiler verilmiştir.
İkinci bölümde ise insan anatomisi, canlı fizyolojisi, insanda yapı ve karakter arasındaki ilişkiyi ele alan kıyafetname bölümü, rüyalar, ruh ve beden temizliği, yemek ve uyku rejimi, cinsel ilişki, ölümün gerekliliği, ruh ve beden ikilemi, ruhun bedenden ayrılması konuları işlenmiştir. Marifetname'nin en ilginç kısımlarından birisi de Kıyafetname adı verilen kısmıdır. Manzum olan bu kısımda karakterle insan yapısı arasındaki sıkı ilişkiyi göstermeye çalışmıştır. İbrahim Hakkı'nın üzerinde durduğu diğer bir konu da canlı yapısı ve işlevidir.
Ona göre, insanın kemiği, kası, ve çeşitli organları hakkında bilgi sahibi olmak Yüce Allah ı anlamak, onun büyüklüğünü, sanatının gücünü kavramakta yararlı olacaktır. Üçüncü bölüm ise, insan için bilginin önemi, Kuran'ın bu konularda sağladığı yarar ve önem, öteki dünya, akıl, zikr ve özellikleri, evliya hikmeti ve faziletleri gibi konulara ayrılmıştır. Sonuç bölümünde ise ahlak ve görgü kuralları ele alınmıştır.
Burada güzel ahlakın öneminden, eğitim ve öğretimin ilkelerinden, köle ve efendisinin davranış esaslarından, akrabaların birbirlerine nasıl davranması gerektiğinden, velilerin ve fakihlerin davranışlarının nasıl olması gerektiğinden söz edilmiştir. Kitap incelendiğinde, Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın üzerinde en çok durduğu konunun astronomi olduğu görülür.
Burada Batlamyus ve Copernicus kuramları hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. Eski ve yeniyi kaynaştırma isteğinin güzel bir örneği olan bu anlatımında İbrahim Hakkı aynı zamanda, dünyanın yuvarlaklığını göstermek için daha önceden bilinen bir çok delili sıraladıktan sonra, gezegenler, yere olan uzaklıkları, burçlar, diğer yıldızların ve gezegenlerin güneşe göre pozisyonları hakkında da bilgiler vermiştir. Yine yapıtta Doğu ve Batı yarıkürelerinin haritaları verilmiş, Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları oldukça güzel bir şekilde gösterilmiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder