16 Ekim 2021 Cumartesi

BÖLÜM 10 - BAZI DİN ADAMLARININ SAVUNMALARI


 BÖLÜM 10 - BAZI DİN ADAMLARININ SAVUNMALARI


İnsanın  aklına  ister  istemez  bu  cinayetleri,  skandalları,trajedileri okuyunca, 'Ya İslam önderleri buna karşı suskunmu kalmışlar, hiç mi bir şey dememişler, olacak iş mi?' gibisorular  geliyor.  İslam  âlimlerinin  ezici  çoğunluğu  olaylarıanlatıp  geçmiş,  dokunup  irdelememişler;  ama  birkaç  yazar(onlar  da  asırlar  sonra  yaşayanlar)  konular  hakkındasavunmalar  yapmışlardır.  Şimdi  bazı  örnekler  vereceğim;inanıyorum  ki  okur  bunları  okuyunca  hayretler  içindekalacak.Hatırlanacağı  gibi  halife  Ömer,  Hüzeyfe'yi,  "Acaba  ben  debildiğin  münafıklar  içinde  var  mıyım?"  şeklinde  zamanzaman  yokluyordu  diye  anlatmıştım.  Bu  konuda  ilkin  ünlüİslam  düşünürü  İmam  Gazali'nin  görüşünden  başlamakistiyorum.  Kendisi  şunları  aktarıyor.  Hüzeyfe  münafıklarıbiliyordu,  Muhammed  bu  konuda  onu  özel  olarak  seçipbilgilendirmişti. Kendisi o münafıkları detaylıca biliyordu. Oyüzden  halife  Ömer'le  Osman  ve  başka  önemli  sahabelerzaman  zaman  ondan  bilgi  edinmek  istiyorlardı.-  "Biz  deonların arasında var mıyız yok muyuz" diye hep sorarlardı.Ama Hüzeyfe kimsenin ismini vermek istemezdi. Hatta Ömerkendisi hakkında, "Ben de o münafıklar içinde var mıyım?"diye yokladığında, o hayır diyordu. İmam Gazali bu kadarını

anlatıyor. Kendisi, İbni Hazm gibi olayı anlatanlar yalancıdır,güvensiz  kişilerdir  gibi  yakıştırmalarda  bulunmuyor  ve  bubeyanatları olduğu gibi kabul ediyor. (417)Besevi'nin,  Ömer'in  o  meşhur  sorusuna  karşı  yaptığısavunma,  Gazali'ninkinden  farklıdır;  şöyle  diyor:  Ömer'in,"Ben de o münafıklar listesinde var mıyım?" şeklinde sorusorması, bilgi edinmesi mümkün değildir, bu yalandır diyor.Çünkü  Bedir  harbine  katılmış,  henüz  dünyada  iken  cennetmüjdesini  almış,  Muhammed'in,  "Benden  sonra  peygamberolsaydı Ömer peygamber olacaktı. Her toplumun bir ermişivardır; ümmetimin de ermişi Ömer'dir." gibi takdirlerini almışbir Ömer, nasıl olur da, bu ifadeyi kullanır. Besevi böyle biraçıklama  yaptıktan  sonra  İbni  Hazm  gibi  olayı  anlatanlaraçatıyor,  kurtuluşu  onlardan  birini  kötülemekte  buluyor  ki,Besevi  dışında  hiçbir  İslam  âlimi  onun  kötülediği  kişiyegüvensiz biridir dememiştir.Şöyle ki, "Bu hadisi anlatanlardan Zeyd b. Vehb adındaki kişiyalancının tekidir." diyor ve kendince böyle bir savunmayıyeterli buluyor. Kaldı ki, sözünü ettiği Zeyd b. Vehb, Hicri 76yılında, Besevi ise ondan 2 asır sonra ölmüştür. Peki, sormaklazım:  Be  hey  Besevi,  sen  bu  adamın  yalancı  olduğununereden  biliyorsun,  var  mı  senin  alıntı  yaptığın  bir  İslamikaynak! Yok. İşin gülünç yanı, Besevi'nin bu açıklamasını,kitabını tahkik edip redaksiyonunu yapan Dr. Ekrem ZiyaettinÖmeri  dipnotunda  onu  yalancı  çıkarıyor  ve  şöyle  diyor:Hadisleri  aktaran  kişilerin  durumunu  değerlendiren  İbniHacer ve Zehebi, "Herkesin ittifakla güvenilir dediği Zeyd b.Vehb için, Besevi'nin onun hakkında, 'güvensizdir' ifadesini

kullanması  yerinde  bir  açıklama  değil,  talihsiz  biraçıklamadır." (418)İlginçtir ki, hem Zehebi, hem de İbni Hacer Ömer'in "Ben demünafıklar  listesinde  var  mıyım?"  sözü  üzerine  uyduruksavunmalar  yaptıkları  halde,  buna  rağmen  Besevi'nin  buşekildeki  savunmasını  kabul  etmemişlerdir.  İşte,  kitaptaanlatılan  bir  kısım  olaya  karşı  yapılan  komik  savunmalarasomut  bir  örnek.  Daha  bitmedi;  Besevi'nin  iftirasını  onunmeslektaşlarının delilleriyle teşhir edeceğim.İbni Hacer ve Zehebi'nin, Besevi'nin sözünü ettiği Zeyd b.Vehb hakkındaki değerlendirmeleri şöyle: İbni Hacer, Zeyd b.Vehb, Hz. Muhammed'in yanına giderken yolda vefat ediyor.Başta  halife  Ömer,  Osman  ve  Hz.  Ali  olmak  üzere  birçoksahabeden  hadisler  rivayet  etmiştir.  (419)  Kendisinden  debirçok kişi bu hadisleri bir sonraki nesle aktarmışlardır diyor(İsimlerini  de  veriyor).  İbni  Hacer  onun  hakkında  şunu  daaktarıyor: A'meş demiş ki, Zeyd eğer size bir kişiden bir sözveya  hadis  aktarmışsa,  öyle  inanın  ki  sanki  siz  o  birincikişinin  yanındaymışsınız,  direkt  ondan  almışsınız  gibidir.Yani o kadar dürüst bir insan demek istiyor.Yine hadisleri aktaran kişileri (ravileri) inceleyenlerden İbniMuin, Zeyd b. Vehb için, "Güvenilirdir." demiştir diyor İbniHacer. Keza İbni Haraş, "Güvenilirdir." demiş. İbni Hibban,İbni Sad, Udi gibileri de güvenilirdir demişlerdir. (420) İşteİbni Hacer'in değerlendirmesi böyle.Zehebi,  Zeyd  b.  Vehb  çok  güvenilir  bir  insan  ve  büyüktabiilerdendir demiş (421) Besevi dışında tüm hadis âlimleriittifakla  güvenilir  kabul  etmişlerdir  diyor.  Burada  ayrıca

Besevi'den  bir  iki  örnek  hadis  de  veriyor  ve  Besevi'nineleştirisini  doğru  bulmuyor,  şöyle  devam  ediyor:  Eğer  bizkişiler  hakkında  şüphe  yolunu  açarsak  o  zaman  elimizdekaynak kalmaz diyor. İbni Muin ve başkası onun hakkında,"Zeyd'den bir söz duymak, sanki ilk kişinin yanında olup dabirinci elden duymak kadar güvenilirdir." değerlendirmesindebulunmuşlardır  diyor.  (422)  İşte  Besevi'nin  yalancıdır,  onagüvenilmez dediği kişinin sicil defteri böyle; üstelik bu raporuverenler,  Besevi  gibi  İslam  önderleri,  İslam'a  tozkondurmayan şahsiyetler.İmam Suyuti değişik konularda pek çok kitap yazmış; hattabirçok yerde İslam'ın genel çerçevesi dışına çıkmış, nerdeysebir  eleştirmen  gibi  görünüyor.  (423)  Ama  kendisine  layıkgörülmeyen bir tarzda, Ebubekir b. Ebi Darem hakkında kötüifadeler  kullanıyor.  Çok  kısa  bir  açıklama  yapıyor;  o  daçelişkilerle  dolu.  Adam  hakkında,  "Zeki,  hafızası  güçlü"dediği  halde,  sahabeleri  eleştirdiği  için,  "Allah  ondan  razıolmasın"  şeklinde  beddua  ediyor.  Böyle  savunma  mı  olur?Ama şunu da ekliyor: Bu adam, Buhari ve Müslim üzerinekitap  yazan  Hakim'in  (Müstedrek  yazarı)  şeyhi/ondanyararlandığı  kişi  olarak  söz  ediyor,  352'de  vefat  ettiğiniyazıyor.Öyle  ilginç  ki,  adam  tanıtılırken,  nereli  ve  hangi  kabileyebağlı olduğu yazılıyor ve bir yerde tanıtma zincirinde 'Şa'bi'kelimesi  geçiyor.  Geleneksel  İslam'a  ters  düşen  bir  hadisaktardığı için, onu lekelemek, gözden düşürmek için kelimedebile tahrifat yapmışlar. 'Şa'bi' kelimesini, 'Şia diye yazmışlarki  okur  kitlesi  onun  hakkında,  "Hani  bu  zaten  Şii’dir,güvensiz  biridir."  deyip,  evhama  kapılsın.  Yani  adamı,

hoşlarına  gitmeyen  bir  hadis  aktarmış  diye  zorla  Şiayapmışlar. Neyse ki kitabı tahkik eden, dipnot olarak bunudüzeltiyor.   (424)   İşte   İslami   kurmayların   komiksavunmalarına örnekler.Hicri 360'da vefat eden Taberani, Ulvan'ın içinde bulunduğubu Ömer hadisini aktarınca bu kişi hakkında bir şey demiyor-olayı anlatıyor ve geçiyor. Yine hicri 310'da vefat eden ünlütarihçi ve Kur'an yorumcusu Taberi, bu hadisleri anlatırken,şu  kişiler  güvensizdir  gibi  bir  tasnifte  bulunmamıştır;bunlardan asırlar sonra gelen Zehebi (748), İbni Hacer (852)gibileri,  kurtuluş  yolunu  adamı  lekelemekte  bulmuşlardır.Onların  yaptıkları  savunmalara  kendilerinin  de  şahseninandıklarına  ben  inanmıyorum.  Çünkü  işin  içindeinandırıcılık-mantık yok. (425)Cahız'ın yaptığı savunmaHani Hz. Ali'nin evi basılırken, Zübeyir b. Avam da onunevinde,  Ali'yi  destekleyenler  arasındaydı.  Ömer  ve  ekibielinde  ateşle  eve  doğru  giderken  ve  o  arada  Fatma  ilekonuşurken,  olup  bitenlere  karşı  dayanamayan  Zübeyir,kılıcını alıp dışarı fırlıyor. Baskıncıların sayısı fazla ve dahaönce de tedbir aldıkları için onu tutuyorlar diye yazmıştım.İşte bu konu hakkında Cahız şunu diyor. Efendim Zübeyir binAvam, Ebubekir'in Esma adındaki kızıyla evliydi ve bu çifttenüç  de  çocuk  olmuştu.  Ayrıca  Zübeyir,  Ebubekir  sayesindeMüslüman  olmuştu.  Bir  de  kim  diyebilir  ki  Zübeyir  Ali'yidesteklediği için kılıç çekmiş; belki içerde olan yaşlı dayısı veaynı zamanda Muhammed'in de amcası Abbas için halifelikistiyordu veya belki de kendisi için halifelik istiyordu!

Bir de Hz. Ali ile diğer halifeler arasında sorun olsaydı, kendiçocuklarına onların isimlerini takar mıydı: Ali'nin çocuklarıarasında hem halife, hem de İslam'ın önemli komutanlarınınisimleri vardı diyor. Bir de aralarında sorun olsaydı Hz. Alikızını ona verir miydi, diyor. Hatta ilk istediğinde Ali ona,"Kızım henüz çocuktur, ergenlik çağına gelmemiş" dediğindeÖmer, "Ben aşk için onunla evlenmiyorum ki, ben din için,Hz.  Muhammed'i  sevdiğim  için  evlenelim  diyorum"  diyor.İşte bu kadar temiz olan, dindar olan bir Ömer'e laf söylenirmi diyor Cahız!Bir  de,  Hüzeyfe  bin  Yeman  ve  Ammar  Osman  hakkında,"Osman  kâfir  olarak  kabre  girmiştir.  Kıyamet  günü  sıratköprüsünde günahkâr Osman'ın leşinden tüm insanlar rahatsızolacaklar" dediklerini aktarıyorlar. Ben Cahız olarak da derimki  eğer  siz  benim  anlattıklarıma  inanmıyorsanız  sizinanlattıklarınızın doğru olduğunu nerden biliyorsunuz şeklindesavunmalarına  devam  ediyor,  tabii  ki  bu  arada  Hüzeyfe  b.Yeman ve Ammar b. Yaser'i de eleştiriyor.Hatırlanacağı gibi daha önce anlatmıştım, halifelik konusundaEbubekir, "Ya Ömer halife olsun, ya da Ebu Ubeyde" demişti.Cahız, "Aslında Ebubekir biliyordu ki onlar onu kırmazlar,onun  önüne  geçmezler.  Dolayısıyla  onun  bu  teklifi  birtaktiktir"  diyor.  Savunma  yapayım  derken,  bir  taraftan  daEbubekir'i takiyyeci olarak takdim ediyor. Burada Ömer'in şusözünü  de  aktarıyor.  Ömer,  Ebubekir'in  bu  teklifine  karşı,"Yemin  ederim  ki  ben  Ömer  olarak  yere  serilip  deve  gibikesilsem,  benim  için  Ebubekir'in  önüne  geçmekten  dahakolaydır.  Olur  mu?  Senin  önüne  geçsem  boynum  kırılsın."diyor. Bu durumda, Ebubekir'e karşı çıkıyormuş gibi mantık

yürüterek, kendince sorunu halletmeye çalışıyor. (426) Ortadainkâr edilmeyecek kadar bilgi ve kanıt var iken, böylesinebasit bir akıl yürütmeyle işi geçiştirmek kolay olsa keşke!Kimi  savunma  yapan  İslamcılar  da,  İbni  Kuteybe'nin el-İmame  ve  Siyase'  adında  bir  kaynağının  olmadığını  iddiaediyorlar.  Önce  bu  kitapla  ilgili  bir  bilgi  vereyim,  sonraiddialara geçeyim. Kitap şu an piyasada var. Örneğin; 1985'teBeyrut'ta  Darü'l  Menaradlı  yayınevi  tarafından  yayınlanmışbaskısıyla, bir de Mısır'da Nil yayınevi tarafından yayınlananve Muhammed Mahmut Rafii adındaki kişinin redakte ettiğibaşka bir baskısı da var. Kitap tek cilttir. İşte bu kitapta çokenteresan  ve  İslam'daki  genel  anlayışa  ters  düşen  bilgilerolduğu için ve adam da çok eski bir tarihçi (hicri 3. yılındayaşamış) olduğu için bazı İslam savunucuları, kitap var amaİbni  Kuteybe  burada  Muhammed  b.  Abdullah  b.  EbiLeyla'dan alıntı yapmış ki, aralarında yaş farkı, zaman farkıvar. Yani İbni Kuteybe bu adamla buluşamamıştır, kaldı kiböyle  bir  bilgiyi  ondan  almış  olsun.  Gerçekten  ilginçsavunmalar.Hâlbuki  bugün  İslam'da  Kur'an'dan  sonra  gelen  Buharikitabının  yazarı,  eski  Sovyetler  Birliğine  bağlı  Buharalı  veorada doğmuş. Bu adam hicri 256'da da vefat ediyor. Bunun,Muhammed'den  asırlar  sonra  Mekke'ye  gidip  Hz.Muhammed'e  ait  hadisleri  toplaması  garip  değil  de;  İbniKuteybe'nin  tek  bir  konuda  zamanında  yaşamamış  biradamdan alıntı yapması, onu, kendi kitabından bile ediyor. Bukitabı   o   yazmamıştır   diyebilecek   kadar   iftiradabulunulabiliyorlar. Ben de şu an yazıyorum ve benimle Hz.Muhammed arasında geçen ve olayı aktaran ravi zincirini hiç

yazmıyorum; olayları direkt olarak yazıyorum. Ben ve herkesnasıl bir yerlerden bilgi topluyorsak, İbni Kuteybe de bir yollaadamdan bilgi edinmiştir. İşte savunmalardan biri de bu.Görüldüğü  gibi  kitabın  başından  beri  yazıyorum,  alıntıyaptığım kaynaklar bitmiyor. O kadar geniş bir kaynak listesivar ki, bir-iki şâhısa çamur atmakla bu bilgiler çürütülemez.Bu konuyu biraz açmak istiyorum. Yani kaynaklardan haberiolmayanlar  sanırlar  ki  sanki  bu  kitapta  anlatılanları  sadeceUlvan,  İbni  Ebi  Darem  gibi  iftiraya  maruz  kalmış  kişileraktarmışlar. O yüzden biraz açmak istiyorum. Bunu yaparkende yazarların yaşadıkları tarih sırasına göre ele alacağım.1- İbni Ebi Şeybe (h. 159-235) Muhammed b. Bişr'den, o daUbeydullah  b.  Ömer'den,  Zeyd  b.  Eslem'den,  o  da  babasıEşlem'den  (Bu  Eşlem  aynı  zamanda  halife  Ömer'in  azatlıkölesi) aktararak şunu anlatıyor: Ebubekir halife olunca, Hz.Ali ve Zübeyir gibi bazı ileri gelen ashab Ali'nin evinde konuhakkında istişare ediyorlar; yani Ebubekir'i kabul etmiyorlar.Onları getirmek için Ömer, Ali'nin evine varınca ilkin Fatmaonu  karşılıyor.  Bu  arada  Fatma'ya,  "Ali'ye  ve  içerdekileresöyle  çıkıp  Ebubekir'in  yanına  varsınlar,  halifeliğini  kabuletsinler. Seni seviyorum; ancak şu demek değildir ki, bunlarçıkmayınca  ben  evi  yakmam.  Allah'a  yemin  olsun  kiçıkmadıkları  takdirde  evinizi  yakarım"  diyor.  İşte  en  eskitarihçi, bilinen meşhur hadis âlimi Buhari'nin üstatlarından veaynı zamanda kendisi de hadis âlimi, bu konuyu anlatırkenkimseye iftira etmiyor, şahıslara çatmıyor. Üstelik onun alıntıyaptığı ravilerde ne Ulvan var, ne de İbni Ebi Darem; amaÖmer yemin içerek evi yakarım, gözyaşına bakmam diyor.(427)

kabul edersiniz ya da evi başınıza yakarım diyor. Bu sözlerüzerine  Zübeyir  bin  Avam  kılıcını  çekip  meydana  çıkıncayere  düşüyor.  Bu  arada  baskıncılar  kılıcını  elinden  alıpkırıyorlar. (431) Ömer, Zübeyir'le Hz. Ali'ye, "İster rızanızlaolsun,  ister  zorla  olsun  siz  gelip  Ebubekir'i  kabuledeceksiniz." diyor. Uzunca açıklamalar yapıyor Taberi. Kimirivayetlere göre Hz. Ali, Fatma'nın ölümünden sonra ancakkabul ediyor, kimilerine göre daha erken şeklinde anlatıyor.Hatta  Taberi,  Ebubekir'in  Fatma'nın  malını  vermediğini,Fatma'nın ölene dek onlarla küs ve kırgın olduğunu, vasiyetiüzerine  gece  gömüldüğünü  de  anlatıyor.  Fatma'nın,Ebubekir'in cenaze merasimine katılmaması için Hz. Ali'yevasiyette bulunduğunu da belirtiyor.Taberi'nin kaynağında bütün bu gerçekler var iken, kimilerin,"Hayır  Taberi  böyle  bir  şey  dememiş"  şeklinde  iftiradabulunmaları  ancak  cahilliklerindendir  demekle  izah  etmekmümkündür. Çünkü bazı yerlerde görüyorum, Taberi'nin bugibi kritik konuları ele almadığı iddia ediliyor. (432) İşin birdiğer  yanı,  Taberi  gibi  bir  tarihçi  ve  tefsir  sahibi/Kur'anyorumcusu  bunları  anlatırken  herhangi  bir  itirazda  dabulunmamıştır  ve  üstelik  de  onun  alıntı  yaptığı  kişilerlistesinde  ne  Ulvan  ne  de  İbni  Ebi  Darem  vardır.  İştedogmatik bir şekilde inanan kesimin bir savunma yöntemi debu gibi aslı astarı olmayan iftiraları üretmektir.6-İbni  Abdirabbih  (h.328)  de  direkt  konuyu  anlatıyor;ravilerden söz etmiyor. Ebubekir, Ömer'i Ali ve yanındakilerigetirmeye   gönderirken,   "Şayet   direnirlerse   şiddetkullanacaksınız" diyor. Gittiğinde de elinde ateş var ve yineFatma soruyor, evi mi yakıyorsun diye. O da evet karşılığını

veriyor. Burada da ne Ulvan var, ne de İbni Ebi Darem! (433)Şu  hatırlatmayı  da  yapayım,  bu  iki  kişiden  birinin  adıEbubekir'in  bir  sözünde  geçiyor.  Hani  keşke  şu  üç  şeyiyapsaydım, şu üçünü de yapmasaydım diye Ebubekir'in biraçıklaması vardı, kaç kez anlattım ve onlardan biri de, "KeşkeFatma'nın evini açmasaydım" şeklindeydi. Hâlbuki bu olayhiç  de  önemli  değil.  İbni  Ebi  Darem  de,  Fatma'nın  baskınsırasında dövülürken çocuk düşürmesiyle ilgili hadiste ismigeçiyordu. Kaldı ki bu iki kişiye iftiraya gerek yok. Çünkükonu hakkında sayısız kaynak ve raviler var: Onları baştanberi değişik konularda verdim.7-  Mes'udi  (346)  ravi  isimlerini  vermeden  olayları  direktanlatıyor.  Ömer,  Ali  ve  yandaşlarını  almaya  gidince  eviyakıyorlar  diyor  ve  devam  ediyor.  Ali'yi  zorla  alıpgötürüyorlar, şayet Ebubekir'i kabul etmezsen seni katlederizdiyorlar. Hatta Halit b. Velit eliyle onu öldürmek için planyapıyorlar; ancak Ebubekir'in eşi Esma'nın gizliden ona habervermesi  üzerine,  bu  plan  başarısız  kılınıyor,  tabii  ki  evbaskınında Hz. Fatma da çocuk düşürüyor. Onun özeti bu.Dikkat  edilirse,  Mes'udi'ye  göre  ev  yakılmış.  İşte  Mes'udibunları anlatırken ne Ulvan'dan, ne de İbni Ebi Darem'denalıntı yapıyor. (434)8-  Selim  b.  Kays  Hillai  (h.76)  daha  önce  detaylıca  buyazardan  hayli  bilgi  verdim.  Fatma'nın  bile  bu  baskındakatledildiğini aktarıyor, ev yakması, çocuk düşürmesi, Ali'yikatletme planları, Ali'nin boynuna ip geçirme gibi çok çarpıcıve trajik konular aktarıyor, tabii ki bu da Ulvan ve Ebi Daremisimlerini vermiyor. Çünkü bir kere onun zamanında bu iki

isim henüz yoktu, onlar yıllar sonra dünyaya geldiler. Peki, budurumda ne olacak? (435)9- İmam Taberani (360.ö) en eski muhaddislerden olan buâlim,  Ebubekir'in  pişmanlık  duyduğunu  ifade  eden  hadisinravileri  arasında  adı  geçen  Ulvan'dan  aynı  hadisi  almış  veherhangi bir itirazda da bulunmamıştır (436); ama ondan 4asır  sonra  dünyaya  gelen  Zehebi  ve  yaklaşık  5  asır  sonradünyaya gelen İbni Hacer, Ulvan'a itiraz ediyorlar! Gerçektengülünç bir savunma.Hani  halife  Osman'ın  hatalarından  biri  de.  Halife  Ömervurulurken,  Ubeydullah  adındaki  oğlu  o  arada  üç  masuminsanı katlediyor demiştim. Kural gereği Osman, Ömer'in buoğluna ceza vermeliydi; ama onu affediyor ve katledilenlerinkan bedelini devlet malından ödüyor. Hatta bu arada Hz. Alibile Ömer'in oğlu Ubeydullah boş yere üç cinayet işlemiştir,dini kural gereği bu adam öldürülmelidir dediği halde kabuledilmiyor.  Kimileri,  daha  dün  babası  vuruldu,  bugün  deoğlunu mu katletmek istiyorsunuz gibi savunmalar yapıyorlarve adama bir ceza uygulanmıyor.İşte İbn'il Arabi'nin (h.543.ö) kitabını tahkik eden komisyonşu  şekilde  bir  savunma  yapıyor:  Ömer  gibi  biri  başka  birülkede  katledilseydi  kan  gövdeyi  götürürdü.  Dolayısıyla,Ömer  için  üç  kişi  öldürülmüşse  çok  mu?  İbni'l  Arabîkitabında  şunları  aktarıyor:  Hz.  Muhammed  demiş  ki,  birMüslüman  bir  kâfir  yüzünden  katledilmez.  Dolayısıylabunlardan Ömer'i katledenin kızı ve Hürmüzan adındaki kişiMecusi idiler, öldürülen üçüncü kişi Cüfeyne de Hıristiyan'dıdiyor ve hatta şunu da ekliyor. Abdullah b. Abbas önemli birsahabi. Bir ara halife Ömer'e diyor ki, izin ver de bizimle

yaşayan  suçsuz  ama  ileri  gelen  İranlıları  katledelim.  FakatÖmer izin vermiyor. İşte bu Mecusileri topyekûn öldürmekiçin İbni Abbas gibi meşhur bir kişi fetva istiyorsa; artık bizkalkıp  öldürülen  üç  insan  için  eleştiride  bulunamayız...şeklinde bir müdafaa yöntemini seçiyor ve savunmasını şöylesürdürüyor:Derler ki, halife Osman Ammar b. Yaser'i dövünce adam fıtıkolmuş,  İbni  Mesut'u  da  öylesine  dövmüş  ki,  adamınbağırsakları çatlamış, ayrıca maaşını da kesmiş, bir de Osmanuyduruk bir Kur'an ortaya koymuş ve diğer Kur'an nüshalarınıyakmış;  ayrıca  devlet  malını  istediği  şekilde  kullanmış,Ebuzer'i Gıfari'yi 'Rebeze'ye', Ebu Derda'yı da Şam'a sürgünegöndermiş, Hz. Muhammed'in Taif’e sürgüne gönderdiği velanetlediği Hakem'i geri getirmiş, Muaviye ve Mervan gibikötü insanları hem önemli görevlere getirmiş, hem de onlaraayrıcalıklar  tanımış,  halife  Ömer  hep  beraberinde  kırbaçladolaşıp insanları kırbaçlıyordu, Osman da aynı şeyi bastonlayapıyordu, yine Osman sudan bahanelerle en başta Bedir veUhud olmak üzere birçok savaştan kaçmış... gibi Osman'a maledilen  eksikleri  sıraladıktan  sonra  "Bunların  hepsi  yalan"diyor ve şöyle kanıtlamaya çalışıyor: Bir kere eğer dövdüğüşahıs fıtık olsaydı yaşayamazdı; kısa zamanda ölürdü. Çünküfıtık olan kişi fazla yaşayamaz diyor ve şöyle kapatıyor, birkere bu gibi eleştirileri kale almaya değmez, cahillerle vakitgeçirecek zamanım yoktur diyor. İşte İslam'da meşhur olanbir başka zatın savunması da böyle. (437)10- İbni Teymiyye'nin savunmalarıBu meşhur Şeyhü'l İslam kitapta anlattığım konular hakkındaözetle şunları yazıyor: Biz kesinlikle biliyoruz ki, Ebubekir ne

Hz.  Ali'ye,  ne  de  Zübeyir  b.  Avama'a  herhangi  bir  eziyetyapmamıştır; hatta başlangıcından sonuna kadar Ebubekir'inhalifeliğini kabul etmeyen Sad bin Ubade'ye bile olumsuz birşey  yapmamıştır  diyor  ve  şöyle  devam  ediyor:  Ebubekir,Fatma'nın evine devlete ait herhangi fazla bir malın o evdeolup  olmadığını  kontrol  etmek  için  adamlar  göndermiştirdiyor. Varsa, alıp bir an önce fakir-fukaraya vermek istemiştirdiyor. Bilmem Fatma'nın evine gidip eziyet etmişler, Fatma'yıkapı-duvar arasında sıkıştırınca Fatma çocuk düşürmüş, Hz.Ali'yi  zorla  ve  onur  kırıcı  bir  şekilde  evden  çıkarıpEbubekir'in yanına götürmüşler, hatta evini yakıp yıkmışlar,daha önemlisi Ömer halife olunca, bu makamı da Ali'ye karşıkullanarak kızını gasp etmiş gibi iddialar hep yalandır diyorve  devam  ediyor;  (438)  bunları  ancak  cahil  yalancılar,beyinsiz kişiler söyleyebilir. Halbuki bilgi ve marifet sahibibunun yalan olduğunu biliyor diyor.Bir  diğer  iddia  da,  güya  Ebubekir  ve  Ömer  mürtedolmuşlar/dinden çıkmışlar diyorlar. Hâlbuki herkes biliyor kiEbubekir, dinden çıkanlarla şiddetle savaşan biriydi şeklindebir  mantık  yürütüyor.  Artık  İbni  Teymiye'nin,  "Kesinliklebiliyoruz  ki,  Ebubekir  kimseye  herhangi  bir  haksızlıkyapmamıştır."  iddiasının  garantisi  nereden  geliyor,  bunubilemiyorum. Olsa olsa Cebrail ona da vahiy getirmiş olabilir!Kısacası,  İbni  Teymiye'nin  savunmaları  arasında  mantık  veilim yok; ancak bunu söyleyenlere hakaret ediyor, konuyu isedalalet  ehli,  hayvan  cinsinden  olanlar,  yalancı  cahiller,beyinsizler gibi yakışıksız kelimelerle ve bir çocuğu bile iknaedemeyen sözlerle geçiştiriyor. İşte bu basit savunmayı yapanİbni  Teymiyye,  sözüm  ona  kendi  zamanında  meslektaşları

nezdinde güya reformist görülmüş ve ömrü hep zindanlardageçmiştir.  Hatta  ona  zindanda  kitap  okumak  bileyasaklanmıştır. Mısır'da cezaevine girmiş, Şam'da bir girmiş,bir serbest kalmış, bir daha girmiş şeklinde hep cezaevine gel-git’ler yapmıştır. Ama görüldüğü gibi savunmaları da ancakgülünecek düzeydedir. (439)Bu konuya İslami kesimce sansür konduğu kesindir; ancakbunu becerememişlerdir. Mesela İbni Kuteybe'nin kitabı 'el-Mearif’te, "Hz. Ali'nin oğlu Muhsin küçük yaşta iken helakolmuş." deniliyor. Ama eski baskısında, "öldürülmüştür" diyeaçıklama var. En basit kanıt, İbni Şehraşub (588.ö), 'Menakıb-i AI-i Ebi Talib' adlı yapıtında anlatıyor ki, İbni Kuteybe'ninde el-Maarifte belirttiğine göre, baskın sonucu hamile olanFatma, Muhsin'i düşürmüştür şeklindedir. Ama bu açıklamabugün el-Maarif adlı yapıtta yoktur. Hicri 588 yılında ölenibni  Şahraşub  o  zaman  İbni  Kuteybe'nin  adı  geçenkaynağında var diye belirtiyor. Anlaşılan o ki, daha sonrakibaskılarda  bu  kritik  cümleler  silinmiştir.  Bugün  piyasadasatılan 'el-Mearif te sadece, "Hz. Ali'nin oğlu Muhsin küçükyaşta helak oldu" bilgisi var. (440) Helak olmak; düşürülmekanlamında  da,  ölmek  anlamında  da  kullanılabilir.  Belli  ki,olayın  izini  ortadan  kaldırmak  için  bu  terim  bilerekseçilmiştir.  Ölmek  kelimesi  varken  helak  kelimesinikullanmak  bence  anlamlıdır.  Ama  her  şeye  rağmen  eskiorijinali  gibi  "Ömer'in  baskısı  sonucu  Fatma  Muhsin'idüşürmüştür" şeklinde net bir ifade yeni nüshada yoktur.Peki, o zaman Şehraşub neden İbni Kuteybe de el-Maarif adlıyapıtında  bunu  bu  şekilde  aktarmış,  desin  ki!  İşte  açık  birtahrifat örneği.

Bir  başka  somut  sansür  örneğini  de  İbni  Abdilberr'denaktarayım. Bu yazar İstiab' adlı yapıtında bu olayı anlatırken,Ömer, Hz. Ali'nin evine varınca, onu ve taraftarlarını tehditederek  "şöyle  şöyle  diyor"  şeklinde  muğlâk  ifadelerkullanıyor.  Şöyle  şöyle  ne  demek!  Sen  hicri  463'te  vefatetmişsin. Demek ki Ömer'in bu sözleriyle ilgili sana kadargelen  bazı  önemli  noktalar  var.  Ama  sen  onlarımakaslıyorsun. Yoksa şöyle şöyle dediğini nasıl biliyorsun?Ne  demişse  açık  bir  şekilde  yazacaksın...  İşte  yapılansavunma yöntemlerinin bir başka örneği: Makaslamak...Aynı yazar, Tebük'te Hz. Muhammed'i öldürme girişimindebulunanlardan  biri  olan  meşhur  sahabi  Ebu  Musa  el-Eş'arihakkında bilgi verirken de, "Hüzeyfe b. Yeman, Ebu Musahakkında  kötü  şeyler  anlatmış;  ancak  kaynağımda  onlarıanlatmaya  dilim  varmıyor"  şeklinde  çok  açık  bir  sansürörneğini veriyor, hatta itiraf ediyor ve şunu da ekliyor: "Allahküsuratını bağışlasın" diyor ve konuyu kapatıyor. (441)Sözün özü, her türlü sansür ve baskıya rağmen, yine konununaydınlatılması için İslami kaynaklardaki bilgiler yeter de artarbile.  Yorumlar  ise,  görüldüğü  gibi  bir  ceviz  kabuğunudoldurmayacak kadar boş şeyler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

vefk-örnekleri-111

  vefk-örnekleri-111 vefk-örnekleri-111 by Charion Charion