BÖLÜM 10 - BAZI DİN ADAMLARININ SAVUNMALARI
İnsanın aklına ister istemez bu cinayetleri, skandalları,trajedileri okuyunca, 'Ya İslam önderleri buna karşı suskunmu kalmışlar, hiç mi bir şey dememişler, olacak iş mi?' gibisorular geliyor. İslam âlimlerinin ezici çoğunluğu olaylarıanlatıp geçmiş, dokunup irdelememişler; ama birkaç yazar(onlar da asırlar sonra yaşayanlar) konular hakkındasavunmalar yapmışlardır. Şimdi bazı örnekler vereceğim;inanıyorum ki okur bunları okuyunca hayretler içindekalacak.Hatırlanacağı gibi halife Ömer, Hüzeyfe'yi, "Acaba ben debildiğin münafıklar içinde var mıyım?" şeklinde zamanzaman yokluyordu diye anlatmıştım. Bu konuda ilkin ünlüİslam düşünürü İmam Gazali'nin görüşünden başlamakistiyorum. Kendisi şunları aktarıyor. Hüzeyfe münafıklarıbiliyordu, Muhammed bu konuda onu özel olarak seçipbilgilendirmişti. Kendisi o münafıkları detaylıca biliyordu. Oyüzden halife Ömer'le Osman ve başka önemli sahabelerzaman zaman ondan bilgi edinmek istiyorlardı.- "Biz deonların arasında var mıyız yok muyuz" diye hep sorarlardı.Ama Hüzeyfe kimsenin ismini vermek istemezdi. Hatta Ömerkendisi hakkında, "Ben de o münafıklar içinde var mıyım?"diye yokladığında, o hayır diyordu. İmam Gazali bu kadarını
anlatıyor. Kendisi, İbni Hazm gibi olayı anlatanlar yalancıdır,güvensiz kişilerdir gibi yakıştırmalarda bulunmuyor ve bubeyanatları olduğu gibi kabul ediyor. (417)Besevi'nin, Ömer'in o meşhur sorusuna karşı yaptığısavunma, Gazali'ninkinden farklıdır; şöyle diyor: Ömer'in,"Ben de o münafıklar listesinde var mıyım?" şeklinde sorusorması, bilgi edinmesi mümkün değildir, bu yalandır diyor.Çünkü Bedir harbine katılmış, henüz dünyada iken cennetmüjdesini almış, Muhammed'in, "Benden sonra peygamberolsaydı Ömer peygamber olacaktı. Her toplumun bir ermişivardır; ümmetimin de ermişi Ömer'dir." gibi takdirlerini almışbir Ömer, nasıl olur da, bu ifadeyi kullanır. Besevi böyle biraçıklama yaptıktan sonra İbni Hazm gibi olayı anlatanlaraçatıyor, kurtuluşu onlardan birini kötülemekte buluyor ki,Besevi dışında hiçbir İslam âlimi onun kötülediği kişiyegüvensiz biridir dememiştir.Şöyle ki, "Bu hadisi anlatanlardan Zeyd b. Vehb adındaki kişiyalancının tekidir." diyor ve kendince böyle bir savunmayıyeterli buluyor. Kaldı ki, sözünü ettiği Zeyd b. Vehb, Hicri 76yılında, Besevi ise ondan 2 asır sonra ölmüştür. Peki, sormaklazım: Be hey Besevi, sen bu adamın yalancı olduğununereden biliyorsun, var mı senin alıntı yaptığın bir İslamikaynak! Yok. İşin gülünç yanı, Besevi'nin bu açıklamasını,kitabını tahkik edip redaksiyonunu yapan Dr. Ekrem ZiyaettinÖmeri dipnotunda onu yalancı çıkarıyor ve şöyle diyor:Hadisleri aktaran kişilerin durumunu değerlendiren İbniHacer ve Zehebi, "Herkesin ittifakla güvenilir dediği Zeyd b.Vehb için, Besevi'nin onun hakkında, 'güvensizdir' ifadesini
kullanması yerinde bir açıklama değil, talihsiz biraçıklamadır." (418)İlginçtir ki, hem Zehebi, hem de İbni Hacer Ömer'in "Ben demünafıklar listesinde var mıyım?" sözü üzerine uyduruksavunmalar yaptıkları halde, buna rağmen Besevi'nin buşekildeki savunmasını kabul etmemişlerdir. İşte, kitaptaanlatılan bir kısım olaya karşı yapılan komik savunmalarasomut bir örnek. Daha bitmedi; Besevi'nin iftirasını onunmeslektaşlarının delilleriyle teşhir edeceğim.İbni Hacer ve Zehebi'nin, Besevi'nin sözünü ettiği Zeyd b.Vehb hakkındaki değerlendirmeleri şöyle: İbni Hacer, Zeyd b.Vehb, Hz. Muhammed'in yanına giderken yolda vefat ediyor.Başta halife Ömer, Osman ve Hz. Ali olmak üzere birçoksahabeden hadisler rivayet etmiştir. (419) Kendisinden debirçok kişi bu hadisleri bir sonraki nesle aktarmışlardır diyor(İsimlerini de veriyor). İbni Hacer onun hakkında şunu daaktarıyor: A'meş demiş ki, Zeyd eğer size bir kişiden bir sözveya hadis aktarmışsa, öyle inanın ki sanki siz o birincikişinin yanındaymışsınız, direkt ondan almışsınız gibidir.Yani o kadar dürüst bir insan demek istiyor.Yine hadisleri aktaran kişileri (ravileri) inceleyenlerden İbniMuin, Zeyd b. Vehb için, "Güvenilirdir." demiştir diyor İbniHacer. Keza İbni Haraş, "Güvenilirdir." demiş. İbni Hibban,İbni Sad, Udi gibileri de güvenilirdir demişlerdir. (420) İşteİbni Hacer'in değerlendirmesi böyle.Zehebi, Zeyd b. Vehb çok güvenilir bir insan ve büyüktabiilerdendir demiş (421) Besevi dışında tüm hadis âlimleriittifakla güvenilir kabul etmişlerdir diyor. Burada ayrıca
Besevi'den bir iki örnek hadis de veriyor ve Besevi'nineleştirisini doğru bulmuyor, şöyle devam ediyor: Eğer bizkişiler hakkında şüphe yolunu açarsak o zaman elimizdekaynak kalmaz diyor. İbni Muin ve başkası onun hakkında,"Zeyd'den bir söz duymak, sanki ilk kişinin yanında olup dabirinci elden duymak kadar güvenilirdir." değerlendirmesindebulunmuşlardır diyor. (422) İşte Besevi'nin yalancıdır, onagüvenilmez dediği kişinin sicil defteri böyle; üstelik bu raporuverenler, Besevi gibi İslam önderleri, İslam'a tozkondurmayan şahsiyetler.İmam Suyuti değişik konularda pek çok kitap yazmış; hattabirçok yerde İslam'ın genel çerçevesi dışına çıkmış, nerdeysebir eleştirmen gibi görünüyor. (423) Ama kendisine layıkgörülmeyen bir tarzda, Ebubekir b. Ebi Darem hakkında kötüifadeler kullanıyor. Çok kısa bir açıklama yapıyor; o daçelişkilerle dolu. Adam hakkında, "Zeki, hafızası güçlü"dediği halde, sahabeleri eleştirdiği için, "Allah ondan razıolmasın" şeklinde beddua ediyor. Böyle savunma mı olur?Ama şunu da ekliyor: Bu adam, Buhari ve Müslim üzerinekitap yazan Hakim'in (Müstedrek yazarı) şeyhi/ondanyararlandığı kişi olarak söz ediyor, 352'de vefat ettiğiniyazıyor.Öyle ilginç ki, adam tanıtılırken, nereli ve hangi kabileyebağlı olduğu yazılıyor ve bir yerde tanıtma zincirinde 'Şa'bi'kelimesi geçiyor. Geleneksel İslam'a ters düşen bir hadisaktardığı için, onu lekelemek, gözden düşürmek için kelimedebile tahrifat yapmışlar. 'Şa'bi' kelimesini, 'Şia diye yazmışlarki okur kitlesi onun hakkında, "Hani bu zaten Şii’dir,güvensiz biridir." deyip, evhama kapılsın. Yani adamı,
hoşlarına gitmeyen bir hadis aktarmış diye zorla Şiayapmışlar. Neyse ki kitabı tahkik eden, dipnot olarak bunudüzeltiyor. (424) İşte İslami kurmayların komiksavunmalarına örnekler.Hicri 360'da vefat eden Taberani, Ulvan'ın içinde bulunduğubu Ömer hadisini aktarınca bu kişi hakkında bir şey demiyor-olayı anlatıyor ve geçiyor. Yine hicri 310'da vefat eden ünlütarihçi ve Kur'an yorumcusu Taberi, bu hadisleri anlatırken,şu kişiler güvensizdir gibi bir tasnifte bulunmamıştır;bunlardan asırlar sonra gelen Zehebi (748), İbni Hacer (852)gibileri, kurtuluş yolunu adamı lekelemekte bulmuşlardır.Onların yaptıkları savunmalara kendilerinin de şahseninandıklarına ben inanmıyorum. Çünkü işin içindeinandırıcılık-mantık yok. (425)Cahız'ın yaptığı savunmaHani Hz. Ali'nin evi basılırken, Zübeyir b. Avam da onunevinde, Ali'yi destekleyenler arasındaydı. Ömer ve ekibielinde ateşle eve doğru giderken ve o arada Fatma ilekonuşurken, olup bitenlere karşı dayanamayan Zübeyir,kılıcını alıp dışarı fırlıyor. Baskıncıların sayısı fazla ve dahaönce de tedbir aldıkları için onu tutuyorlar diye yazmıştım.İşte bu konu hakkında Cahız şunu diyor. Efendim Zübeyir binAvam, Ebubekir'in Esma adındaki kızıyla evliydi ve bu çifttenüç de çocuk olmuştu. Ayrıca Zübeyir, Ebubekir sayesindeMüslüman olmuştu. Bir de kim diyebilir ki Zübeyir Ali'yidesteklediği için kılıç çekmiş; belki içerde olan yaşlı dayısı veaynı zamanda Muhammed'in de amcası Abbas için halifelikistiyordu veya belki de kendisi için halifelik istiyordu!
Bir de Hz. Ali ile diğer halifeler arasında sorun olsaydı, kendiçocuklarına onların isimlerini takar mıydı: Ali'nin çocuklarıarasında hem halife, hem de İslam'ın önemli komutanlarınınisimleri vardı diyor. Bir de aralarında sorun olsaydı Hz. Alikızını ona verir miydi, diyor. Hatta ilk istediğinde Ali ona,"Kızım henüz çocuktur, ergenlik çağına gelmemiş" dediğindeÖmer, "Ben aşk için onunla evlenmiyorum ki, ben din için,Hz. Muhammed'i sevdiğim için evlenelim diyorum" diyor.İşte bu kadar temiz olan, dindar olan bir Ömer'e laf söylenirmi diyor Cahız!Bir de, Hüzeyfe bin Yeman ve Ammar Osman hakkında,"Osman kâfir olarak kabre girmiştir. Kıyamet günü sıratköprüsünde günahkâr Osman'ın leşinden tüm insanlar rahatsızolacaklar" dediklerini aktarıyorlar. Ben Cahız olarak da derimki eğer siz benim anlattıklarıma inanmıyorsanız sizinanlattıklarınızın doğru olduğunu nerden biliyorsunuz şeklindesavunmalarına devam ediyor, tabii ki bu arada Hüzeyfe b.Yeman ve Ammar b. Yaser'i de eleştiriyor.Hatırlanacağı gibi daha önce anlatmıştım, halifelik konusundaEbubekir, "Ya Ömer halife olsun, ya da Ebu Ubeyde" demişti.Cahız, "Aslında Ebubekir biliyordu ki onlar onu kırmazlar,onun önüne geçmezler. Dolayısıyla onun bu teklifi birtaktiktir" diyor. Savunma yapayım derken, bir taraftan daEbubekir'i takiyyeci olarak takdim ediyor. Burada Ömer'in şusözünü de aktarıyor. Ömer, Ebubekir'in bu teklifine karşı,"Yemin ederim ki ben Ömer olarak yere serilip deve gibikesilsem, benim için Ebubekir'in önüne geçmekten dahakolaydır. Olur mu? Senin önüne geçsem boynum kırılsın."diyor. Bu durumda, Ebubekir'e karşı çıkıyormuş gibi mantık
yürüterek, kendince sorunu halletmeye çalışıyor. (426) Ortadainkâr edilmeyecek kadar bilgi ve kanıt var iken, böylesinebasit bir akıl yürütmeyle işi geçiştirmek kolay olsa keşke!Kimi savunma yapan İslamcılar da, İbni Kuteybe'nin el-İmame ve Siyase' adında bir kaynağının olmadığını iddiaediyorlar. Önce bu kitapla ilgili bir bilgi vereyim, sonraiddialara geçeyim. Kitap şu an piyasada var. Örneğin; 1985'teBeyrut'ta Darü'l Menaradlı yayınevi tarafından yayınlanmışbaskısıyla, bir de Mısır'da Nil yayınevi tarafından yayınlananve Muhammed Mahmut Rafii adındaki kişinin redakte ettiğibaşka bir baskısı da var. Kitap tek cilttir. İşte bu kitapta çokenteresan ve İslam'daki genel anlayışa ters düşen bilgilerolduğu için ve adam da çok eski bir tarihçi (hicri 3. yılındayaşamış) olduğu için bazı İslam savunucuları, kitap var amaİbni Kuteybe burada Muhammed b. Abdullah b. EbiLeyla'dan alıntı yapmış ki, aralarında yaş farkı, zaman farkıvar. Yani İbni Kuteybe bu adamla buluşamamıştır, kaldı kiböyle bir bilgiyi ondan almış olsun. Gerçekten ilginçsavunmalar.Hâlbuki bugün İslam'da Kur'an'dan sonra gelen Buharikitabının yazarı, eski Sovyetler Birliğine bağlı Buharalı veorada doğmuş. Bu adam hicri 256'da da vefat ediyor. Bunun,Muhammed'den asırlar sonra Mekke'ye gidip Hz.Muhammed'e ait hadisleri toplaması garip değil de; İbniKuteybe'nin tek bir konuda zamanında yaşamamış biradamdan alıntı yapması, onu, kendi kitabından bile ediyor. Bukitabı o yazmamıştır diyebilecek kadar iftiradabulunulabiliyorlar. Ben de şu an yazıyorum ve benimle Hz.Muhammed arasında geçen ve olayı aktaran ravi zincirini hiç
yazmıyorum; olayları direkt olarak yazıyorum. Ben ve herkesnasıl bir yerlerden bilgi topluyorsak, İbni Kuteybe de bir yollaadamdan bilgi edinmiştir. İşte savunmalardan biri de bu.Görüldüğü gibi kitabın başından beri yazıyorum, alıntıyaptığım kaynaklar bitmiyor. O kadar geniş bir kaynak listesivar ki, bir-iki şâhısa çamur atmakla bu bilgiler çürütülemez.Bu konuyu biraz açmak istiyorum. Yani kaynaklardan haberiolmayanlar sanırlar ki sanki bu kitapta anlatılanları sadeceUlvan, İbni Ebi Darem gibi iftiraya maruz kalmış kişileraktarmışlar. O yüzden biraz açmak istiyorum. Bunu yaparkende yazarların yaşadıkları tarih sırasına göre ele alacağım.1- İbni Ebi Şeybe (h. 159-235) Muhammed b. Bişr'den, o daUbeydullah b. Ömer'den, Zeyd b. Eslem'den, o da babasıEşlem'den (Bu Eşlem aynı zamanda halife Ömer'in azatlıkölesi) aktararak şunu anlatıyor: Ebubekir halife olunca, Hz.Ali ve Zübeyir gibi bazı ileri gelen ashab Ali'nin evinde konuhakkında istişare ediyorlar; yani Ebubekir'i kabul etmiyorlar.Onları getirmek için Ömer, Ali'nin evine varınca ilkin Fatmaonu karşılıyor. Bu arada Fatma'ya, "Ali'ye ve içerdekileresöyle çıkıp Ebubekir'in yanına varsınlar, halifeliğini kabuletsinler. Seni seviyorum; ancak şu demek değildir ki, bunlarçıkmayınca ben evi yakmam. Allah'a yemin olsun kiçıkmadıkları takdirde evinizi yakarım" diyor. İşte en eskitarihçi, bilinen meşhur hadis âlimi Buhari'nin üstatlarından veaynı zamanda kendisi de hadis âlimi, bu konuyu anlatırkenkimseye iftira etmiyor, şahıslara çatmıyor. Üstelik onun alıntıyaptığı ravilerde ne Ulvan var, ne de İbni Ebi Darem; amaÖmer yemin içerek evi yakarım, gözyaşına bakmam diyor.(427)
kabul edersiniz ya da evi başınıza yakarım diyor. Bu sözlerüzerine Zübeyir bin Avam kılıcını çekip meydana çıkıncayere düşüyor. Bu arada baskıncılar kılıcını elinden alıpkırıyorlar. (431) Ömer, Zübeyir'le Hz. Ali'ye, "İster rızanızlaolsun, ister zorla olsun siz gelip Ebubekir'i kabuledeceksiniz." diyor. Uzunca açıklamalar yapıyor Taberi. Kimirivayetlere göre Hz. Ali, Fatma'nın ölümünden sonra ancakkabul ediyor, kimilerine göre daha erken şeklinde anlatıyor.Hatta Taberi, Ebubekir'in Fatma'nın malını vermediğini,Fatma'nın ölene dek onlarla küs ve kırgın olduğunu, vasiyetiüzerine gece gömüldüğünü de anlatıyor. Fatma'nın,Ebubekir'in cenaze merasimine katılmaması için Hz. Ali'yevasiyette bulunduğunu da belirtiyor.Taberi'nin kaynağında bütün bu gerçekler var iken, kimilerin,"Hayır Taberi böyle bir şey dememiş" şeklinde iftiradabulunmaları ancak cahilliklerindendir demekle izah etmekmümkündür. Çünkü bazı yerlerde görüyorum, Taberi'nin bugibi kritik konuları ele almadığı iddia ediliyor. (432) İşin birdiğer yanı, Taberi gibi bir tarihçi ve tefsir sahibi/Kur'anyorumcusu bunları anlatırken herhangi bir itirazda dabulunmamıştır ve üstelik de onun alıntı yaptığı kişilerlistesinde ne Ulvan ne de İbni Ebi Darem vardır. İştedogmatik bir şekilde inanan kesimin bir savunma yöntemi debu gibi aslı astarı olmayan iftiraları üretmektir.6-İbni Abdirabbih (h.328) de direkt konuyu anlatıyor;ravilerden söz etmiyor. Ebubekir, Ömer'i Ali ve yanındakilerigetirmeye gönderirken, "Şayet direnirlerse şiddetkullanacaksınız" diyor. Gittiğinde de elinde ateş var ve yineFatma soruyor, evi mi yakıyorsun diye. O da evet karşılığını
veriyor. Burada da ne Ulvan var, ne de İbni Ebi Darem! (433)Şu hatırlatmayı da yapayım, bu iki kişiden birinin adıEbubekir'in bir sözünde geçiyor. Hani keşke şu üç şeyiyapsaydım, şu üçünü de yapmasaydım diye Ebubekir'in biraçıklaması vardı, kaç kez anlattım ve onlardan biri de, "KeşkeFatma'nın evini açmasaydım" şeklindeydi. Hâlbuki bu olayhiç de önemli değil. İbni Ebi Darem de, Fatma'nın baskınsırasında dövülürken çocuk düşürmesiyle ilgili hadiste ismigeçiyordu. Kaldı ki bu iki kişiye iftiraya gerek yok. Çünkükonu hakkında sayısız kaynak ve raviler var: Onları baştanberi değişik konularda verdim.7- Mes'udi (346) ravi isimlerini vermeden olayları direktanlatıyor. Ömer, Ali ve yandaşlarını almaya gidince eviyakıyorlar diyor ve devam ediyor. Ali'yi zorla alıpgötürüyorlar, şayet Ebubekir'i kabul etmezsen seni katlederizdiyorlar. Hatta Halit b. Velit eliyle onu öldürmek için planyapıyorlar; ancak Ebubekir'in eşi Esma'nın gizliden ona habervermesi üzerine, bu plan başarısız kılınıyor, tabii ki evbaskınında Hz. Fatma da çocuk düşürüyor. Onun özeti bu.Dikkat edilirse, Mes'udi'ye göre ev yakılmış. İşte Mes'udibunları anlatırken ne Ulvan'dan, ne de İbni Ebi Darem'denalıntı yapıyor. (434)8- Selim b. Kays Hillai (h.76) daha önce detaylıca buyazardan hayli bilgi verdim. Fatma'nın bile bu baskındakatledildiğini aktarıyor, ev yakması, çocuk düşürmesi, Ali'yikatletme planları, Ali'nin boynuna ip geçirme gibi çok çarpıcıve trajik konular aktarıyor, tabii ki bu da Ulvan ve Ebi Daremisimlerini vermiyor. Çünkü bir kere onun zamanında bu iki
isim henüz yoktu, onlar yıllar sonra dünyaya geldiler. Peki, budurumda ne olacak? (435)9- İmam Taberani (360.ö) en eski muhaddislerden olan buâlim, Ebubekir'in pişmanlık duyduğunu ifade eden hadisinravileri arasında adı geçen Ulvan'dan aynı hadisi almış veherhangi bir itirazda da bulunmamıştır (436); ama ondan 4asır sonra dünyaya gelen Zehebi ve yaklaşık 5 asır sonradünyaya gelen İbni Hacer, Ulvan'a itiraz ediyorlar! Gerçektengülünç bir savunma.Hani halife Osman'ın hatalarından biri de. Halife Ömervurulurken, Ubeydullah adındaki oğlu o arada üç masuminsanı katlediyor demiştim. Kural gereği Osman, Ömer'in buoğluna ceza vermeliydi; ama onu affediyor ve katledilenlerinkan bedelini devlet malından ödüyor. Hatta bu arada Hz. Alibile Ömer'in oğlu Ubeydullah boş yere üç cinayet işlemiştir,dini kural gereği bu adam öldürülmelidir dediği halde kabuledilmiyor. Kimileri, daha dün babası vuruldu, bugün deoğlunu mu katletmek istiyorsunuz gibi savunmalar yapıyorlarve adama bir ceza uygulanmıyor.İşte İbn'il Arabi'nin (h.543.ö) kitabını tahkik eden komisyonşu şekilde bir savunma yapıyor: Ömer gibi biri başka birülkede katledilseydi kan gövdeyi götürürdü. Dolayısıyla,Ömer için üç kişi öldürülmüşse çok mu? İbni'l Arabîkitabında şunları aktarıyor: Hz. Muhammed demiş ki, birMüslüman bir kâfir yüzünden katledilmez. Dolayısıylabunlardan Ömer'i katledenin kızı ve Hürmüzan adındaki kişiMecusi idiler, öldürülen üçüncü kişi Cüfeyne de Hıristiyan'dıdiyor ve hatta şunu da ekliyor. Abdullah b. Abbas önemli birsahabi. Bir ara halife Ömer'e diyor ki, izin ver de bizimle
yaşayan suçsuz ama ileri gelen İranlıları katledelim. FakatÖmer izin vermiyor. İşte bu Mecusileri topyekûn öldürmekiçin İbni Abbas gibi meşhur bir kişi fetva istiyorsa; artık bizkalkıp öldürülen üç insan için eleştiride bulunamayız...şeklinde bir müdafaa yöntemini seçiyor ve savunmasını şöylesürdürüyor:Derler ki, halife Osman Ammar b. Yaser'i dövünce adam fıtıkolmuş, İbni Mesut'u da öylesine dövmüş ki, adamınbağırsakları çatlamış, ayrıca maaşını da kesmiş, bir de Osmanuyduruk bir Kur'an ortaya koymuş ve diğer Kur'an nüshalarınıyakmış; ayrıca devlet malını istediği şekilde kullanmış,Ebuzer'i Gıfari'yi 'Rebeze'ye', Ebu Derda'yı da Şam'a sürgünegöndermiş, Hz. Muhammed'in Taif’e sürgüne gönderdiği velanetlediği Hakem'i geri getirmiş, Muaviye ve Mervan gibikötü insanları hem önemli görevlere getirmiş, hem de onlaraayrıcalıklar tanımış, halife Ömer hep beraberinde kırbaçladolaşıp insanları kırbaçlıyordu, Osman da aynı şeyi bastonlayapıyordu, yine Osman sudan bahanelerle en başta Bedir veUhud olmak üzere birçok savaştan kaçmış... gibi Osman'a maledilen eksikleri sıraladıktan sonra "Bunların hepsi yalan"diyor ve şöyle kanıtlamaya çalışıyor: Bir kere eğer dövdüğüşahıs fıtık olsaydı yaşayamazdı; kısa zamanda ölürdü. Çünküfıtık olan kişi fazla yaşayamaz diyor ve şöyle kapatıyor, birkere bu gibi eleştirileri kale almaya değmez, cahillerle vakitgeçirecek zamanım yoktur diyor. İşte İslam'da meşhur olanbir başka zatın savunması da böyle. (437)10- İbni Teymiyye'nin savunmalarıBu meşhur Şeyhü'l İslam kitapta anlattığım konular hakkındaözetle şunları yazıyor: Biz kesinlikle biliyoruz ki, Ebubekir ne
Hz. Ali'ye, ne de Zübeyir b. Avama'a herhangi bir eziyetyapmamıştır; hatta başlangıcından sonuna kadar Ebubekir'inhalifeliğini kabul etmeyen Sad bin Ubade'ye bile olumsuz birşey yapmamıştır diyor ve şöyle devam ediyor: Ebubekir,Fatma'nın evine devlete ait herhangi fazla bir malın o evdeolup olmadığını kontrol etmek için adamlar göndermiştirdiyor. Varsa, alıp bir an önce fakir-fukaraya vermek istemiştirdiyor. Bilmem Fatma'nın evine gidip eziyet etmişler, Fatma'yıkapı-duvar arasında sıkıştırınca Fatma çocuk düşürmüş, Hz.Ali'yi zorla ve onur kırıcı bir şekilde evden çıkarıpEbubekir'in yanına götürmüşler, hatta evini yakıp yıkmışlar,daha önemlisi Ömer halife olunca, bu makamı da Ali'ye karşıkullanarak kızını gasp etmiş gibi iddialar hep yalandır diyorve devam ediyor; (438) bunları ancak cahil yalancılar,beyinsiz kişiler söyleyebilir. Halbuki bilgi ve marifet sahibibunun yalan olduğunu biliyor diyor.Bir diğer iddia da, güya Ebubekir ve Ömer mürtedolmuşlar/dinden çıkmışlar diyorlar. Hâlbuki herkes biliyor kiEbubekir, dinden çıkanlarla şiddetle savaşan biriydi şeklindebir mantık yürütüyor. Artık İbni Teymiye'nin, "Kesinliklebiliyoruz ki, Ebubekir kimseye herhangi bir haksızlıkyapmamıştır." iddiasının garantisi nereden geliyor, bunubilemiyorum. Olsa olsa Cebrail ona da vahiy getirmiş olabilir!Kısacası, İbni Teymiye'nin savunmaları arasında mantık veilim yok; ancak bunu söyleyenlere hakaret ediyor, konuyu isedalalet ehli, hayvan cinsinden olanlar, yalancı cahiller,beyinsizler gibi yakışıksız kelimelerle ve bir çocuğu bile iknaedemeyen sözlerle geçiştiriyor. İşte bu basit savunmayı yapanİbni Teymiyye, sözüm ona kendi zamanında meslektaşları
nezdinde güya reformist görülmüş ve ömrü hep zindanlardageçmiştir. Hatta ona zindanda kitap okumak bileyasaklanmıştır. Mısır'da cezaevine girmiş, Şam'da bir girmiş,bir serbest kalmış, bir daha girmiş şeklinde hep cezaevine gel-git’ler yapmıştır. Ama görüldüğü gibi savunmaları da ancakgülünecek düzeydedir. (439)Bu konuya İslami kesimce sansür konduğu kesindir; ancakbunu becerememişlerdir. Mesela İbni Kuteybe'nin kitabı 'el-Mearif’te, "Hz. Ali'nin oğlu Muhsin küçük yaşta iken helakolmuş." deniliyor. Ama eski baskısında, "öldürülmüştür" diyeaçıklama var. En basit kanıt, İbni Şehraşub (588.ö), 'Menakıb-i AI-i Ebi Talib' adlı yapıtında anlatıyor ki, İbni Kuteybe'ninde el-Maarifte belirttiğine göre, baskın sonucu hamile olanFatma, Muhsin'i düşürmüştür şeklindedir. Ama bu açıklamabugün el-Maarif adlı yapıtta yoktur. Hicri 588 yılında ölenibni Şahraşub o zaman İbni Kuteybe'nin adı geçenkaynağında var diye belirtiyor. Anlaşılan o ki, daha sonrakibaskılarda bu kritik cümleler silinmiştir. Bugün piyasadasatılan 'el-Mearif te sadece, "Hz. Ali'nin oğlu Muhsin küçükyaşta helak oldu" bilgisi var. (440) Helak olmak; düşürülmekanlamında da, ölmek anlamında da kullanılabilir. Belli ki,olayın izini ortadan kaldırmak için bu terim bilerekseçilmiştir. Ölmek kelimesi varken helak kelimesinikullanmak bence anlamlıdır. Ama her şeye rağmen eskiorijinali gibi "Ömer'in baskısı sonucu Fatma Muhsin'idüşürmüştür" şeklinde net bir ifade yeni nüshada yoktur.Peki, o zaman Şehraşub neden İbni Kuteybe de el-Maarif adlıyapıtında bunu bu şekilde aktarmış, desin ki! İşte açık birtahrifat örneği.
Bir başka somut sansür örneğini de İbni Abdilberr'denaktarayım. Bu yazar İstiab' adlı yapıtında bu olayı anlatırken,Ömer, Hz. Ali'nin evine varınca, onu ve taraftarlarını tehditederek "şöyle şöyle diyor" şeklinde muğlâk ifadelerkullanıyor. Şöyle şöyle ne demek! Sen hicri 463'te vefatetmişsin. Demek ki Ömer'in bu sözleriyle ilgili sana kadargelen bazı önemli noktalar var. Ama sen onlarımakaslıyorsun. Yoksa şöyle şöyle dediğini nasıl biliyorsun?Ne demişse açık bir şekilde yazacaksın... İşte yapılansavunma yöntemlerinin bir başka örneği: Makaslamak...Aynı yazar, Tebük'te Hz. Muhammed'i öldürme girişimindebulunanlardan biri olan meşhur sahabi Ebu Musa el-Eş'arihakkında bilgi verirken de, "Hüzeyfe b. Yeman, Ebu Musahakkında kötü şeyler anlatmış; ancak kaynağımda onlarıanlatmaya dilim varmıyor" şeklinde çok açık bir sansürörneğini veriyor, hatta itiraf ediyor ve şunu da ekliyor: "Allahküsuratını bağışlasın" diyor ve konuyu kapatıyor. (441)Sözün özü, her türlü sansür ve baskıya rağmen, yine konununaydınlatılması için İslami kaynaklardaki bilgiler yeter de artarbile. Yorumlar ise, görüldüğü gibi bir ceviz kabuğunudoldurmayacak kadar boş şeyler.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder