30 Ocak 2018 Salı

ihlası şerif vefki

Görsel sonucu
Satır içi resim 1

 

 İhlas Suresinin Faziletleri, Havas ve Esrarı İhlas Suresi'nin (Gulhü vallahü) faziletleri hakkında birçok hadis-i şerîfler vârid olunmuş (biz ulaşmış)tır ve bütün ulema-i izam, havass-ı celîlesinden bahsetmişlerdir. Biz de bunlardan bir nebzesini ihvân-ı dinimize hediye edeceğiz. İhlas Suresini Okumanın Faziletleri ve Faydaları 

1. Bir kimse, pazar günü Güneş doğarken 10 defa İhlas Suresi'ni okuyup ondan sonra Allah’tan muradının (isteğinin ve arzusunun) hasıl olmasını (gerçekleşmesini) dua ve niyaz ederse, Allah'ın izniyle bu arzusu, kendisine ihsan buyrulur. 
2. Bu Sure-i Şerîf'in celb-i hayır (kişinin hayrı ve Allah'ın nimetlerini kendine çekmesi) ve def-i şerr (şerlerin ve başa gelen/gelebilecek olan musibetlerin defedilmesi) konusunda büyük bir tesiri vardır. Tam bir İNANÇ ve hâlisâne (saf) bir niyet ve hulûs-i kalp ile bu sureyi okumaya devam eden kimse, dünyada ve ahirette bir çok hayra nâil ve bütün şerlerden (kötülüklerden) de emîn ve mahfûz (korunmuş) olur. Beş vakit namazlardan sonra 11 kez bu sureyi okumak lazım demişlerdir.[1] 
3. İhlas Suresi, Kurân'ın üçte birinin bedelidir. Bir kimse, bu sûreyi ihlas (Allah'a tam bir güvenle, Allah'ın kendisini gördüğünü biliyor gibi) ile okursa; Cenâb-ı Hakk, o kulunun cesedini Cehennem'e haram kılar. 
4.Allah'ın Rasûlü buyuruyor: “Bir kimsenin yolu, kabristana uğrasa da geçerken 11 adet İhlas okursa, bu okuduğunu da bütün imanlı ölülere hediyye ederse, Cenab-ı Hakk, bu okuyuştan ölülerin sayısı kadar onun için sevap halk eder.” 
5. Ebû Hasan eş-Şâzelî şöyle buyuruyor: “Bir kimse, İhlas üzere olmak isterse, İhlas sûresini okuyarak kendine yardım istemelidir.” [2] 
6. Câbir bin Abdullah (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “Kim her gün 50 defa İhlâs sûresini okursa, kıyâmet gününde kabrinden şöyle çağrılır: 'Kalk, ey Allâh'ı öven kişi, cennete gir!” ” [3] 
7. Ubeyy bin Ka'b, Ömer bin Hattâb, Ebû Mes'ûd el-Ensarî, Simâk, Enes bin Mâlik ve Ebû Eyyûbi'l-Ensârî (radıyallâhü anhüm) tarafından rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Peygamberimiz (sav) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Herhangi bir akşam İhlâs sûresini okuyan, o gece Kur'ân'ın üçte birini okumuş olur.” [4] 
8. Buhârî'nin (rh.) Ebû Saîdi'l-Hudrî'den (ra), Müslim'in (rh.) Ebudderdâ'dan (ra) rivâyet ettiklerine göre Resûlüllah Efendimiz (sav): “Kur'ân'ın üçte birini bir gecede okumak size güç gelir mi?” diye sordu. Ashâb-ı kirâm: “Buna hangimizin gücü yetebilir, yâ Resûlellah?” dediler. Resûlüllah (sav) Efendimiz: “İhlâs sûresi (Kul hüvellâhü ehad), Kur'ân'ın üçte birine denktir.” buyurdu. 
9. Müslim'de yer alan Ebû Hüreyre'nin (ra) rivâyetinde ise, Resûlüllah Efendimiz (sav), kendilerine Kur'ân'ın üçte birini okuyacağını bildirerek ashâbını toplar. İhlâs sûresini okur ve hücre-i saâdetine girer. Bir süre sonra çıkar ve: “Size Kur'ân'ın üçte birini okuyacağım demiştim. Dikkat ediniz! Bu sûre, Kur'ân'ın üçte birine muâdildir” buyurur. [5] 
10. Ashâb-ı kiramdan Muâviye bin Muâviye el-Müzenî (ra) Medine'de vefât etmişti. O sırada Tebük'te bulunan Resûlüllah Efendimize (sav) Cebrâil (as) haber verdi ve cenâze namazını kılmayı isteyip istemediğini sordu. Resûlüllah Efendimizin (sav), “Evet” cevabı üzerine, Müzenî'nin (ra) cenâzesi Resûlüllah'ın önüne getirildi. Resûlüllah Efendimiz, arkasında her biri 70.000 melekten teşekkül eden iki safla birlikte cenaze namazını kıldı. Sonra Resûlüllah Efendimiz (sav), merhûmun bu mazhariyete nasıl ulaştığını sordu. Cebrâil (as): “İhlâs sûresini sevmesi; otururken, (yanları üzerine) yatarken, yürürken, dururken her hâl ü kârde onu okuması sayesinde!..” cevabını verdi.[6] 
11. Ebu'l-Fârûk Süleyman Hilmi Silistrevî (k.s.) de, Kur'ân-ı Kerîm ve İhlâs-ı Şerif'le alâkalı olarak buyurmuşlardır ki: “Her gün hakk-ı Kur'ân (Kur'ân-ı Kerîm'in günlük hakkı) 200 âyettir; elli İhlâs-ı Şerif okunursa, Kur'ân-ı Kerîm'in hakkı ödenmiş olur. Buna riâyet eden, bu vesîle ile dünyada hiçbir sıkıntı görmez, rızkı da geniş olur.” [5] 
12. Câbir Bin Abdullah dan: Rasülullah (sav) şöyle buyurdu. “Kim her gün elli defa İhlas suresini okursa kıyamet gününde kabrinde şöyle çağrılır. Kalk ey Allah'ı öven kişi cennete gir!” [7] 
13. Âla Bin Muhammet Sekafî dan “Biz Rasülullah (sav) ile birlikte Tebükte bulunuyorduk. Bir sabah güneş hiç o zamana kadar görmediğimiz bir parlaklık ve aydınlıkta doğdu. Daha sonra Cebrail indi. Allah Rasülü ona “Neden bu sabah, güneş şimdiye kadar görmediğimiz ışıklar ve nurlar saçıyor?” diye sordu. Cebrail şu cevabı verdi. “Bu sabah, Muaviye Bin Elleysî vefat etti ve Cenabı Hak onun cenaze namazını kılmaları için gökten yetmiş bin melek gönderdi. Gördüğünüz ışıklar güneşin değil, o meleklerin nurlarıdır.” Allah’ın Rasülü Cebrail a yeniden sordu. “Muaviye Bin Elleysî hangi ameliyle bu lutfa ermiştir?” Cebrail şu cevabı verdi. “O, İhlas suresini çok okurdu. Bu sebeple o büyük lutfa ermiştir.” buyurdu. [8] 
14. "Cana, mala, ırza dokunmayıp, içkiden de sakınarak, İhlâs suresini yüz kere okuyan müslümanın elli yıllık günahı affolur." [Beyheki] 
15. "İhlâs okuyan Müslümana Cennet vacib olur." [Nesai] [5] 
16. Ebû Saîd-i Hudrî buyurdu ki: Eshâb-ı kirâmdan biri, sabaha kadar ihlâs sûresini tekrar eden birini işitir. Sabah olunca Resûlullah efendimize giderek, bütün gece İhlâs okumasını az görerek durumu arz edince Resûlullah efendimiz buyurdu ki: “Nefsim yed-i kudretinde olan Allaha yemîn ederim ki, bu sûreyi okumak, bütün Kurân-ı Kerîm’in üçte birine denktir.” 
17. “Kim sabah namazından sonra, İhlâs sûresini on bir defa okursa, o gün kendisine bir günah gelip bulaşmaz. Şeytan gayret etse de korunmuş olur.” 
18. “Bir yolculuğa çıkmak isteyen kimse, evinin kapısını çekip ayrılınca on bir defa ihlâs sûresini okursa, o dönünceye kadar Allah onu muhafaza eder.”! 
19. “Kim akşam namazından sonra (konuşmadan) iki rek'at namaz kılıp, birinci rek'atinde Fâtiha ve Kâfîrun, ikinci rek'atinde Fâtiha ve İhlâs sûrelerini okursa, yılan, derisinden sıyrılıp çıktığı gibi o da günahlarından öylece sıyrılıp çıkar.” 
20. “Ölüm hastalığı içinde iken ihlâs sûresini okuyan kimse, kabirde fitneye uğramaz. Melekler onu kanatları üzerine alıp, Sırat'ı geçinceye ve Cennete girinceye kadar götürürler.” 
21. “Yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutan kimse, yemeği bitirince ihlâs sûresini okusun.” 
22. “Yatağa girdiğinde, Fâtiha'yı ve İhlâs sûresini okuyan, ölüm müstesna her şeyden emin olur.” 
23. “Kim hergün, iki yüz defa ihlâs sûresini okursa, borçları hariç, elli yıllık günahı affedilir.” 
24. “Kim ölüm hastalığında, ihlâs sûresini okursa, kabir azabı görmez. Kabrin sıkmasından emin olur. Melekler onu kanatlarıyla taşırlar ve Sırat’tan sür'atli bir şekilde geçirirler.” 
25. "Kim bin defa İhlâs sûresini okursa, Cennetteki makâmını görmeden vefât etmez." 
26. “Kim yatağında uyumak ister, sağ yanına yatar ve yüz defa İhlâs sûresini okursa, kıyâmet günü Allah ona; "Ey kulum! Sağ yanın üzere Cennete gir" buyuracaktır.” 
27. “Eve girerken İhlâs-ı şerîfi okuyan fakirlik görmez.” Eshâb-ı kirâmdan Hz. Süheyl, bu hadîs-i şerîfe uyarak zengin olmuştur. 
28. Hz. Âişe buyurdu ki. Resûlullah efendimiz bir kişiyi, bir birliğin başkanı olarak gazaya gönderdi. O zat emrindekilere namaz kıldırırken, okuyuşunu daima İhlâs sûresi ile bitirdi. İşlerini görüp döndükleri zaman, onun bu hali Peygamber efendimize anlatıldı. Peygamber efendimiz; “Bunu niçin yaptığını ona sorun bakalım” buyurdu. Sordular. O, “Çünkü bu sûre Rahman'ın sıfatını bildirmektedir. Ben de bu sebeple onu okumayı seviyorum” dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz; “Ona haber verin; muhakkak Allah da onu seviyor” buyurdu. “Cuma namazından sonra, yedi defa İhlâs ve Mu'avvizeteyn yani Felak ve Nâs sûrelerini okuyanı, Allah, bir hafta kazadan, beladan ve kötü işlerden korur.” 
29. “Üç şey kendisinde bulunan kimse, Cennete dilediği kapıdan girecektir. Kul hakkını ödeyen, her namazdan sonra onbir defa İhlâs sûresini okuyan, kâtilini affederek ölen.” 
30. “Kim İhlâs sûresini namazda ya da namaz dışında yüz kere okursa, Allah ona, Cehennem’den kurtuluş beratı yazar.” 
31. “Arefe günü bin İhlâs okuyanın bütün günahları affolur ve her duâsı kabul olur. Hepsini Besmele ile okumalıdır.” 
32. Eshab-ı kiramdan birisi; “Yâ Resûlullah! Kurân-ı Kerîm’in en faziletli sûresi hangisidir?” diye sordu. Resûlullah efendimiz; “İhlâs sûresidir” buyurdu. 
33. Enes bin Mâlik diyor ki: Resûlullah efendimiz birine; “Ey falan, evlendin mi?” diye sordu. O kişi; “Hayır, yâ Resûlullah! Hem benim evlenecek bir şeyim de yok” dedi. Peygamber efendimiz; “İhlâs sûresini bilmiyor musun?” buyurdu. O zât; “Evet, biliyorum” dedi. Peygamber efendimiz; “O sûre Kurân-ı Kerîm’in üçte birine denktir” buyurdu. 
34. Birisi fakirlikten ve geçim sıkıntısından Peygamberimize şikayette bulundu. Peygamber efendimiz ona; “Evine girdiğin vakit, kimse varsa selâm ver, kimse yoksa kendine selâm ver ve bir defa İhlâs sûresini oku!” buyurdu. . kimse Peygamber efendimizin bu emirlerini yaptı. Allah ona öyle bol rızık verdi ki, komşularına dağıtmaya başladı. 
35. Yine hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Her kim İhlâs sûresini 12 defa okursa, Allah onun için Cennette 12 köşk bina eder. Hafaza melekleri birbirlerine derler ki: "Haydin yürüyün gidelim de kardeşimizin köşklerine bakalım"” 
36. Muhammed bin Alkamî buyurdu ki: “Ölüm hastalığında İhlâs sûresini okuyanlara kabir suâli olmaz.” 
37. Ahmed bin Hanbel buyurdu ki: “Kabristana girince, Fâtiha, Felak, Nâs ve İhlâs sûrelerini okuyunuz. Sevâbını meyyitlere gönderiniz! Sevâbı hepsine ulaşır.” 
38. İmâm-ı Birgivî buyurdu ki: "Ölüm hastası İhlâs sûresini çok okumalıdır." 
39. Süleyman bin Cezâ buyurdu ki: “İhlâs sûresini Besmele ile bin kere okuyan diş ağrısı görmez.) Yine buyurdu ki: (İhlas, Felak, Nas ve Fâtiha sûrelerini her gün üçer kere okuyan, malını, canını çoluk çocuğunu bütün belalardan muhafaza eder.” [9] 
40. Müminlerin annesi Hz. Aişe (ra) şöyle anlatıyor. Fahri Kainat efendimiz (sav) şöyle buyurdu: Ey Aişe! Geceleri şu dört şeyi yapmadan sakın yatma. 
1-) Kur-anı hatmetmeden. 
2-) Kıyamet günü Peygamberlerin şefaatine erişmeden. 
3-) Müslümanların gönlünü almadan. 
4-) Hac etmeden. Hz. Peygamber (sav) bu sözleri söyledikten sonra namaza durdu. Bende yatağın üzerinde namazını bitirene kadar şaşkınlık içinde otura kaldım. Namazını bitirdikten sonra sordum, ey Allah-ın Resul-ü anam babam sana feda olsun, ben söylediğiniz o dört şeyi şuanda yapamadım, nasıl yapabileceğimi söyler misiniz? Bunun üzerine h.z Peygamber (sav) gülümseyerek bana şunları söyledi. Ey Aişe İhlâs suresini üç defa okudunuz mu Kur-anı Kerîm-i baştan sona hatmetmişçesine sevap kazanırsın. Bana ve benden önceki Peygamberlere salât ve selam getirdiniz mi, Kıyamet günü şefaatimize erişirsin. Bütün müminlere dua ve istiğfar ettin mi, onların gönlünü almış ve hoşnutluğunu kazanmış olursun. Sübhanallahi Velhamdulillahi Vela İlahe İllallahu Vallahu Ekber, dediğin zamanda hac etmiş gibi sevap kazanırsın. 
41. Vakti zamanında Allah dostlarından birinin oğlu vefat eder ve o gece oğlunu rüyasın da cehennemde azap çekerken bitkin bir vaziyette olduğunu görür ve çok üzülür. Ertesi akşam oğlunu tekrar rüyasında yine görür, fakat bu defa oğlunu Cennet-e ve çok sevinçli bir halde görür. Merakla oğluna sorar: “Ey oğlum, seni dün akşam Cehennem de bu akşam ise Cennette gördüm, bu nasıl iş ve sebebi nedir diye sorar. Babasının bu sualine oğlu şöyle cevap verir. “Bugün mezarlığımıza muhterem bir mümin uğradı. Üç defa ihlâs suresini okuduktan sonra sevabını bütün Müslümanların ruhlarına bağışladı, benim hisseme düşen sevapla; Rabbim, beni Cennetine koydu.” der.[10] Kaynaklar [1] Es Seyyid Süleyman El Hüseynî, "Havasü'l-Kurân - Kenzü'l-Havas", Esma Yayınları, c.1, s.253-260. [2] İmam-ı Yâfiî, "Kurân-ı Kerîm'in Havas ve Esrârı", Pamuk Yayıncılık, İstanbul, Ocak 2005. s.567. [3] Taberânî, "Mu'cemü's-Sağîr", 2/781 [4] Tirmizî, Sünen, Fedâilü'l-Kur'ân, 2 [5] 

www.sadakat.net/forum/islamgenel/ihlas-suresinin-fazileti-t12592.0.html [6] Aliyyü'l-Karî, Mirkâtü'l-Mefâtîh, 2, 355 [7] Tebarani Mü'cemü's-sağir C 2 Sh.781. [8] İbni Sad- Ruhul Beyan C 10 Sh.540 [9] sudenaz002.blogcu.com/ihlas-suresinin-fazileti_2556860.html [10] www.yenidendogus.net/vb/dini-icerikli-yazylar/11240-mutlaka-okuyun-kardethler-yhlas-suresinin-fazileti.html 

Dünyayı yöneten gizli örgütler (Teori Şubat 2003 sayı 157)



Dünyayı yöneten gizli örgütler (Teori Şubat 2003 sayı 157)

Dr. Ümit Sayın Değerli dostum Necip Hablemitoğlu’nun anısına Genel durum Yeni Dünya Düzeni’nin dünyayı yeniden paylaşmada Türkiye’nin başına 21. yüzyıldainanılmaz çoraplar örülmek istenmekte ve Türkiye adım adım Sevr koşullarınasürüklenmektedir. Oynanmakta olan bu satranç oyununda Türkiye’de dev bir operasyonyapılmış ve “Şah” köşeye sıkıştırılmıştır (Manisalı 2002a ve 2002b). 

Mat olup olmamasıbundan sonra Türk Genelkurmayı’nın atacağı adımlara bağlıdır. ABD tarafından planlananbu operasyon, AB ülkelerinin de yardımıyla şimdilik başarıyla yürütülerek hedeflenenekonomik kriz ülkede başarıyla yaratıldıktan sonra, tüm piyonlar rollerini başarıylaoynamışlar ve 79 yıl önce Hilafeti kaldıran Türk devletinin tepesine Hilafetçi artığı ve ABDkuklası bir parti usta bir manevra ile -umutsuzluk içindeki halk kandırılarak- geçirilmiştir. Tüm hükümet üyelerinin ve bakanlarının Nakşibendi veya Fethullahcı bağlantıları Aydınlıkdergisinde yayımlandığı halde sadece bir iki bakandan tekzip gelmiştir. Hükümetüyelerinin büyük çoğunluğu ünlü Abant Toplantılarını düzenleyen Fethullahçıörgütlenmenin odağındaki Birlik Vakfı’nın üyesidir. Bir zamanlar “demokrasi tramvayı”nagerekirse binebileceğini ya da ereğine ulaşmak amacıyla papaz giysisi bile giyebileceğinisöyleyen, camilerin kubbelerini miğfer olarak takacak, minareleri de mızrak olarakkullanacak Tayyip Erdoğan liderliğindeki kadronun yönetiminde Türkiye’yi ileride dahavahim sorunların beklediği açıktır.

Diğer yanda ise ABD 80 bin askeriyle Diyarbakır’da konuşlanmak ve Türkiye’yi hiç ilgisiolmadığı bir savaşa bulaştırmak istemektedir. ABD’nin hedefi açıktır. Kafkasya veOrtadoğu petrol ve doğal gaz bölgelerini Naziler gibi işgal etmek ve Asya’nın stratejikbölgelerini kontrol altına almak! Ama rambo çığlıklarıyla savaş naraları atan Türkmedyasında hiç değinilmediği üzere, ABD’nin asıl hedeflerinden birisi de Türkiye’yiparçalamak ve Doğu Anadolu’da ABD kuklası bir Kürt devleti kurmaktır. Türkiye’yiparçalama ve çökertme operasyonu aşikar bir biçimde Kıbrıs üzerindeki Annan Planı ile,NGO’ları ile, Fener Patrikhanesi’ne ve Rum azınlıklara verilen haklar ile, Rum Pontus’u ile,Kuzey Irak’taki Kürt Senatosu ile Türkiye’de ajanlık faaliyeti gösteren vakıflarıyla başarılıbir şekilde sürdürülmektedir. Değerli Necip Hablemitoğlu’nun katledilmesi Türkiye’yiistikrarsızlaştırma operasyonunun bir parçasıdır ve korkarım ki bu cinayetler sürecektir.Cinayetleri ise çok daha büyük bir ekonomik kriz beklemektedir. Ya Türk askeri, krizdurumlarında ABD’nin müdahele gücü haline getirilecek ya da ekonomisi kısırlaştırılmış vetarımı çökertilmiş olan Türkiye açlığa mahkum edilecektir. Yani “Şah ve Mat”gerçekleşmesi planlanmıştır.Bu yazıda Türkiye’deki durumu irdelemek açısından dünyayı yöneten gizli güçleri ortayakoymaya çalışacağız. Şimdilerde Globalizasyon adıyla bize yutturulmak istenen YeniDünya Düzeni bir günde kurulmuş bir strateji değil, kökeni imparatorluklar ve sömürgelerdönemine dayanan bir plandır. Globalizasyon, ulusçuluğu ve sınırları kaldıran bir sistemdeğil, aksine ezen ulusların kayıtsız şartsız hakimiyetine yol açacak acımasız, emperyalistve faşist bir yapıdır. Yeni Dünya Düzeni’ni şekillenderen iki temel dev güç vardır.Bunlardan birisi Yahudi lobisi ve tekellerinin kurduğu gizli cemiyetler, ötekisi ise WASP adıverilen beyaz, Anglo Sakson, Protestan azınlığın kurduğu gizli cemiyetlerdir. ABD’de tümgüç ve medya bu gizli cemiyetler tarafından şekillendirilmektedir. Yahudilerin de içindeyer aldıkları CFR (Council on Foreign Relations), Bilderberg gizli örgütü ve Trilateral Komisyon bu cemiyetlerin temelini oluşturur. 

Bir istihbaratçı olan George Orwell’ın 1984isimli kitabında belirtildiği üzere, medyayı kontrol eden beyinleri kontrol eder. Beyinlerikontrol eden ise, toplumları kontrol eder (son örneğini 3 Kasım seçimlerinde gördüğümüzgibi). ABD’de medyayı ve beyinleri kim kontrol eder? ABD’de her yere yayılan ve en çok seyredilen kanallar yaklaşık 15 aile tarafından ve 24şirketle yönetilmektedir (Chomsky, 1988, 1991, 1992, 1994). Bu şirketler şunlardır(Chomsky, 1988, 1991): Advance Publications (Newhouse ailesi), Capital Cities (DevletKökenli, DK), CBS (DK), Cox Com (Cox ailesi) , Dow-Jones (Bancroft-Cox ailesi), Gannet(DK), GE (General Electric), Hearst (Hearst ailesi), Knight-Ridder ailesi, News Corp (Murdoch ailesi), New York Times (Sulzberger ailesi), Reader’s Digest (Wallace ailesi),Scripps-Howard (Scrips ailesi), Storer Corp (Storer ailesi), Taft (Taft Ailesi), Time Inc.(karışık ve DK), Times Mirror (Chandler ailesi), Triangle (Annenberger ailesi), Tribune Co.(McCormick ailesi), Turner Broadcasting (Turner ailesi), Fox Broadcasting (Fox ailesi).ABD’de bugün, hem gizli-derin devletten izinsiz, hem de bu ailelerden izinsiz hiç birgerçeği yayımlayamazsınız (ABD gizli devleti için bkz. Vankin 1996; Constantine1997;Blum 2000). Belirli bir elit zümrenin kontrolü altında olan ABD medyasının, bunun birsonucu olarak da dünya medyasının gerçeklerle ilgili fazla bir bilgi yayınlanmasıbeklenemez. Zaten tüm Amerikan halkı 11 Eylül olayında olduğu gibi medya tarafındantamamen uyutulmuş ve inanılmaz senaryolar ile sadece Amerikan halkı değil, tüm dünyakandırılmıştır (Meyssan 2002; Sayın 2002).

Bu şirketlerin pek çoğunun yöneticisi özel ve elit bir alt kültürden gelmektedir ve hep aynısöylemi dile getirirler ve Yeni Dünya Düzeni’nin temel bir parçasıdırlar. Bu eğilim, dünyayıdinlemek ve yönetmek için NSA (National Security Agency) tarafından kurulmuş ECHELONsisteminin diğer üyeleri Ingiltere, Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya’da da pekdeğişmemektedir (Sayın 1998; Hager 1997). ABD’de de Washington ve New York merkezliCFR’nin yerini bu ülkelerde Bilderberg ve Trilateral Komisyon almaktadır.Medyanın başında da mutlaka bu örgütlerin elemanları bulunur. Aşağıda bazı örneklerisıralıyoruz (Kısaltmalar B: Bilderberg üyesi; T: Trilateral Komisyon; C: Council on ForeignRelations, en az iki veya üç gizli cemiyete üye olanlardan örnekler verilmiştir, bu örgütlerdaha sonra tanımlanacaklardır, Kaynak: Ross 2000): Robert Erburu (C ve T): Times Mirror başkanı Forester Lynn ( B ve C): Netwave Inc. Haberleşme sistemleri Paul Gigot (B ve C): Wall Street Journal, Washington yazarı. Henry Anatole Grunwald (B ve C): Time dergisi, editör Jimmie Lee Hoagland (B ve C): Washington Post, editör yardımcısı. Claude Imbert (B ve T): Le Point, Paris. Dinç Bilgin (B ve T): Sabah Yayıncılık ve 1 Numara Yayıncılık. Wyatt Thomas Johnson (C ve T): CNN başkanı. Flora Lewis (C ve T): New York Times, Paris, köşe yazarı Charles William Maynes (B ve C): Foreign Policy Magazine, Carnegie vakfı (CIAbağlantılı) Albert J. Wholstetter (B ve C): Wall Street Journal, yazar Robert Leroy Bartley (B, C ve T): Wall Street Journal, Editör ve başkan. Thomas L. Friedman (B, C ve T): New York Times, köşe yazarı. David Gergen (B , C ve T): US News and World Report, Başkan ve editör. Katharine Graham (B, C ve T): Washington Post, direktörlerden James Fulton Hoge (B, C ve T): Foreign Affairs Magazine direktörü(bu dergi CFR’ın resmi organıdır). 

Mortimer Benjamin Zuckerman (B, C ve T): US News ve World Reports, AtlanticMontly, NY Daily News. Baş Editör.Dünyada hakimiyeti elinde tutan bu Anglo Sakson ve Yahudi medyalarında tek birideolojinin borusu öter: Globalizm. Globalizasyonun ve Yeni Dünya Düzeni’nin temelfelsefesini ortaya koyan da ORDO AB CHAO (Kaostan Düzen) mottosu ile ortaya çıkmışIllüminati, Skulls and Bones Society (SBS, Kuru Kafa ve Kemik Cemiyeti), Bohemian Grove(veya Bohemian Club) gibi gizli cemiyetlerin ta kendisidir! Daha sonra bu cemiyetlere 20.yüzyılda Council on Foreign Relations (CFR, Dış Ilişkiler Konseyi), Bilderberg ve TrilateralKomisyon eklenecek ve diğer ülkelere de yayılarak kayıtsız şartsız bir Yeni Dünya Düzeniveya bir Anglo Sakson Firavunlar devri yaratmak için büyük bir mücadele verilecektir(Sutton 1986; Domhoff 2000; Ross 2000; Marrs 2000).Dünyadaki pek çok tüketim malzemesini ve diğer malları sistematik gizli örgüt ağına sahipbir elitler grubu kontrol etmektedir. Bu elitler grubu tüm dünyaya yayılmışlar ve pek çokkilit noktayı bilinçli ve planlı bir biçimde işgal etmişlerdir. Artık dünyayı yöneten bir BüyükAğabey vardır ve bu Büyük Ağabey bahsedilen elitlerin oluşturduğu gizli bir ağdır; bu ağıntarihsel mistik bir geçmişi de vardır! Büyük Ağabey örgütünün üye sayısı 8-10 bini aşmaz,ama savaşların çıkmasından dünyadaki para hareketlerine, uyuşturucu trafiği ve karaparadan ülkelerin çökertilmesine, hükümetlerin değiştirilip, ülkelerin parçalanmasınakadar (Rusya ve Yugoslavya örneği) bu elitler grubu ve Büyük Ağabey etkilidir. 

Yeni Dünya Düzeni, arkasında masonik gizli örgütlenmelerin olduğu bir uluslararası ağın ve Council on Foreign Relations (Dış ilişkiler konseyi), Trilateral Komisyon ve Bilderbergisimli örgütlerin planlayıp, dünyaya dayattığı kayıtsız şartsız emperyalist bir sömürüsistemidir. Yeni Dünya Düzeni ve bu örgütler neden tehlikelidirler? Yeni Dünya Düzeni’nin amaçları ve tehlikeleri hakkında tonlarca kitap yazılmış,globalizasyonun insanlığa sunacağı acımasız gerçekler hakkında yüzlerce konferansverilmiştir. Fakat bahsedilen gizli örgütlerin ve CFR, Bilderberg ve Trilateral Komisyo’nuntehlikeleri hakkında yazılan kitaplar bir avuçtur. Çünkü bu örgütler hakkında bilgiyeulaşmak çok zordur. Bu örgütlere üye olan kişiler istihbarat örgütlerinin, silahlı kuvvetlerin,NATO’nun veya Savunma Bakanlıklarının, bankaların, dev tröstlerin en tepesindekiinsanlardır. Nazilerden pek de farklı olmayan bu insanların gerçek yüzlerini daha iyianlayabilmek, ancak onların dünya insanlığı üzerinde oynadıkları rolü sergileyerekmümkün olabilir. Bu örgütler niye tehlikelidirler? Çünkü:Savaşları onlar çıkarırlar. Ne kadar süreceğine onlar karar verirler, kimlerin katılacağına vehangi sınırların çizileceğine onlar karar verirler (Şu anda içine girmekte olduğumuzsavaşta olduğu gibi). 

Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasında J. P. Morgan ve Rockefeller’ınbüyük etkileri olduğu ve savaş sonunda da inanılmaz kârlar elde ettikleri bilinmektedir(Marrs 2000). Ayrıca 2. Dünya Savaşı’nın başında (Hitler’in yükselişinde de) Rockefellergrubunun Hitler’e yaptığı yardımlar bilinmektedir. Rockefeller’lar, bu Büyük Ağabey’in,CFR veya Skulls and Bones Society’nin merkezindedirler.Parayı kayıtsız şartsız onlar kontrol ederler. ABD’deki Merkez Bankası’ndan tutun, diğeruluslardaki merkez bankalarına kadar tüm temel bankaların kilit noktalarını onlar kontrolederler. Iskonto oranlarını, para teminini, altın stoklarını ve altın fiyatlarını, borsafiyatlarını onlar ellerinde tutarlar ve kontrol ederler. Dünyada akmakta olan tüm kara parabu örgütlerin kontrolündedir.Hükümetleri onlar kontrol ederler. Pek çok ülkede kimin başbakan, kimin vali veya kiminyönetici konumuna geleceğini onlar kontrol ederler. Gerekirse hükümetleri yıkarlar, yerineyenisini kurarlar, işlerine gelmezse onu da yıkarlar ve bunu kimsenin ruhu duymadanyaparlar. 

Medya bu gerçeklerden bahsedemez.Medya ve bilgiyi onlar kontrol ederler. Temel pek çok medya kuruluşlarını onlar kontrolederler. Beyin yıkama yöntemleri ve medyayı yönlendirme yöntemleri korkunçtur. Onlarınizni olmadan büyük medyaya yayın yapmanız mümkün değildir.Ücretleri, vergileri maaşları onlar kontrol ederler. Emeğinize net olarak hakimdirler. Tümücretleri, endüstrilerdeki maaşları, işçi maaşlarını onlar kontrol ederler.Mafyayı onlar kontrol ederler. Detaya girmeye gerek yok, çünkü zaten kendileri mafyadır.Diğer mafya örgütlenmelerini onlar kontrol ederler.Bilimi ve teknolojiyi onlar kontrol ederler. Bilimi ve teknolojiyi çok kilit noktalardakiöğretim görevlileri veya çok kilit noktalardaki şirket görevlileri sayesinde onlar kontrolederler.Istihbarat örgütlerini ve orduları onlar kontrol ederler. ABD’deki hemen her istihbaratörgütünün üst düzey görevlisi veya ileri geleni ya bahsedilen gizli örgütlerin üyesidir, yada CFR, Trilateral Komisyon veya Bilderberg üyesidir. Avrupa ve Japonya’daki istihbaratörgütlerinde de bu kişiler çok etkilidir. Türkiye’de ise son 50 yıldır yönetici konumunagelmiş pek çok kişi ya Trilateral Komisyon veya Bilderberg üyesidir.Şu unutulmamalıdır: Bu örgütlerin güçleri, nitelikleri ve üyeleri ortaya çıkarıldıktan sonrakesinlikle alt edilebilirler. Bu örgütleri böylesine sıralamak onların yenilmez olduklarıvurgulamak amacıyla değil, aksine onların iç yapılarını ortaya koymak ve altedilebileceklerini vurgulamak amacıyla yapılmaktadır.Aşağıda her üç örgüte de (Trilateral Komisyon, Bilderberg ve CFR) üye olan kişilerinisimlerini ve bulundukları konumları sunuyorum (Ross 2000). 

 Her üç örgüte de üye olan elitlerPaul Arthur Allaire: Xerox şirketi direktörü, CFR direktörü. Graham T. Allison: Ulusal Politika Merkezi üyesi, eski CFR Direktörü. D. Orville Andreas: Archer Daniels Şirketi Başkanı. R. Leroy Bartley: Ünlü Wall Street Journal Editörü. C. Fred Bergsten: Ünlü Brookings Institition Yöneticisi. Robert R. Bowie: Kıtalararası Geliştirme Merkezi üyesi. John Bredemas: Texaco şirketi direktörü, eski senatör. Zbigniew Brzezinski: Ulusal güvenlik danışmanı, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü. John H. Chafe: Senatör, Fin. Sel. Intellig. Direktör. Bill Clinton: Eski Başkan, Arkansas Valisi. Richard N. Cooper: Harvard’da Prof. CFR direktörü, Devlet Bakanlığı, Ekonomik işler. Gerald Corrigan: CFR direktörü, Federal Merkez Bankası. Eski direktörü, Goldman Sachs. Lynn E. Davis: Devlet Bakanı, Uluslararası Güvenlik Sekreteri. John Mark Deutch: CIA direktörü, Savunma Bakanlığı. Martin S. Friedman: Prof. (Harvard) Ekonomik AraştırmalarUlusal Bürosu. Stephan J. Friedman: Goldman Sachs Şirketi. Thomas L. Friedman: New York Times gazetesi, köşe yazarı. David. L. Gergen: US News ve World Report Direktörve Clinton’ın danışmanı. Louis Gerstner: IBM Şirketi sahibi ve Başkanı. Kathrine Graham: Washington Post gazetesi, köşe yazarıve Brookings Inst. Maurice Greenberg: CFR direktörü, Am. Int. Group Inc. Başkan Yardımcısı. Lee Herbert Hesburgh: Senatör, Indıana uluslararası ilişkiler. W. Alexander Hewitt: Jamaica Büyükelçisi. James F. Hoge: CFR’nin yayın organı Foreign Affairs’ın direktörü. Richard Holbrooke: ABD Büyükelçisi, B. M. üyesi Credit S. First Boston Corp. Vernon E. Jordan: Aikin, Huer and Feld Şirketi, RJR Nabisco yöneticisi. Henry A. Kissenger: Nıxon ve Carter dönemi Devlet Bakanlığı, Sekreter. Winston Lord: Devlet Bak. Sekreter yardımcısı, Doğu Pasifik ve Asya Ilişkileri. Jessica T. Mathews: Uluslararası barış için Carnegie Vakfı Başkanı(CIA ve DIA). Winston P. McCracken: Michigan Üniversitesi Prof. Robert Strange Mc Namara: Dünya Bankası Başkanı, Eski Savunma Sekreteri,Brookings Inst. (CIA bağlantılı). Walter F. Mondale: ABD Büyükelçisi, Japonya Devlet Bakanlığı. J. Benjamin Nye: Hazine Bakanlığı Sekreteri ve etkin başkanı. Joseph S. Nye: Ulusal Istihbarat Konseyi Başkanı, Harvard Dekanı Rozanne L. Ridgway: Atlantik Konsül, RJR Nab Direktörü. Charles W. Robinson: Kıtalararası Geliştirme Konsülü, Brookings Inst. (CIA bağlantılı). David Rockefeller: Chase Manhattan Bankası başkanı, Rockefeller Şirketi Başkanı, CFRbaşkanı, Trilateral Komisyon başka. 

Bahsedilen tüm örgütlerin başındaki çekirdeğinyöneticisi. Brent Snowcroft: Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan yard,CFR eski başkanı. Helmut Sonnefeldt: Brookings ve Carnagie Endowment (CIA bağlantılı). George Soros: Soros Fund Başkanı, Open Society Institute. Laura D. Tyson: Prof, Harvard, Ekonomik danışmanlık Komisyonubaşkanı. Paul A. Volcker: Federal Reserve System (Merkez Bankası) Başkanı. John C. Whitehead: Brookings Institution başkanı (CIA yan kuruluşu) NYC, AEA investor. Paul D. Wolfowitz: John Hopkins Ünv Dekanı, Ileri Uluslararası Ilişkiler (CIA). Robert B. Zoellick: Stratejik ve Uluslararası Ilişkiler Merkezi başkanı. M. Benjamin Mortimer: US News, World Reports, NY Daily News, Atlantic MontlyBaşkanı ve yöneticisi, pek çok medyayı kontrol etmekte.Eski ve Yeni Dünya Düzeni’nde gizli cemiyetlere kısa bir bakışDünyanın kuruluşundan beri insanlar sosyal sistemler içinde belirli bir güç arayışındaolmuşlardır. Belirli sosyal sınıflarda ve özellikle 16-18. yüzyıldan sonra yönetici sınıfı teşkileden üst burjuvazide belirli mevkilerin dağılımı arz-talep dengesine uygun olmamayabaşlamıştır. Ayrıca klise ve din baskısına karşı da, farklı ve daha açık görüşlü düşünceyesahip insanlar farklı örgütlenmeler içine girme ihtiyacı duymuşlardır. 

Bu yüzyıllarda eskimistik gizli cemiyetlerin de törelerini ve yöntemlerini kullanan yeni yapılanmalargörmekteyiz. Masonluk ve ILLUMINATI bu özellikleri fazlasıyla içermektedir.Aslında gizli cemiyetler büyünün ve ayinlerin başladığı çok eski dönemlere kadar gider ve pek çok gizli cemiyetin kuruluşu Mısırlılar ve Mezopotamyalılar zamanına kadaruzanmakta, Sümer ve Akadlara, 5000 yıl önceye gitmektedir. Ama ilk gizli cemiyetlerintemel çıkış noktası din ve Tanrı ile bütünleşme çabasıdır. Ilk gizli cemiyetleri oluşturanlarda zaten şamanlar, din adamları ve ruhban sınıfı olmuştur. Zoroastrianizm, Mithraism,Pitagorasçılık, Neo-Platonizm, Kabalizm, Sufism, Batıniler (Hasan Sabbah’ın gizli cemiyeti), Tapınak ve Malta Şovalyeleri ve Gül Haç örgütü ve daha binlercesi Mısır, Mezopotamya veOrtadoğuda kendi inanç, sembolizm ve ritüel sistemleri ile yoğrulmuşlar ve yıllarcabirbirlerinden etkilenerek Rönesans dönemine kadar ulaşmışlardır. Burada söz konusuolan masonik cemiyetlerdir, ama burada hedefimiz tüm masonları ve masonik aktivitelerikötülemek değildir. Yüzlerce kola ayrılmış olan masonluk kendi alt kültürü içinde bazımasonik olguları ve yapıları da beraberinde getirmiştir. Masonluğun tarihte insanlaraolumlu etkileri de olmuştur. Öncelikle 18. yüzyıl öncesi Anderson Anayasası’ndan öncekimasonların pek çoğu aydınlanmacı ve bilimsel kişiliği ön plana çıkan kişilerdir.

Varlığı halen tartışılan Gül Haç (Rose Croix) örgütünün de masonluğun farklı bir devamıolduğu, hatta 1614’lerde kliseye karşı Ingiltere’de manifestolar verdiği de söylenir. RoseCroix’da bulunduğu ve büyük üstatlık yaptığı söylenen bazı kişileri son yıllarda bulunanparşomenlerdeki kayıtlarına ve ‘Holly Blood and Holly Grail’ (Kutsal Kan, Kutsal Kase)isimli kitaptaki bilgiye göre sayalım isterseniz (Baigent 1983). Leonardo da Vinci (1510-1519); Robert Boyle (1654-1691); Isaac Newton (1691-1727); Charles Radclyffe (1727-1746); Victor Hugo (1844-1885); Claude Debussy (1885-1918). Daha pek çok ünlü isimmevcut bu gizli masonik örgüttedir! Bu örgütün de farklı bir masonik örgüt olarakfaaliyetlerini halen dünyanın heryerinde sürdürdüğü iddia edilmektedir. ILLUMINATI’ye debir kol veren grubun Gül Haç teşkilatı olduğu düşünülmektedir.Bu gizli cemiyetlerin hepsi tarihte olumsuz etkiler yapmamıştır, aksine Hür ve KabulEdilmiş Masonlar Cemiyeti Fransız Ihtilali ve Amerikan Devriminin örgütlenme yapısını vetemel kardeşlik, eşitlik felsefesini oluşturmuş, devrimlere ideolojik bir ağ örmüştür. FransızIhtilali’nin pek çok kahramanı masondur. Kuzey Amerika’ya masonluk 1730’lardagelmiştir. Benjamin Franklin 1731’de mason olmuş ve 1734’de Pennsylvania’nın BüyükÜstadı olmuştur. Rose Croix’ların (Gül Haç) üçlü konsülünde yer almıştır. GeorgeWashington 1752’de masonluğa alınmış 1789’da da Başkan olmuştur. Amerikanbaşkanlarının büyük çoğunluğu masondur. Masonik örgütlerin pek çoğu Türkiye’de de adıçok tartışılan Tapınak Şovalyeleri’ne dayanır. 

Tapınak şovalyeleri Tapınak şovalyeleri, Haçlı seferleri sırasında Hugues de Payen isimli soylu bir şovalyetarafından 8 diğer şovalye ile birlikte 1119’da kurulmuştur (Baigent 1983; Barret 1999;Draul 1989). Bu dönem Hasan Sabbah’ın ve Batinilerin etkisinin bitmek üzere olduğu birdönemdir. 1099’da Kudüs alınınca, Tapınak şovalyeleri buraya giden hacıları veAvrupalıları korumak için devreye girdiler. Resmi olarak Troya konsülü tarafından 1129’daIsa’nın Fakir Şovalyeleri ve Süleyman Tapınağı Tarikatı olarak kuruldular. Tapınakşovalyelerinin sayısı hızla arttı, 1130’da 300 kadar Tapınak şovalyesi Kudüs civarına vardı. Tapınak şovalyesi olabilmek için klise karşısında fakirlik yemini etmek, bekaret ve kliseyeitaat başta geliyordu. Görevleri din adamlarını ve Kudüse gidenleri korumaktı. Sayılarıarttı, Anadolu’da ve Kudüs civarında kendilerine kaleler inşaa ettiler ve kendilerine ait biralt kültür kurdular. 1139’da başarılarından dolayı Papa Innocent II onlara tam bağımsızlıktanıma hatasında bulundu. Krallar ve soylular da hoşlanmamalarına rağmen mecburen Tapınak Şovalyeleri’ne toprak ve toprak kirası alma hakkı tanıdı. Böylece sayıları binleriaştı ve hem Anadolu’da hem de deniz kenarındaki diğer bölgelerde kaleler inşaa ettiler veduvarcı ustası anlamına gelen ilk ‘masonik’ aktivitelerine başlamış oldular. Zamanlasoyulmaktan korkan hacılara yardımcı olmak için onların değerli eşyalarını muhafazaetmeye, ilk seyahat çeklerini ortaya çıkarmaya başladılar. Tabii gizli bazı işaretler taşımasıgereken bu yazılı kağıtlardaki semboller yüzyıllardır bölgedeki mistik akımlardan etkilendive onların alt kültürleriyle bütünleşti. Tapınak Şovalyeleri’ne üye özel olarak seçilir, tarikata kabul edilirler ve çok farklı bireğitimden geçirilirlerdi. 

Bu sırada Arapça öğrenip, eski Yunan eserlerini okumayabaşladılar. Bankerlikle ve ticaretle de çok zenginleştiler. Papalık ve Fransız kralı onlarıngücünün azaltılması gerektiğini sonunda anladılar, çünkü hermetizm, alkemi (simya) vebilimle de uğraşan bir alt kültür yaratmışlardı. 1307’de Papa Clement V’in emri ile bazı Tapınak Şovalyeleri geri çağrıldılar, büyücülükle suçlandılar, işkence gördüler ve yakıldılar.1314’de Tapınak Şovalyeleri’nin büyük üstadı Jacques de Molay Paris’te bir kazığaçakılarak yakıldı. Bunun üzerine geri çağrılan Tapınak Şovalyeleri Iskoçyaya kaçtılar veorada operatif masonluğu kurdular ve Anadolu’daki, Kudüs’teki kaleleri ve merkezleri ilehaberleşmeyi sürdürdüler. 36’sının haricindeki Tapınak Şovalyelerini yakalayamadılar.Özellikle suçlama büyü, hermetizmle (ilk kaynakları astroloji, astrolojiye dayalı hekimlik vebüyü olan, I.S. II ve III yüzyılda ise Stoacılığın ve Platonculuğun, Zerdüşt dininin de dadamgasını taşıyan, Hristiyanlığını Mesih anlayışını reddeden, Batı mistisizminin esasınıoluşturan bir felsefe ve din) ve alkemi ile uğraşmaları, maddi güçlerini Papalığın hizmetinesunmamaları ve Papalığa garip gelen sembolik ve allegorik ritüelleriydi. Bu ritüellerdesöylenen sözler ezberleniyordu ve yazılı değildi ve ne yaptıkları belirsizdi, kliseye karşıayaklanıyor olabilirlerdi. Avrupa’da büyük bir olasılıkla Tapınak Şovalyeleri daha sonrakiyüzyıllarda farklı örgütler olarak devam ettiler, bunların en önemlisi aşağıdaaçıklayacağımız Rose Croix (GÜL HAÇ) örgütüdür. Rose Croix (Gül Haç örgütü) 1188’de Prieree De Sion MS 46 yılında kurulan ORMUS (inisiye edilenler tarikatı veyatekris edilenler tarikatı) isimli tarikatın bir adının da l’Ordre de la Rose-Croix Veritaxolduğu, bir rivayete göre de Isa’nın çarmıhtan inip bu tarikatı kurduğu söylense de,Dames Frances Yates’e göre ilk ismine 1614’de yayımlanan Fama Fraternatis’de,Confessio Fraternatis ve The Chemical Wedding of of Christian RosenKreuz’ da rastlanır.

Bu devirde yazılan ve Rosy Cross Manifestoları olarak bilinen üç eser bir Hıristiyan olanRossy Cross’dan ve allegorik bir efsaneden ve bir manifestodan bahseder. Almanya’da1378’de doğan Rosy Cross Anadolu’ya ve kutsal topraklara gitmiş 106 yaşında 1484’deölmüştür. Bu eserler simya ile, gizli bilimle ve tıpla uğraşan kliseye karşı olan gizli birtopluluğun varlığından dem vurur. Eserlerde masonik sembolizm ve dolaylı anlatımkullanılır. Bu yazılarda belirttiğimiz gibi Boyle ve Leonardo da Vinci’den, Isaac Newton’akadar pek çok bilim insanı bu gizli örgüte üye olmuş ve bu örgüt sayesinde kendinigeliştirmiştir. Örgütün tüm özellikleri masoniktir ve Tapınak Şovalyeleri ile ilişkileriolduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Daha sonra ABD’ye masonluğu getiren kişiler veBenjamin Franklin’in kendisi bile Gül Haç örgütünün iç çekirdeğindendir. Manifestolarinsanlık için çalışan kardeşlik ve iyiliği yayma motiflerini işler, Fransız Ihtilali ve Amerikanihtilalinde de gelişen devrimci masonik örgütlenme Rose Croix ile içiçedir. Gül Haç ismininde çok sembolik bir anlamı vardır (detaylar için Baigent 1983 ve Barret 1999) Rose Croixayrıca pek çok yönü ve mistik işlevi ile Kabalizmle içiçedir, bu da hem Yahudilerden hemde konuyu işleyen Tapınak Şovalyelerinden geçmiş bir gelenektir. 

1623’de Gül Haç örgütüPariste çok yaygındı ve bazı üyelerinin görünür, bazı üyelerinin de görünmez olduğu vegörünmez olanların şeytanla işbirliği içinde olduğu dedikodusunu doğurmuştur. 1640’lardaAvrupa ve Ingiltere’de pek çok Rose Croix örgütü mevcuttu ve Ashmole ve Lilly tarafındanLondra’da 1646’da kurulan bir locanın Hür ve Kabul Edilmiş masonluğun, TapınakŞovalyeleri ile birlikte temeli attığı iddia edilmiştir. 17. Yüzyıldan sonra Gül Haç örgütümasonluktan daha gizli ve daha ölümcül bir biçimde devam etmiş ve bir kola ayrılarakILLUMINATI’yi oluşturmuştur. Rose Croix o kadar gizlidir ki, halen sürüp sürmediği bileresmi olarak bilinmemektedir. Şeytana taparlar mı? Bu konuda belirsizdir, ama 20.yüzyılın başında GOLDEN DAWN (ALTIN GÜNDOĞUMU) isimli koyu okkült, kara büyü vesatanizm örgütünü kuran Aleister Crowley’in Rose Croix örgütünden olduğu iddiaedilmektedir, aynı zamanda Crowley Hür, Kabul Edilmiş Masonlar Locası’nda BüyükÜstadlık yapmış, Skoç ritinde de 33. derece mason olmuştur. Yaptığım araştırma ve incelemelerden çıkardığım sonuç, Rose Croix örgütünün hiç birzaman yok olmadığıdır. Fakat başka örgütler doğurmaya devam etmiştir. 16. yüzyıldanberi gerek masonluğun, gerekse ILLUMINATI’nin ve Skulls and Bones Society’nindoğuşunda etkin rol oynamıştır. Ama Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar resmi ve kanuni birdernek olmasına karşın, ne ILLUMINATI ne de Rose Croix ortaya çıkıp kendini gösterenbirer dernek değildirler ve masonluğu kendilerine üye çekmek için bir havuz olarakkullanırlar. Yani daireler içiçedir. En içteki dairede ve çelik çekirdekte hangi mistik gizliörgütün yüzyıllarca etkili olduğu meçhul kalmıştır. Illuminati Illuminati 1 Mayıs 1776 da Adam Weishaupt tarafından Bavyera-Almanya’da kurulmuştur.Adam Weishaupt Ingolstadt Üniversitesinde hukuk profesörü iken masonik eğilimleremerak sarmış ve bir gizli örgüt kurmuştur. Ama hükümete karşı bazı hareketler de içerenyayınları nedeniyle 1786’da polis tarafından basılmış ve ondan sonra da tamamen yeraltına inmiştir. 

Illuminatinin daha sonra çok güçlendiği ve 1833’de Yale Üniversitesinde General William Russel tarafından Skulls and Bones Society (SBS) olarak kurulduğurivayet edilmektedir (Marrs 2000; Sutton 1986). Yani bir rivayete göre SBS IlluminatininABD’deki devamıdır. ILLUMINATI’nin Rose Croix örgütü ile direkt ilişkisi olduğubilinmektedir. Hangi ülkede birleşik çalışırlar, hangi ülkede farklıdırlar ve ayrılırlarbilinemez. Bu gizli örgütlerin terör örgütlerinden özde pek bir farkı yoktur; terör örgütleribomba ve silahla terör ve anarşi yaratırlar. ILLUMINATI, SBS, CFR ve benzerleri ise sadeceanarşi ve kaosu yani ORDO AB CHAOS’u (kaostan düzen) imza yetkisi, uluslararasıstrateji, paranın kontrolü ve mafyanın indirekt kontrolü ile yaratırlar.Illuminati adını ve üyelerini inanılmaz bir sır gibi saklayan ve ölümcül bir kuruluştur.Bugün hemen her ülkede mevcuttur. Özel eğitim, tören ve alt kültürlerden gelmeyenlerIlluminatiye kabul edilmezler. ABD başkanlarının pek çoğu Illuminati’den ya icazet alırlarya da üyesidirler. Bu gizli örgüte ihanet edenlerin cezası kayıtsız şartsız ölümdür.

Illuminatinin NATO ile veya Gladyo gibi yeraltı örgütleri ile de ilişkisi olduğu sanılmaktadır(Domhoff 1974, 2000; Sutton 1986, 1988, 1990; Marrs 2000; Ross 2000; Marrs 2001)Skulls and Bones Society (Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü-SBS)Baba ve oğul George Bush’un üyesi olduğu SBS, merkezi Connecticut YaleÜniversitesi’nde olan çok gizli bir cemiyettir (Ironhouse 2002; Sutton 1986). Her yılsadece bu örgüte 15 kişi girebilir, ama bu 15 kişi daha sonra ABD’de en kilit noktalaragetirilir, ayrıca akrabaları ve dostları da bu elitizmden paylarını alırlar. Sayıları az olmasınarağmen etkileri fazladır ve bir çember içindeki merkez usulüyle çalışırlar, yani birçemberdeki çeşitli noktaların kontrolü bir SBS üyesinde ise, onlar için sorun çözülmüştür,bu nedenle üyelerini yönetici ve etkin çemberlerin merkezine koyarlar. Tabii ki ILLUMINATI,Rose Croix (Gül Haç), Trilateral Komisyon ve CFR ile ile direkt ilişkileri vardır.Her ikisinin de gizli Rose Croix örgütü ile ilişkisi vardır. Alphonso Taft daha sonra ABDbaşkanı ve SBS üyesi olan William Howard Taft’ın da babasıdır. SBS’nin son 150 yılda2500’den fazla üyesi olmuştur. SBS Yeni Dünya Düzeni’nin temel ideologlarından biridir(Bohemian Grove ve CFR ile birlikte). Elimizdeki ilk kayıtlar Haziran 1882’ye aittir.Bu gizli cemiyete girebilmek ancak davetle mümkündür ve inisiasyon törenimasonlarınkine çok benzer. Fakat tüm ritüeller ve yapılanlar gizlidir, kimse dışarıya bilgisızdıramaz. Inisiasyon törenlerinde denekler çırılçıplak soyunup bir tabuta girerler, butabuttan çıktıklarında yeniden doğmuş sayılırlar. Birbirlerini özel tanıma yöntemleri vardır.Son yüz yılda SBS üyeleri ABD’de en kilit noktalara gelmişlerdir ve özellikle belirliailelerden seçilen kişiler özenle bu gruba alınır. 

Bu cemiyete girebilmek için temel özellikWASP olmaktır (White:Beyaz; Anglo Sakson ve Protestan). Başka ırka veya geçmişemensup başka dinden olanlar bu yapıya giremez.SBS ABD’de pek çok kilit noktaya gelmiş insanın yer aldığı bir cemiyet olmuştur. 6-7 kuşaköncesinden Anglo Sakson ve protestan olmasına çok dikkat edilir. SBS’nin temelinde birçelik çekirdek iç hücre, etrafında daha büyük bir çember, onun etrafında da daha dış biryapılanma vardır. Chapter 322 ismi ile de anılan iç merkezin direkt olarak merkezde olmakkoşuluyla Trilateral Komisyon, CFR, Bilderberg, Atlantik Konsül (Bir ‘round table’ masonikgrubu), Bohemian Grove (veya Bohemian Club), Pilgrem Society, ve SBS’nin dış gölgeörgütleri (yani üye almak için havuz oluşturdukları yan klüpler vardır) (Marrs 2000; Marrs2001; Sutton 1986, 1988, 1990).ABD’ye yerleşen ve pek çok tüketim aracını kontrol altından tutan ve etkin ailelerdenSBS’ye üye verenlerden bazıları şunlardır (çok uzun süredir bu ailelerin mutlaka bir kaçferdi SBS üyesidir):Whitney Ailesi ( yerleşim 1635, Watertown, Massachusets),Perkins Ailesi ( yerleşim 1631, Boston Mass.),Stimson Ailesi (yerleşim 1635, Watertown, Mass.), Taft Ailesi (y. 1679, Braintree, Mass),Wasdworth Ailesi (y. 1632, Newtown, Mass.),Gilman Ailesi (y. 1638, Hingham, Mass.)Payne Ailesi (Standard Petrolün sahibi),Davison Ailesi (J. P. Morgan ve şirketinin sahibi, her iki dünya şavaşında da etkili olmuşlarve büyük paralar kazanmışlardır),Pillsburr Ailesi (Un ticareti),Sloane Ailesi (Ticaret ve parekende satışıın dev ismi),Weyerhauser Ailesi (Kereste ve orman ürünleri tröstü),Harriman Ailesi (Demiryolu Kralları),Rockefeller Ailesi (Standard petrol, Chase Manhatten Bank ve binlerce şirketin sahibi CFR, Trilateral Komisyon ve Bilderbergin başındaki aile),Lord Ailesi (y. 1635, Cambridge, Mass.),Bundy Ailesi (y. 1635, Boston, Mass.),Phelps Ailesi (y. 1630 Dorchester, Mass.),Bush aileleri (Baba Bush CIA ve ABD başkanı, oğul Bush bu örgütlerin bir entrikasıyla ABDbaşkanlığına getirildi, her ikisi de SBS üyesi).SBS toplumdaki hemen her yapıya girmiştir. Bunların içinde Beyaz Saray, Yüce Divan,Medya, Iş ve Endüstri, Federal Banka sistemi, Kanun yapıcı kurullar, Mahkemeler vbvardır. 

SBS’nin temel ideolojisi Anglo Sakson ve Protestan beyazların dünyadakihakimiyetini sağlamaktır, ideolojisi oldukça faşistir ve her iki dünya savaşında da bucemiyet çok önemli roller oynamıştır. Bohemian Grove ve CFR ile birlikte Skulls and BonesSociety Yeni Dünya Düzeni’nin yaratıcısıdır (Marrs 2000; Marrs 2001; Sutton 1986, 1988,1990; Ironhouse 2002). Bohemian Grove (Bohemian Klübü) Bohemian Grove (BG) aynı Skulls and Bones Society gibi gizli amaçlar ve yöntemler için1880’lerde Kaliforniya’da kurulmuş bir cemiyettir. Üyeleri, törenleri, ritüelleri ve neyaptıkları çok gizli tutulur. Merkezdeki çiftlik aynı anda yüzlerce kişinin hafta sonutoplantılarına katılabileceği niteliktedir. ABD’nin hemen her eyaletinde tapınakları vardır.Sembolleri BAYKUŞ’tur. Ritüellerde baykuşa hitap edilir ve bir fetiş olarak baykuş motifikullanılır. Bohemian Grove’a üye olanlar başka masonik klüplere de üye oldukları için burituellere ve sembolizme alışıktırlar.1970’li yıllarda en kilit noktadaki ve zengin 1000 civarında üyesi olan Bohemian Groveüyelerinin ünlülerinden bazıları şunlardı (Domhoff 1974):Dwight David Eisenhower (ABD başkanı), Herman Wouk, Robert Kennedy (ABD Başkanadayı), Johson (ABD Başkanı), Richard Nixon (ABD Başkanı), Gerald Ford (ABD Başkanı),Ronald Reagen (ABD Başkanı), Bill Clinton (ABD Başkanı), Nelson Rockefeller, DavidRockefeller, Henry Kissenger,Edgar Kaiser (Kaiser Industries başkanı), Henry Morgan (J.P.Morgan Şirketi), Charles Morgan (J.P. Morgan Şirketi), Neil Armstrong (aydan döndüktensonra katılmıştır), Hoover Enstitüsünün bazı ileri gelenleri, Wernhern Von Braun (Almanroket ve uzay bilimcisi), David Sarnoff (Işadamı), Senator Robert Taft (Taft ailesinin SBS ileyakın ilgisini hatırlayınız!), Lucius Clay, American Express, Standard Brands, Int.Investment Corporation başkanı, Earl Warren (Yüce Divan üyesi), Kalifornia valisi GoodwinKnight, Kalifornia valisi Pat Brown, Başkan Herbert C. Hoover (1913’te klube katılmıştır),Rudolph Peterson ( Bank of Amerikanın eski başkanı), Melvin Laird (eski Savunma Bakanı),William Rogers (Eski CIA bağlantılı Devlet Bakanlığı sekreteri), Francis Baer (UnitedCalifornia bank eski başkanı), Stephen D. Bechtel: J.P. Morgan şirketi direktörü, GilbertHumprey(: National Steel, General Electric, Texaco, National City Bank of Cleveland, SunLife Insurance direktörü, Lewis Lapham): Mobil Oil, Heinz, TriContinental Corp. Başkanı),Edmund Littlefield): Wels Fargo Bank, Hewlett-Packard, General Electric eskibaşkanlarından), Leonard McCollum ( Morgan Trust, Capital National Bank eski başkanı)Dikkat ederseniz Bohemian Grove hem çok zengin hem de en kilit noktalardaki elitlerinoluşturduğu daha üst ve çok daha gizli bir seçkin klübüdür (Daha detaylı listeler ileridekiçalışmamızda yayımlanacaktır, yer tutmaması açısında sadece bazı kritik görevlerdekikişileri verdik). 

Dikkat edilirse en fazla ABD başkanı üyesi olan klüp Bohemian Grove’dur.ABD’de kaldığım 7 yıl boyunca her gittiğim kütüphanede ve kitapçıda bu klüple ilgili bilgiaradım. Bu konuda sadece William Domhoff’un yazdığı bir kitap ile bir kaç makale geçtielime. Düşünün 1000’e yakın ABD eliti sürekli bir hafta sonu California’da veya diğereyaletlerdeki çiftiklerde toplanıp kadınlı, erkekli törenler yapıyorlar ve gizli ritüelleruygulanıyor, inisiasyon törenleri yapılıyor; insanlar komik komik kılıklara veya durumlaragiriyor çeşitli dramalar ve roller oynuyorlar. Bunlara bir sürü hizmetçi hizmet ediyor, birsürü polis bunları koruyor, bir sürü kişi bu klübe geliyor ve bu klüp 1880’den beri var.ABD’de elime geçen pek çok kütüphanenin veritabanında bu klübe ait bilgi aradım, amaçok sınırlı bilgiye ulaşabildim. Halbuki masonlukla ilgili kitaplar heryerde satılıyordu.Benzer şekilde Skulls and Bones Society (SBS) konusunda da elime geçebilen kitap sayısıbir avuçtur. SBS de Bohemian Grove gibi çok gizli bir örgüttür. Bu örgütleri ABD’desorduğum hiç bir Amerikalı bilmiyordu. Üstelik bu kitapta diğer örgütlerle ilgili listeleriyayınlayan kitaplar veri tabanlarından çıkarılmıştı, elimdeki kitapların çoğuna direktyazarlarına ulaşarak eriştim. Neden ve nasıl sağlanır bu gizlilik bunu anlamaya imkan yok!Bu gizliliğin tek hedefi olabilir, törenlerde ve toplantılarda çok ciddi bazı kararların alınması. Örneğin atom bombası projesinin kararının verildiği yerin, siklotronu ilkkurgulayan Prof. Ernest O. Lawrence’a bu kararın verdirildiği yer olan Bohemian Grove’dur(Nuel Pharr Davis, Lawrence and Oppenheimer, New York: Simon and Schuster, 1968).Vietnam’a savaş açılması kararının verildiği yer de Bohemian Grove’dur. Kaliforniya’dakiçiftlikte bazı zamanlarda ciddi güvenlik önlemli toplantılar yapılır. Çiftlik San Fransisco’nun65 mil kuzeyindedir 300-500 kişiyi barındırabilecek ve anayoldan ulaşılamayacak, ancakbilenlerin helikopterle veya arazi araçları ile gidebilecekleri bir alanda tüm çevre yerleşimmerkezlerinden uzaktadır ve çok yoğun koruma altındadır. Bu ana merkezin haricindebaşka şehirlerde de merkezleri vardır. Bohemian Grove üyeleri belirli aralıklarla toplanıpklasik ritüelik törenlerini yaparlar. 

Törenleri bir rahip ile bir rahibe yönetir. Törenlerdegenellikle allogerik ve yukarıda tanımını yaptığımız sembolik dramalar oynanır, fakattörenlerle ilgili yazılanlar da çok sınırlıdır.Bohemian Grove’un merkezinin bu kadar izole olmasına karşın, Bohemian Grove SBS,Pilgrem Society, Rotary Club gibi masonik cemiyetlerle iç içedirler. Bir söylentiye göreBG’dan icazet alamayan bir istihbarat örgütünün başına getirilemez, başkan seçilemez;devletle ilgili pek çok önemli karar buradaki toplantılarda verilir. Üyeleri yukarıdasaydığımız gibi en kilit noktalardaki kişilerden oluşur; örneğin 1991 de BG’da olup da aynızamanda önemli şirketlerde yönetici olanların sayısı şöyleydi: Bank of America 7 direktör,Pacific Gas and Electric 5 director, AT-T 4 direktör, First Interstate Bank 4 direktör,McKesson Corporation 4 direktör, Ford Motors 4 direktör, General Motors 3 direktör, PacificBell Telephone 3 direktör. Ayrıca pek çok istihbarat örgütünün başkanları veya üst düzeyyöneticileri de BG veya SBS üyesidir. BG, SBS ile birlikte 1880’ilerden beri Yeni DünyaDüzeni’nin ideoloğudur ve bu cemiyetlerdeki kişilerin çoğu ise Bilderberg, TrilateralKomisyon ve CFR’da yer alırlar. 1974’teki Domhof’un kitabında belirtildiği üzere BohemianGrove’a üye olan azınlık, ABD’deki o tarihteki tüm malların yaklaşık yüzde 30-40’ına, özelsektörün tüm servetinin yaklaşık yüzde 70-80’nine sahipti.CFR, Trilateral Komisyon ve Bilderberg örgütleriDiğer masonik örgütlerin iç çatısı ve yapısı altında CFR, Trilateral Komisyon ve Bilderberggünümüzün BÜYÜK AĞABEYI haline gelmiştir.

CFR (Council on Foreign Relations-Dış Ilişkiler Konseyi)Clinton, Antony Lake, Al Gore, George Bush, Warren Christopher, Colin Powell, Les Aspin , James Woolsey (CIA direktörü) gibi isimlerin CFR (Council on Foreign Relations-Dış IlişkilerKonseyi) isimli bir komisyona kayıtlı olmaları herhalde okuyucuyu bunca bilgiden sonraşaşırtmaz. Ama dünyadaki en ciddi karar mercilerine gelenlerin bağlı oldukları bir örgütolması herhalde doğal karşılanabilir, üstelik bunların bazıları BILDERBERG veya Skulls andBones Society üyesidirler. Yani hiç kimse hak ettiği ve olması gerektiği için bir pozisyondadeğildir Yeni Dünya Düzeninde. Ipleri ne kadar iyi oynatabildiği, ne kadar sır tuttuğu ve buörgütlere ne kadar bağlı olduğu önemlidir onlar için.Globalizasyon ideolojisinin Bohemian Grove ve Skulls and Bones Society gibi masonikörgütlerden daha az gizli bir branşı olan CFR 21 Temmuz 1921’de New York’ta kurulmuştur(Ross 2000; Marrs 2000). 

Zaten yüzyıllardır ülkü piramiti, Süleyman mabedi, tekhükümetli dünya, Sionun oğullarının vaad edilmiş birleşik krallığı, evrensel kardeşlik gibifikirleri savunan gizli cemiyetlerin bu ideolojisini ilk harekete resmi olarak geçiren kuruluşCFR’dır. Globalizmin gizlilikten çıkıp dünyaya ilanı CFR’ın kuruluşu ile başlamıştır. 1917’deBaşkan Wilson savaş sonrasında yüze yakın elit adamını toplamış ve global barış (!)planları yapmışlar ve Wilson’ın bilinen on dört nokta teorisini 8 Ocak 1918’de kongreyesunmuşlardır. Bu plan özünde tüm ekonomik sınırları kaldırmayı amaçlayan ve ABDsermayesini tüm dünyaya hakim kılmaya yarayan bir plandı. Ama 1919’da Paris BarışGörüşmelerindeki Versailles anlaşması Almanya’ya ağır koşullar koymuştu. 30 Mayıs1919’da Paris’in Majestic otelinde toplanan Ingiliz ve Amerikan delegeleri bir ‘UluslararasıIlişkiler Enstitüsü’ kurmaya karar verdiler. Bunun adı daha sonradan Ingiltere’de ‘RoyalInstitute of International Affairs’ oldu. 21 Temmuz 1921’de de ABD’de CFR gizli koşullaraltında kuruldu, 1945’e kadar merkezi New York’taki Prat House oldu (Halen merkeziburasıdır: The Harold Pratt House, 58 East 68th Street, New York, NY 10021). Bu binaRockefeller tarafından bağışlanmıştı. 

CFR üyelerinin büyük çoğunluğu New York veWashington D.C.’de yaşayan elitlerden oluşuyordu. Daha ziyade New York ve Washington,D.C.’de yaşayan elitlerden oluşan CFR’ın bugün finans, komünikasyon, akademi,istihbarat, teknoloji alanlarda en etkin konumlarda bulunan 3300 üyesi mevcuttur. Bu sayıbir zamanlar 1600 ile sınırlıydı. Özellikle tüm CIA, DIA, DEA ve başka istihbarat şefleri buörgütün de elemanıdır ve CFR’ın ilkelerinden dışarı çıkamazlar. Ilk üyeler arasında New York senatörü Colonel House, Devlet Bakanlığı Sekreteri John Foster Dulles, CIA’da uzunsüre çalışmış Allen Dulles, kurucu başkan milyoner John W. Dawis ( J. P. Morgan’ınfinansörlerinden) vardı. CFR için ilk para John D. Rockefeller, Bernard Baruch, Jacob Schiff,Otto Kahn, Paul Warburg gibi milyonerlerden geldi. Bugün CFR için finans şu kuruluşlardangelir: Xerox, General Motors, Bristol-Myers-Squip, Texaco, Alman Marshal Fund, McKnightVakfı, Ford Vakfı, Andrew Mellon Vakfı, Rockefeller kardeşler vakfı, Starr Vakfı vb. CFRyönetim üyeleri bugün dünyadaki her işe burnunu sokan ve ekonomik kontrolü amaçlayankurum, vakıf, enstitü ve gizli örgüt ile içiçedir.CFR Ikinci Dünya Savaşı’nda çok önemli bir rol oynamıştır. Yayınladığı Foreign Affairs isimlidergi ile de çalışmalarını tüm dünyaya duyurur. CFR her ne kadar gizli olmayan birgörünüme sahip olsa da, bu gerçek değildir. CFR, SBS, Bilderberg gibi çok gizli birörgüttür. Her yıl hazine sekreteri, CIA veya NSA yöneticileri ile çok gizli, halka açıkolmayan toplantılar yapar. Normal koşullarda CFR’ın anayasaya bile aykırı olduğu iddiaedilmişse de bunu yargılayacak olan Anayasa Mahkemesi veya Yüce Divan üyelerininbüyük çoğunluğu da CFR üyesidir.

 J.P. Morgan ve Rockefeller gibi devler CFR’ye büyükparalar yatırırlar, ama işadamlarına devletin güvenlik sırları hakkında brifing verilmesinikimse anlayamaz ve anlatmakla bitip tükenmeyen Amerikan demokrasisinin neresinekoyacağını bilemez. Bu demokrasi ise neden hiç bir şey halka ve basınaaçıklanmamaktadır? Orası da pek anlaşılamaz. Gerçi basına açıklansa da farketmez,çünkü CFR tüm medyayı kontrol eder. 1988’den beri 14 devlet bakanı, 14 hazine bakanı,11 Savunma bakanı ve bir sürü federal büroya ait görevli CFR üyeleri arasındanseçilmiştir. Özel şirketlerin devletin bu kadar içine girmesi nasıl demokrasi ve hukuksistemi ile bağdaşır bunu J.P. Morgan’a ve Rockefeller’a sormak gerekir tabii. Dullestanberi her CIA direktörü, örneğin Richard Helms, William Colby, George Bush, WilliamWebster, James Woolsey, John Deutsch, ve William Casey hep CFR üyeleri arasındanseçilmişlerdir. Ne işi vardır Rockfeller’ın kurduğu bir konsülde halkın ulusal güvenliğinikorumakla görevli onca insanın? Hukuk ülkesi ve demokrasinin beşiği olduğu iddia edilenAmerika’nın bu gerçeklerini Amerikalıların çoğu bilmez, onlar kredi kartı borçlarını ve evtaksitlerini ödeyip, evde patlamış mısır yiyerek biralarını içerler. ABD’li pek çok yazarCIA’ın Amerika ve Amerikan halkı için değil, CFR’ın dostları ve gizli ilişkide olduğudernekleri için bilgi topladığını dile getirmişler, ama komünistlikle suçlanmışlardır.CFR bu işadamlarının istediği kişileri hep yükseltmiş en üst ve dokunulmaz noktalaragetirmiştir. Bunun en güzel örneği sıradan bir akademisyen olan ve David Rockefeller iletanıştıktan sonra şansı açılan Henry Kissenger olmuştur. Clinton döneminde de tüm devletyetkilileri CFR üyeleri arasından görevlendirilmiş neredeyse yurt dışına yollananbüyükelçilerin yarısı CFR içinden seçilmiştir. Başkanların seçiminde de aynı yolizlenmektedir, seçmenler bir CFR üyesi ile öteki arasında tercih yapmak zorundabırakılmaktadırlar, zaten Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti birbirinden çok farklıdeğildir ki! 

CFR’ın gizli raporlarından ve konferanslarından birinde şöyle denilmektedir(Ross 2000):“Silahsızlanma, Amerika’nın bağımsızlığı ve bu bağımsızlığın tek dünya hükümetinedönüşmesi CFR’nin 1551 üyesinin yüzde 95’ine 1975’te açıklanmıştır. CFR’nin üyelerinyüzde 75’ine açıklanmamış ve yazılmamış iki amacı daha vardır. Bu oluşumun hedeflerisize biraz garip gelebilir, bunları biraz tartışalım.“Bu inancımızın temelinde yatan, monopolistik kapitalizmin dünyanın her yerindeki farklıpara birimlerini, banka sistemlerini kredi ve üretim sistemlerini, temel kaynaklarını tekhükümetle kontrol edilebilir hale getirmek ve aydınlatılmış dünya sistemindekiüstünlüğümüzü kendi dünya ordumuzla temin etmektir.”Kendi kurduğu dünya ordusu ile tüm dünyadaki kaynakları ve para sistemini kontrol edip,tüm kaynaklara el koyacakmış. 

CFR’ın amacı buymuş! Skulls and Bones Society’nin1880’lerdeki faşist ideolojisinin bir devamıdır bu! Bu mentalite bugün Ortadoğuyu bir orduindirerek kontrol altına almak istemektedir.CFR’ın gizli bir organizasyon olmadığını söyleyenlere de CFR’in 1992 yıllık raporundan bircümle ile yanıt verelim. Sayfa 21: “Tüm toplantılardaki konuşmalar ve açıklamalar butoplantılar dışında kimseye açıklanamaz!” (Ross 2000). Aynı raporun, 122, 169, 174, 175ve 176 ıncı sayfalarında da bu gizlilik sürekli tekrarlanmakta ve gizlilik bozulup da medyaveya birisine bir bilgi sızdırılırsa nasıl cezalandırılacağı ima ediliyor. Daha önceki masonikilkelerin tümünün uygulandığı bir örgütlenmedir CFR. Ayrıca CFR’ın ve gizliliğinin ve faşistideolojilerinin ABD anayasına aykırı olduğu defalarca zikredilmiştir.IMF ve Dünya bankası da CFR’in tamamen etkisi ve yönetimi altındadır (Ross 2000; Sklar 1980). Geri kalmış ülkeleri fakirleştirmek ve ekonomilerini yoketmek yolunda IMF, CFR’ınemirleri doğrultusunda çalışmaktadır.Bilderberg gizli örgütü CFR’in temel globalizasyon planları daha kurulduğu günden beri bilinmekteydi. Ama CFR ABD içinde tam bir kontrol sağlamak ve tek jandarmalı kapitalizmi Avrupa’ya yaymak vesosyalizm ve komünizm ile mücadele etmek zorunda idi. Eski CFR başkanı veRockefeller’in Chase Manhatten Bankası başkanı olan John McCloy OSS (Office of StrategicServices) isimli istihbarat örgütünün (Bill Donovan tarafından 1941-1942’de kurulmuştur)kurulmasını ve CFR ile karşılıklı iletişim içinde çalışmasını sağladı. 1947’de OSS, CIA’ya(Central Intelligence Agency’e) dönüştürüldü. 

1947 Ulusal Güvenlik Kanunu ile de gereksivil gerekse kriminal yasalara karşı korunan bir örgüt haline getirildi. Yani CIA, anayasayarağmen ulusal güvenlik adına her türlü suçu işleyebilen bir örgüt yapısına kavuştu.1950’de General Walter Bedel Smith CIA başkanı olduğu zaman, CFR’den aldığı emirüzerine Avrupa’da etkin bir örgüt kurulmasını istedi. Daha sonra CIA ve Ulusal GüvenlikKonseyine konan bu şemsiye daha da güçlendirildi ve 1982’de Reagan tarafındanExecutive Order 12333 (Etkin Yasa 12333) devreye sokuldu (Montalvo 2000).Bilderberg, CFR ve öteki örgütlerin Avrupa ayağını ve etkinliğini teşkil etmek için CIAtarafından Hollanda’da Oosterbeek şehrinde Bilderberg otelinde 1954 de kurulmuştur.Dünyanın yönetimi ve globalizasyon konusunda her yıl farklı ülkelerde toplantılar yapar(Ross 2000; Marrs 2000). Toplantılar son derece gizli koşullarda ve özel ortamlarda yapılır.Katılanlar bu konuda hiç bir bilgi vermezler. Spotlight isimli bir dergileri de vardır. LibertyLobby Inc, 300 Independence Ave., SE, Washington D.C. 20003 adresinden yayın yapar.Bilderberg örgütünün Avrupa adresi: Maja-Banck Polderman, Bilderberg Meetings, Amstel216, 1017 AJ, Amsterdam, Hollanda. Bilderbergin ABD adresi ise Charles W. Muller,American Friends of Bilderberg, Inc. 477 Madison Ave., 6th Floor, New York, NY 10022.Bilderbergin kurucuları arasında Hollanda prensi Bernhard ve Polonyalı sosyolog Dr. Joseph Hieronim Retinger de vardır, Retinger Bilderbergin babası olarak bilinir.Bilderbergin kuruluşunda ABD istihbarat örgütlerinin, özellikle CIA’in rolü olduğu çok iyibilinmektedir. Prens Bernhard ise eski bir NAZI SS üyesidir, 1937 de Hollanda prensesi ileevlenmiştir, ama Nazilerle olan yakın bağları çok iyi bilinmektedir (Marrs 2000). ABD’ligizli örgüt ve CFR üyelerinin bazıları da Bilderberg üyesidir. 

Retinger ABD’ye CFRbaşkanlarından Averell Harriman tarafından getirilmiştir. David ve Nelson Rockefeller, JohnFoster Dulles ve CIA direktörü Walter Smith ile görüştükten sonra CIA güdümünde bu gizliörgütü oluşturmuştur. Bilderbergin oluşmasında etkili diğer isimlerden birisi de BaşkanEisenhover’ın psikolojik savaş danışmanı C.D. Jacksondır.Bilderberg, merkezi Hollanda olmak ve içine Ingiliz kraliyet ailesini de dahil etmek üzereCFR’nin Avrupa ayağını oluşturdu. Önemli işadamları, politikacılar, bankerler, medyasahipleri, askeri kilit isimler ve istihbarat örgütlerinin üst sınıfı ile ilişki kurup onları üyeyaptılar ve her yıl gizli toplantılar düzenlemeye başladılar. 1991’de Bilderberg başkanıIngiliz Lord Peter Carrington idi. Carrington NATO genel sekreteri, kabine üyesi, CFR’ninIngiliz kuruluşu olan Royal Institute of International Affairs’ın başkanı idi. KendisiRothschild banka imparatorluğu ile hem evlilik, hem iş bağlantılarına sahipti.CFR’nin resmi olmadan uluslararası düzeyine taşınmış bir şekli olan Bilderberg yine Ingilizve ABD CFR’lerini finanse edilen kişiler ve CIA’in örtülü ödeneği tarafındandestekleniyordu. Bilderberg diğer bir kardeş grup olan Trilateral Komisyona çokbenzemektedir. Bunlarda her ne kadar daha önce bahsedilen masonik ritueller yoksa dazaten bu grupların çoğuna katılanlar bahsedilen masonik gizli örgütlenmelerin içinde deolan insanlardır. Her yıl yapılan çok gizli ortamdaki toplantıları hem CIA, hem de o ülkeninistihbarat örgütü kontrol eder. Türkiye’de son 50 yıldır başa geçen ünlü politikacılarınçoğunluğu Bilderberg üyesidir, halen bu gizli Bilderberg üyeleri Türkiye’nin etkinyönetiminde rol almaktadırlar. 

Türkiyedeki toplantılar şu ana dek 18-20 Eylül 1959’da Yeşilköy-Istanbulda, 25-27 Nisan 1975’de (Çeşme’de Hotel Altın Yunus’da) yapılmıştır.2001’deki toplantı ise Isveç’de gerçekleşmiştir. Trilateral Komisyon Trilateral Komisyon (Trilateral Commission, TC) ABD’de yeşertilen Yeni Dünya Düzeninitüm dünyaya yani Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonyaya daha iyi yayabilmek içinoluşturulmuş ve 1973’te David Rockefeller, Henry Kissenger ve Zbigniew Brzezinskitarafından kurulmuş gizli bir örgüttür (Sklar 1980; Robertson 1991; Ross 2000; Marrs2000). Brzezinski 1973-1976 arasında başkanlığını yapmıştır. CRF’nin Atlantik ötesi ülkelerde CIA tarafından örgütlediği bir kuruluş olduğu bilinmektedir. Adresi: 345 Street,East 46th Street, Suite 711, New York, NY 10017 dir.1994’teki bir TC bildirisine göre Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya’dan 325 kilit noktadakiisim TC’ye üyedir. Sistem CFR’da olduğu gibi işlemektedir. Ama bu ABD’nin veglobalizasyonun tüm dünyaya yayılması için Amerikan-Nazizminin yeni bir oyunu sahneyekoymasından ibarettir. Buradaki hedef yine ekonomik sınırların kaldırılması ve politik,ekonomik, askeri, politik ciddi noktalardaki kişilerin kontrol altına alınmasıdır. CFRanayasasındaki ilkeler TC’da da geçerlidir.Her ne kadar adresi yeri, üyeleri belli ise de Trilateral Komisyonun yaptığı aktivitelerinardında gizli amaçlar, ABD’li istihbarat örgütleri ve NATO’nun gizli özel savaş örgütlerivardır. ABD başkanlarının ve Avrupa, Amerika ve Japonya’daki yönetici kadroların çoğu TC üyesidir. 

Tüm dünyada TC, Bilderberg ve CFR birbirinin içine girmişlerdir ve her üçünün deüyesi olan 50 kişi vardır (daha önce sunuldu). Örneğin Bill Clinton, Brent Scowcroft (UlusalGüvenlik Konseyi), John Mark Deutsch (CIA direktörü), Robert Strange McNamara(Savunma Bakanlığı Sekreteri), Henry Kissenger, Walter Fritz Mondale ( JaponyaBüyükelçisi), Benjamin Nye (Hazine sekreteri) gibi dokunulmazlığı olan isimler her üçteşkilatın da üyesidirler.Burada temel olarak anlatılmak istenen 19. yüzyılda bazı gizli cemiyetler, zengin ailelertarafından yaratılan bir ideolojinin nasıl önce ABD’de CFR olarak kök salıp, sonra nasılBilderberg ve Trilateral komisyon sayesinde her ülkenin iç yapısını ve politikasını,endüstrisini, medyasını ve sosyal yapısını kontrol ettiğidir. Amerikan derin Devleti veDünya Gizli Hükümetine karşı tüm Amerikalılar ve Avrupalılar bilinçsizdirler, çünkü 45 yılboyunca totaliter bir komünizm gelecek korkusu ile uyutulmuşlardır.Sonuç ve Türkiye bu gizli örgütlerin neresinde? Türkiye’de de bu gizli örgütlerin çok büyük etkinliği vardır ve 1948’lerden sonra Türkiye’yihiç bir zaman bu ülkeyi kuran Kemalist ulusalcı ve vatansever ideoloji yönetmemiştir, Türkiye 1948’den sonra bize Batı tarafından biçilen Türk-Islam Sentezci ve ülkeyiemperyalizme köle haline getiren bir ideoloji tarafından yönetilmiştir. Bu yönetimbahsedilen CFR, Bilderberg ve Trilateral Komisyon tarafından da şekillenmiştir. Ne yazık kigerek Türkiyeyi yöneten, gerekse Türk istihbarat örgütlerinin içinde olan bazı Bilderberg ve Trilateral Komisyon üyeleri vardır. Bu örgütlerin Türkiye için verdiği kararın Sevrkoşullarının uygulanması olduğunu görmemek için ise kör olmak gerekir. Kaynakça 1. Baigent Michael, Leigh Richard, Lincoln Henry. Holly Blood, Holly Grail. New York: a DellBook, 19832. Barret David, Secret Societies, New York:Blanford, 1999.3. Blum William, Rogue State: A Guıde to the World’s Only Superpower, Maine:CommonCourage Press, 2000.4. Chomsky Noam, Manufacturing Consent, New York: Pantheon, 1988.5. Chomsky Noam, Necessary Illusions. Common Courage Press, 1991.6. Chomsky Noam, ‘What Uncle Sam Really Wants’ Arizona: Odonian Press, 1992.7. Chomsky Noam, Secrets Lies and Democracy, Arizona:Odonian Press, 1994.8. Constantine Alex, The Virtual Government, California:Feral House, 1997.9. Domhoff William, Bohemian Grove and Other Retreats, New York: Harper ColophoneBooks, 1974.10.Domhoff William, Who Rules America Now? Toronto: Mayfield Publishing Company,2000.11.Draul Arkon, Secret Societies: A History, New York: MJF Books, 1989.12.Hager Nick. Exposing the Global Surveillance System, Covert Action Quarterly, Winter1996-1997.13.Ironhouse Adam, Bushların Gizli Tarihi. Çeviren: Kemal Okuyan, Ankara:Kim Yayınları,2002.14.Nuel Pharr Davis, Lawrence and Oppenheimer, New York: Simon and Schuster, 1968.15.Marrs Texe. Circle of Intrigue. Texas: Rivercrest Publishing. 2001.16.Marrs Jim ‘Rule by Secrecy’, NewYork: Harper Collins, 2000.17.Manisalı Erol. Türkiye Avrupa Ilişkilerinde Sessiz Darbe. Istanbul: Derin Yayınları, 2002a.18.Manisalı Erol. Dünya’da ve Türkiye’de Büyük Sermaye. Istanbul: Derin Yayınları, 2002b.19.Meyssan Thierry. Dehşetengiz Hile: Pentagona Uçak Düşmedi. Çeviren Ayşe Meral.Istanbul: Med-Cezir 2002. 20.Montalvo Michael, Prisoner of the Drug War: George Bush. Prevailing Winds, 8: 76-83.September-December 2000.21.Robertson Pat, The New World Order, Dallas: Word Inc. 1991. s: 97.22.Ross Gaylon, Who is Who of the Elite? Spicewood-Texas, RIE Press, 2000.23.Sayın Ümit, Gizli Hükümetler, Gizli Projeler ve Kara Bilim. Bilim ve Ütopya, 5 (45):60-63; Mart 199824.Sayın Ümit, Kıyamet Komplosu, Editör: Atilla Akar. Istanbul: Gendaş 2002. S:187-20725.Sklar Holy, editor, TRILATERALISM, Boston: South End Press, 1980. s: 147-149.26.Sutton Antony, America's Secret Establishment, Montana:Liberty House Press. 1986.27.Sutton Antony, The Secret Cult of the Order, Montana: Liberty House Press. 199028.Sutton Antony, Trilaterals over Washington, Montana:Liberty House Press, 1988.29.Vankin Jonathan, Conspiracies, Cover-ups and Crimes:From Dallas to Waco, Georgia:Illuminet Press, 1996.

29 Ocak 2018 Pazartesi

HAZRETİ MUHAMMEDİN VEFATI

HAZRETİ MUHAMMEDİN VEFATI
Bu çalışmamı, tabulara karşı mücadele veren,kurtuluş yolunu geçmişte ve insan ötesinde değil;ancak insanoğlunun kendisinde arayan,evrensel barış için çaba harcayan ve bu yoldaçözüm üreten, fedakârlık gösteren tüm duyarlıinsanlara ithaf ediyorum Burada basit bir örnek vereyim: 

Bilindiği gibi HAZRET kelimesi Muhammed zamanında olmadığı, sonradan kullanıldığı ve üstelik de Farsça bir kelime olduğu halde, ben yine de itina göstererek bunu hep kullandım, Hz. Muhammed dedim. Ali ve eşi Fatma, halk nezdinde hazretle anıldıkları ve bu şekilde meşhur oldukları için, onlar için de Hz.kelimesini kullandım. Kullanılmayan yer/ler varsa demek kidikkatimden kaçmıştır. 

Benim için önemli olan özdür; yoksa kelime oyununa takılmak gibi ucuz şeyler âdetim değildir. Johannes Kepler'in (1571-1630) güzel bir sözü var: "Bir âlimin eleştirisini milyonlarca cahilin alkışına tercihederim". Böyledir; bir toplumda eleştiri özgürlüğü, tartışma özgürlüğü kısıtlıysa o toplumun ilerleme şansı olmadığı gibi, huzuru da mümkün değildir. Dünyaya bir kuş bakışı bakalım, düşünce-inanç ve ifade özgürlüğünün olmadığı ülkelerin durumları ortada. Belirttiğim bu özgürlüklerin yolu ve zemini de tabii ki sağlıklı bir demokrasiden geçer.Bu çalışmamda Hz. Muhammed'in ölüm nedenini anlatırken, ağırlıklı olarak şu bölümler üzerinde duracağım:- 

Hayber'de Yahudi bir kadın tarafından kendisine verilen zehirli et olayı. - Tebük'te Hz. Muhammed'e karşı en yakın arkadaşla rı tarafından yapılmak istenen bir suikast girişimi var; bunudetaylıca açıklayacağım. Aynı zamanda Veda haccı dönüşünde en seçme sahabeler tarafından Hz. Muhammed'e karşı tertiplenen başka bir suikast girişimi var, bunu da an latacağım.- En önemlisi de Hz. Muhammed'in vefat ettiği sırada,onun isteği dışında, eşleri Ayşe ve Hafsa tarafından kendisine ağız yoluyla verilen ilaç olayı var; bunun üzerinde duracağım. 

Bunları anlatmakla birlikte Hz. Muhammed'in öl- dürülmesinin neden gizli tutulduğu sorusuna kısaca açıklık getirmeye çalışacağım.İşleyeceğim konular ilginç ve halk nezdinde bilinenlerin tam tersi. O bakımdan insan haklı olarak, 'Acaba bu ciddi, hatta trajedik sayılan olaylara karşı İslam tarihçileri,Kuran yorumcuları, siyer ve tabakat yazarları, İslam'ınmeşhur yazarları ne gibi savunmalar yapmışlar?" diye sorabilir. Onun için bu ünlülerden de en zirvedekilerden birkaçının konularla ilgili savunmalarını sunacağım.Kitapta ayrıca Hz. Fatma ve eşi Hz. Ali'nin başına gelenolumsuzlukları özet şeklinde anlatacağım. 

Çünkü bu konuda da gerçekler Müslüman kamuoyundan hep gizlenegel-miştir. İslami kaynaklarda bu konuda yeterince bilgi var. Buarada halk arasında Ebubekir'in de ölüm nedeni farklı biliniyor; buna da açıklık getireceğim. Yani bugünkü tabirleEbubekir'in bir siyasi cinayete kurban gittiğini ve bunu yapanın da halife Ömer olduğunu kanıtlarıyla birlikte sunacağım. Yine halife Osman'ın Müslümanlar tarafından linçedilmesi olayı var, onu da işleyeceğim. Halife Ömer birçok konuda ağır bir şekilde suçlanıyor. Bu suçlamaların doğruolup olmadığını tam olarak anlayabilmek için onun bilinmeyen yönleriyle ilgili bazı çarpıcı bilgiler vereceğim. Yine Müslüman kamuoyu tarafından Hz. Muhammed'emal edilen çocuklarla ilgili bir yanlış bilgilendirme var; bunu izah edeceğim. Kısacası, bu çalışmam bugüne kadar Müslüman kamuoyuyla paylaşılmayan farklı bilgilerdenoluşmaktadır. 

 BİRİNCİ BÖLÜM HZ MUHAMMED'İN HAYBER'DE YEDİĞİZEHİRLİ ET OLAYI 

Hz. Muhammed'e karşı yapılan suikastları işlerken böylemasalımsı, ona karşı güya düzenlenip de mucize sonucu başarısız kılınan suikastleri anlatmayacağım. Örneğin, Ca- bir b. Abdullah'ın anlattığı şu olay: "Bir yere baskın düzenlemiştik; bir ara istirahat için gölgeye çekildik. O arada Hz.Muhammed kılıcını bir ağaca asıp o ağacın altında uzanırken adamın biri gelip onun asılı kılıcını alır ve kendisine, "Ey Muhammed; bugün kim seni elimden kurtaracak, seni öldüreceğim" der. Hz. Muhammed de, "Allah benikurtarır" yanıtını verir. 

Bu soru, o adam tarafından üç sefer tekrarlanır ve Hz. Muhammed'den aldığı yanıt da hep aynı... Sonuçta Allah tarafından adam etkisiz hale gelir, vücudu sanki donmuş, felç olmuş gibi olur ve kılıç kullanamazhale gelir." Bu hadis en başta Buhari ve Müslim'de anlatılmaktadır. 1 Cabir b. Abdullah bu olayı üç farklı içerikle anlatır... 

Birinde sanki orada bulunan herkes Muhammed ve adamı izlemiş gibi bir aktarım söz konusudur; diğerinde, Muhammed'in arkadaşları o adamı görünce bağırıp çağırmışlar,adam da korkudan ona bir şey yapamamış şeklinde bilgi 1 a- Buhari, Megazi, Zat'ü Rika kısmında, b- Müslim, hem Fedail/Hz. Muhammed'in tevekkülü kısmında, hem korkunamazı kısmında.
iki yıl bir ülkede kal, ondan sonra yönetimi ele geçir, oranın halkıyla da kavga et, onları katlet, yurtlarından eyle.Bunun örneği dünyanın hiçbir yerinde yoktur!Hz. Muhammed ve yandaşları, Hayber kalesini ele geçirince, ölümden kurtulanlar ona şu teklifi sundu: Biz butoprakları sizden daha iyi işleriz. Çünkü yıllarca ekip biçtik,deneyimimiz var. O yüzden bizi öldürmeyin, sürgüne degöndermeyin, biz burayı ekip biçelim, gelirini paylaşalımderler. 

Hz. Muhammed de bu teklifi kabul eder ve Hayber toprakları bu anlaşmadan sonra bu şekilde işlenir. Zatenesir düşen Hayber sakinleri için bunun dışında alternatif de yoktu.Hayber'den sonra Hz. Muhammed'in kendilerine yöneleceği bilgisini alan Fedek halici bu pazarlığı duydu. Onlar da Hz. Muhammed'e aynı teklifi sundular ve önerilerikabul edildi. İşte Fedek savaşsız alındığı için, Kur'an'dakiHaşir suresinin 6-7. ayetlerine göre bu köy (Fedek) 'Fey'sayılırdı. Yani ancak Allah'a ve Muhammed'e ait olacaktı;diğer ganimet malları gibi Müslümanlara dağıtılmayacaktı.Sonuçta Muhammed Fedek köyünü kendine ayırdı; ancak Hayber'i hazine malı olarak arkadaşları arasında paylaştır dı. 

Savaşın kısa durumu bu. Hz. Muhammed'in bu baskın sırasında yediği zehir li yemeğe gelince; Hayber Yahudilerinden sağ kalan Hariskızı Zeynep -ki Selam b. Meşkem'in hanımıydı- soruşturu yor, acaba Hz. Muhammed hangi yemekleri çok sever, di ye. Etin kaburga kısmını çok sevdiğini söylüyorlar kendisine. Bu arada Zeynep bir koyun pişirip içine zehir doldurarak Muhammed'e ikram ediyor, tabii ki Hz. Muhammed'insevdiği kısma daha fazla zehir bırakıyor. Hz. Muhammed yemeğe başlayınca, onun arkadaşlarından Bişr b. Bera,acele edip ondan önce ağzına alıyor ve orada yığılıp can veriyor. 

Hz. Muhammed ise henüz arkadaşı kadar fazla yemediği ve bu arada onun da durumunu gördüğü için, artık yemekten vazgeçiyor. Sonra o yemeği hazırlayan kadı nı çağırıyor: "Neden buna gerek duyup bizi zehirlemek istedin?" diyor. Kadın da, "Sen bizim başımıza neler getirdiğini iyi biliyorsun. Babam Haris'i, kocam Selam b. Meş-kem'i, amcam Yaser'i, kardeşim Merhab'ı ve diğer yakınlarımla Hayber Yahudilerini öldürdünüz, kalanları da esir-cariye yaptınız. Bunun için ben de kendi kendime dedimki, bu adamı zehirleyeceğim: Peygamberse, Tanrı ile irtibatı varsa, zaten vahiy alır bu etten yemez; ama yalancıysa yemeğe devam eder ve ölür. Dolayısıyla biz kalanlar daondan kurtulmuş oluruz. 

O yüzden böyle bir plan kurdum" diyor. Burada şunu eklemek isterim: Peygamber olup olmaması bir kenara; bir kere onlardan bu kadar insan öldüren bir Muhammed, nasıl olur da safça, tedbirsiz bir şekildekalkıp bir Yahudi kadının hazırladığı yemeği cesaretle yiye bilir? Şunu da kabul etmek lazım ki, kadın çok yetenekli veaktif biriymiş. Bu plan, her babayiğidin işi değil. Yineliyorum: Hz. Muhammed'in kendileriyle savaştığı ve çoğunukatlettiği insanların kalanlarından birinin hazırladığı yemeği yemesi çok yanlış bir şey; bu kadar tedbirsizliğin açıklaması olamaz. Ben, madem Tanrı arkasındaydı neden haber vermedi sorusundan ziyade; normal bir insan düşman olankesimin yemeğini nasıl bu kadar rahatlıkla yiyebilir diyehayret ederim.Bazı islam tarihçileri, 

Muhammed bu olayda kadını affetmiş gibi açıklamalar yapmışlarsa da, bunun inandırıcı bir yanı yoktur. Muhammed bu olaydan dolayı o kadını oradaöldürüyor. Hatta bazı islami kaynaklarda Muhammed'in talimatıyla o kadın işkenceyle, çarmıha gerilmek suretiyle in- faz ediliyor. 3 Ha reklam için affetmiş, ha katletmiş bu o kadar önemli değildir. Önemli olan, kendileriyle savaştığı insanların ikram ettiği yemeği yemek, bunun sakıncalarınıgöze almamak. Bu önemli bir yanlıştır. Bazı kaynaklara göre bu zehirli etten sadece Bişr adındaki şahıs değil; birkaçkişi ölmüş diye farklı bilgi de var. 4 Bu olayda yediği zehirli etten dolayı Muhammed'in bedeninde yıpranmalar oluştuğu ve ölene kadar da sıklıkla(hecamat denilen yöntemle) vücudundan kan aldırdığı bir gerçek. Mesela Ebu Hind, Ebu Tayyip adlarındaki şahıslarınondan kan aldıkları kaynaklarda geçiyor. 

Hatta bunun karşılığında Muhammed'in Ebu Tayyib'e ücret olarak iki Sa' hurma verdiği bile yazılı. Yine İbni Mace'nin aktardığı riva yette, onun eşlerinden Ümmü Seleme'nin kendisine, "Bakıyorum sen o zehirli etten sonra gitgide olumsuz etkileni yorsun" dediğini ve ara sıra onun da Muhammed'den kanaldığını aktarıyor.Buhari ve Müslim'de, "Bazen hac için ihramda iken, bazen oruçlu iken kendisinden kan aldırıyordu" şeklinde hadisler var. Yani kan aldırma, Hayber'de yediği zehirli etinetkisiyle oluşan hastalıktan dolayı oluyordu...Şu not da önemli! Enes b. Malik, "O yemekten sonra Muhammed'in ağız bölgesinde bozukluklar oluşmuş tu" diye bilgi veriyor. 

Bu Enes b. Malik Muhammed'e on yıl yaverlik yapan bir sahabi ve onun bu hadisi en baştaBuhari ve Müslim'de geçmektedir. 5 Bu açıklamalara göre 3 Siret-i Halebi, Hayber kısmında. 2/769. Burada Ebudavud ve başka kaynaklarda da bu şekilde anlatıldığı kaydediliyor...4 İbni Kesir, el-Bidaye ve'l Nihaye, Hayber kısmı. 4/236 ve sonrası.5 a- Buhari, Megazi, Hayber'de ikram edilen zehirli et kısmında. Bir de Tıp kısmı, Muhammed'in zehirlenmesi bölümünde geçer. Ayrıca Hibe kısmında,müşriklerden hediye alma adı altında geçen bölümde anlatılır. b- Müslim, Selam bölümü, zehir (Simm) babında

14 İbni Ebi Şeybe, Musannaf, 20/614-no: 38259-37045 cilt 20/579.15 Tabakat, 6/531, no: 2556. herhangi bir sorun da çıkarmamıştır. İbni Hazm, bu raviler arasında Velit var; o bakımdan güvensizdir diyor. Ama aynı Ömer gidip Hz. Ali ve taraftarlarını tehdit ediyor, ya gelin Ebubekir'i kabul edin, ya da evinizi yakarım diye. Ama bunu anlatanlar arasında Velit yok. Örneğin; Muhammed b. Bişr Ubeydullah b. Ömer'den, o da Zeyd b. Eslem'den,Zeyd de babasından alıyor şeklinde geçiyor ve bunu en eski tarihçiler-muhaddisler anlatınca bir sorun da çıkarmıyorlar. Peki, İbni Hazm bu hadiste nasıl Ömer'i kurtarır acaba!Bu ev yakma olayını daha sonra detaylıca anlatacağım. 

14 İbni Hazm'dan önce iki asırdan da fazla yaşayan bumeşhur hadisçi İbni Ebi Şeybe bunları anlatırken de herhangi bir itirazda bulunmuyor; ama İbni Hazm sudan bahanelerle bu "gibi hadisleri aktaranlara kusur bulmaya çalışı yor. Ama ne yazık ki, bunu yaparken yüzüne gözüne bulaştırıyor, meslektaşları tarafından bile gülünç hale düşüyor.Hemen açıklayayım. İbni Hacer Askalâni (ö.852.h). Ab-durrahman b. Ebi Hatem el-Razi (h.327.ö), Zehebi Şemsettin (h.748 .0), İmam Müzi (h.742.ö) gibi ünlü hadis uzmanları, raviler ve Cerh-Tadil uzmanları, İbni Hazm'ın "Gü vensizdir, kimse ondan hadis aktarmamıştır" dediği Ve lit b. Cümey' hakkındaki değerlendirmeleri şöyle:"İmam Ahmet b. Hanbel ve Ebu Davud, bu kişide sa lonca yoktur" demiş. İbni Muin ve Uclî, "Velit bin Cümey' güvenilirdir" demiş. Ebuzer'a, "sorun yoktur" demiş. 
EbuHatem, "hadisleri güvenilirdir" açıklamasını yapmış. İbniSad, 15 "Hem güvenilirdir, hem de birçok hadis aktarmıştır"şeklinde onun hakkında kanaatini belirtmiştir. Bezar, onunhadislerini olumlu değerlendirmekle birlikte kendisini Hz. Ali taraftarı olmalda itham etmiş. Hakim ise, "İmam Müs- lim ondan hadis almasaydı iyi olurdu" diye yorum yapmış.Kısacası, adı geçen hadis yorumcuları Velit hakkında bu şekilde olumlu bir bilgi aktarmışlardır. Ancak bunlardan İmam Müzi, "ibni Mace dışında başta Buhari ve Müslüm olmak üzere meşhur Kütüb-i Sitte sahipleri ondan hadis aktarmışlardır" açıklamasını da yapı yor. Şunu da hatırlatayım ki, bu değerlendirmeyi yapan şahıslar, hadis usulü, Cerh-Tadil denilen hadisleri ve ravilerideğerlendiren-kritize eden önemli islam mütefekkirleridir. 

16 Velit ile ilgili değerlendirme sadece bu kadar kişiyle sınırlı değil; ilgili konu uzmanlarından birçok kişi onun hakkında kanaatini belirlemiş ve onun güvenilir bir hadis ravi-si olduğunu belirtmişlerdir.Kanımca, bunlar İbni Hazm'ın aktardığı hadisi görmemişlerdir; yoksa eğer ravinin aktardığı bu suikast hadisinden haberleri olsaydı, İbni Hazm gibi onlar da adama bir bahane bulurlardı.İbni Hazm'ın "güvensizdir, kimse ondan hadis almamıştır" dediği Velit hakkında islam düşünürlerinin kanaatlerini biraz daha açmak, detaylandırmak istiyorum. a- Ahmet b. Abdullah Uclî (182-261), Bunun yorumuzaten yukarıdaki değerlendirmede geçti: "Velit güvenilir biridir" diye kaydetmiş. 

17 16a-Askalani,(l)Tehzib-iTehzib, 11/ 138ve (2) Takrib-i Tehzib, no: 7432 Velit kısmında. b- İmam Zehebi, Mizan'ül İtidal, 7/129-no: 9370 Velit b. Abdulah b. Cümey' bölümünde.c- İmam Müzi,Tehzib-i Kemal, cilt 31/35, no: 6713 Velit b. Abdullah b. Cümey' kısmında.d- Ebu Hatem el-Razi, 'Cerh-Tadil', cilt 9/8. Velit bin Abdullah b. Cümey' kısmında. 17 Marifet'ü Sükat, no: 1943. b- İbni Şahin Ömer b. Ahmet (297-385), "Velit b. Cümey' sakıncasız biridir" şeklinde açıklama yapmıştır. 18 c- Osman b. Sait Daremi, (200-280), "Bu adam güvenilirdir" demiş. 19 d- İbni Sad (230), "Velit b. Cümey Huzai, güvenilir biridir ve ona ait birçok hadis vardır" şeklinde açıklama yapmıştır. 20 İslamda Kur'an'dan sonra en güvenilir hadis âlimleriBuhari ve Müslim başta olmak üzere birçoğu Velit b. Cümey' adındaki kişiden alıntılar yapmıştır. Zaten az sonra bunu örneklerle anlatacağım. Ben yukarıda hadis uzmanlarının doğum tarihlerini bilerek verdim. Hepsi İbniHazm'dan en az iki asır önce yaşamış ve sorun da çıkarmamışlardır; ama İbni Hazm'ın hesabına gelmediği için öylekuyruklu bir yalan atmıştır ki, meslektaşları bile onu utan-dırmışlardır. İlk pratik örneğimiz Buhari'den olsun. 

Ebu Na- im'den, o da Velit b. Cümey'den, ninesinden, o da Ümmü Varaka binti Abdillah b. Haris Ensari'den şöyle bir hadis aktarıyor: Hz. Muhammed'in önem verdiği Ümmü Vara-ka'nın bir kölesi, bir de cariyesi varmış. Kadın vasiyet edi yor; ölürsem siz de özgürsünüz, diye. tabii ki bu iki kişininözgürlüğü birinin ölümüne bağlı olunca erkenden onun ölmesini ister. Bu nedenle o iki kişi kadını katlediyor. Olay,halife Ömer zamanında oluyor. Kendisi de her ikisini çarmıha germek suretiyle öldürüyor. Burada güya şu denili yor: Kadın Hz. Muhammed'e demiş ki, izin ver ben de Bedir savaşına katılayım, bari hastalara bakayım. Muhammedde "Hayır sen gelme" demiş ve burada ona "Şehit" sıfatını 18 Tarih'ü Esma-i Sükat, no: 1499. 19 Tarih-i İbni Muin, no: 838. /O Tabakat, 6/531, no: 2556


Ahmet bin Hanbel (164-241): Tebük suikastı olayını anlatırken uzunca bir hadisin ortasında Ammar'la birinin arasında şöyle bir diyalog geçtiğini aktarıyor: Yine diğer kaynaklardaki gibi bunların sayısı soruluyor ve Ammar, "Eğer seni de eklersek bunların sayısı 15 olur" şeklinde karşılık veriyor. Yani burada yine kişinin ismi meçhul. 30 Üstelik İmam Ahmet bin Hanbel bu hadisi, Velit bin Cümey'den aktarıyor ve sıralamayı şöyle yapıyor: Bu hadisi Yezit adındaki kişi Velit bin Cümey'den, o da Ebu Tufeyl'dan aktarmış diyedevam ediyor. Hani konunun başında İbni Hazm, "Bu Velit b. Cümey'den kimse hadis almamış, yalancının biridir" di ye rastgele onun hakkında olumsuz karar vermişti!

 İşte böyle: Almış mı almamış mı, durum ortada. İmam Taberi (Ö.3I0): Kendi tefsirinde şunları aktarıyor:Hz. Ömer Hüzeyfe'den, "Ben de o münafıklar içinde var mıyım?" diye sormuş. O, "Hayır sen yoksun; ancak bir daha da bu konuda açıklama yapmayacağım" demiş. Taberi,kendi meşhur tarihinde de değişik konularda buna değini yor. Ayrıca Tehzib-i Asar' adlı yapıtında çok farklı bir bilgi de veriyor. Burada Nezal adındaki kişiden şunu aktarı yor: Biz bir toplantıda Hüzeyfe ile birlikte Hz. Osman'ın ya-nındaydık. Osman, Hüzeyfe'yi tehdit etti, senden bazı şeyler duyuyorum, senden başka doğru insan yok mu diye...Hüzeyfe yemin içti ki ben bir şey demedim. Hâlbuki Hüzeyfe daha önce bize bir şeyler demişti; ancak Osman'ıntehditlerine karşı inkâr etti. 

Osman gidince biz ondan sorduk, bu da ne? Hüzeyfe şu yanıtı verdi: Ne yapayım; bu c- Yine İbni Kesir'in Kur'an tefsiri, Tevbe suresi 74, 80, 84 ve 101. ayetlerikısmında anlatıyor.30 Ahmet b. Hanmel Müsned, Baki müsned-il Ansar, Ebu Tufeyl Amir b. Vâil hadisi. şekilde ayarlamak zorundayım; yoksa daha kötü olur. Evet; bunu anlatan tarihçi ve aynı zamanda meşhur müfes-sir/Kur'an yorumcusu İmam Taberi. 31 Burada Hüzeyfe'ninniçin Ömer'e "Sen o listede yoksun" demesinin asıl nedeni belli oluyor: Korku. Yoksa Ömer onu sağ bırakmazdı! İbni Ebl Şeybe (t59-235): Münafıklardan biri ölüyor. 

Te- bük'te Hz. Muhammed'in devesini çeken Hüzeyfe adındaki kişi, o adamın cenaze namazına katılmıyor. Bu Hz.Ömer'in dikkatini çekiyor ve Hüzeyfe'den soruyor: Acaba bu da sözü edilen o münafıklardan mı diye? Hüzeyfe "Evet" diyor. Ömer yine soruyor: Peki benim de onlarıniçinde ismim geçiyor mu? Hüzeyfe, "Hayır" diyor ve "Ar tık bu konuda kimseye açıklama yapmak istemiyorum" diye ekliyor. 32 Ebubekir Ahmet b. Bezsır (h.292.ö): Bu konuda A'meşEbu Vâil'den o da Hüzeyfe'den alıntı yaparak, münafıkları bilen Hüzeyfe'den şöyle bir olay aktarıyor: Hz. Ömer bir cenazeye çağırılıyor. Hüzeyfe ona dur diyor/gitme, bu dao münafıklardandır eliyor. Bunun üzerine Ömer, "Allah aşkına ben de onlardan mıyım?" diye soruyor.

Hüzeyfe, "Ha yır; ancak bu konuda bir daha kimseye açıklama yapmak istemiyorum" diye ekliyor. Ayrıca burada hadisin dipnotunda başka birkaç kaynağın da isimleri veriliyor. 33 31 Cami'ul-Beyan Tefsiri, Tevbe suresi 101. ayetin açıklama kısmında.Bir de başka bir kitabı Tehzib'ül Asar'da buna yer vermiş, no: 1484, cilt 4/202.32 Musannaf, Kitab'ül Fiten, no: 37390, cilt= 21/162.33 Müsned-i Bezar, 7/293. no: 2885. Ebu Yusuf Yakub b. Süfyan Besevi (h.277 ö.): Besevi, bu münafıklardan biri ölünce Hüzeyfe onun cenaze merasimine katılmıyor. Ömer, "Bu da o bilinenlerden mi?" diye soruyor. Hüzeyfe "Evet" yanıtını veriyor. Ömer yine soruyor: Allah aşkına ben de onlardan mıyım? Hüzeyfe, "Hayır, an cak bundan sonra bu konuda kimseye açıklama yap mak istemem" diyor. 

34 Ebubekir el-Helal (234-311): Hanbelî Mezhebi'nin önemli isimlerinden olan bu kişi, münafıklardan biri ölüyor, bu arada Hüzeyfe b. Yeman onun cenaze merasimine katılmıyor. Halife Ömer soruyor: Acaba bu ölen kişi münafıklardan mı? diye. Hüzeyfe, "Evet? diyor. Ömer yine soru yor: Allah aşkına ben de onlar içinde var mıyım? Hüzeyfe, "Hayır" diyor ve ekliyor: Artık bundan sonra bu konudaaçıklama yapmak istemem diyor. 35 Rabl' b. Habib el Basrl (h.75 ? ö.): Bu yazar Müsned'inde şunu aktarıyor: Bir gün Hüzeyfe b. Yeman Hz. Ömer'le karşılaşıyor. Meğer o sırada Ömer de bir cenaze merasiminden dönüyormuş. 

Ömer Hüzeyfe'yi eleştiriyor; Hz. Muhammed'in sahabilerinden biri ölüyor, sen artık cenazelerede katılmıyorsun diyor. Hüzeyfe, bilmiyor musun ki Hz.Muhammed'in bana söylediği sırları/gizli emanetleri var!Ömer yine soruyor: Acaba bu ölen kişi onlardan mı? Hüzeyfe, hey Allah'ım bu da onlardandır diyor. Ömer, peki ya ben de onlardan mıyım? Adam hayır diyor ve bir daha da bu konuda konuşma yapmak istemediğini belirtiyor. 36 34 Besevi, El-Marifet'ü ve'l Tarih, 2/769.35 Es-Sünne, no: 1288/ cilt, 4.. Bab'ü münakehet'il Mürcie kısmında.36 Sünen-i Rabi, 4.cilt Cabir b. Zeyd hadisleri kısmında. No: 92

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM AYŞE ve HAFSA'NIN Hz. MUHAMMED EİÇİRDİKLERİ İLAÇ
 a- En Başta Buhari ve Müslim'de Ledud Olayı Hz. Muhammed'in ölüm nedeni şu hadiste aranmalıdır demek, yerinde bir ifade. Kitabın ana teması, aslında bu bölümdür. Kalan kısımlar birer teferruattır, tabii ki onlar daönemli; ancak burası çok farklı. Bir şey anlatmadan hemenkonunun başında yorum yapmak doğru değildir. Vurgulamak istediğim, Hz. Muhammed'in ölüm gerçeği bu başlıkta aranmalıdır.Buhari'nin anlatımlarının birkaç yerinde, Müslim'de ve başka da birçok İslami eserde ortak olarak işlenen şöyle bir olay var: Hz. Muhammed son hastalığında ölüm döşeğin-deyken bir ara ayılınca bakıyor ki ona ağız yoluyla ilaç içi-riyorlar. 

Bunu görünce çok kızıyor ve "Sizi, sakın ola ba na bir şey içirmeyin diye uyarmadım mı? Neden bana ilaç içirdiniz? Hepiniz bu ilaçtan içeceksiniz, ben de bakacağım; ancak amcam Abbas hariç. Çünkü o sizin le beraber değil, planın içinde o yoktur" diyor. Bazı riva yetlere göre, Muhammed bu ilaç meselesini fark edinceonlara soruyor, kim yaptı diye? Onlar da amcan Abbas yaptı yanıtını verince kendisi, içinizde zaten tek sağlam kişi amcamdır diyor. Bu rivayet çok yaygın; ancak İbn'il Cev-zi'nin aktardığı cümleler daha da ilginç: Hz. Muhammed bu arada eliyle Habeşistan'a işaret ederek, bu ilaç içirme yöntemi Habeşli kadınların işidir diyor. Demek ki onlar bu yöntemle insanları zehirlemekle meşhurmuş ki böyle söylüyor. 

57 Zaten bu konuda hem Buhari, hem de Müslim bağımsız bir bölüm açmışlar: Ledud bölümü. Ve her iki kaynağınsarihleri de, 'Ledud', hastanın istemediği halde, rızası dışında kendisine verilen ilaç demektir tanımını da yapmışlardır. Hatta İbni Sad gibi bazı tarihçiler, Muhammed onlara, neden sizi uyardığım halde bana bunu yaptınız, üstelik ben oruçluydum demiş.Hz. Muhammed'in o ağır hastalık haliyle oruç tutması bir kere inandırıcı değil. Ancak belki ona ilaç içireceklerinitahmin ettiği, bunu onlardan beklediği ve sezdiği için böyle bir taktiktiğe başvurmuş olabilir: Bakın ben niyetliyim,sakın ola bana bir şey vermeyin demek istemiştir. Ama buna rağmen onu dinlememişlerdir.

İbni Sad gibi bazı İslam tarihçileri bu konuda net sürede veriyorlar. Pazar günü ona ilaç içiriyorlar, ondan sonraçok ağırlaşıyor ve pazartesi günü, yani bir gün sonra vefatediyor. Çok ağırlaştığını duyup da yanına gelen Üsame b. Zeyd, "Geldiğimde bana bakıyordu; ancak artık konu şamıyordu" diyor. 58 Hadisten, orada bulunanlar içinde yalnız amcasına gü vendiği kesin. Kalanlar zaten eşleri Ayşe ve Hafsa (ki zatenhasta iken Ayşe'nin evinde kalıyordu). Çok açık ki onlara 57 a- Buhari-Müslim, L. Ve'l Mercan, no: 1427. b- Ibn'il Cevzi, Tıbbi Nevevi, Ilac'u Zatei'l cenb 1/66.c- Buhari, 1-) Megazi, Muhammed'in hastalığı kısmında. 2-) Tıp, Ledut md bölümü. 3-) Diyat, bir grup tek kişiyi katletse kısmında.d- Müslim, Selam.58 İbni Sad, Tabakat, Üsame b. Zeyd seriyesi, 2/345, Halebi, Insanu'l Uyun, aynı kısım. güvenmemiş. Çünkü onun ihtiyaç duyup böylesine bir uyarıda bulunması, sakın benden habersiz bana ilaç içirme- yin demesi, aslında birçok şey ifade ediyor. 

Demek ki kuşku duyduğu bazı emareler daha önce yaşanmış ki, onlaragüvenmiyor. O nedenle kendilerini ilaç içirmeme konu sunda uyarıyor. Gerçi burada Ayşe'nin yaptığı bir savunma da var. Şunu diyor: Aslında bizim yaptığımız bir şey yok; ancak Muhammed ilaçtan korktuğu için kızıyor. 59 Herhalde Ayşe bukadarını da becerebilir; hemen kalkıp "ben yaptım" diyecek hali yok ya. Bir de benzer şüphe içerikli hadisleri hep Ayşe anlatıyor, neden diğer eşleri de bu anlatımlarda yok,neden bunlar hep Ayşe'ye dayalı? Bu durum Ayşe'nin aktif olarak bu planların içinde olduğunu gösteriyor.İlginçtir ki bu hadisleri açıklayan, bunlar üzerinde şerh yapan kişiler, eften püften noktalar üzerinde durmuşlar.Mesela buna bakarak, acaba hastaya, isteği dışında ilaç verilir mi gibi şeyler. Kimse, acaba Ayşe-Hafsa aracalığıyla böyle bir planın uygulanması mümkün mü, siyasi bir komplo ihtimali var mı diye bu konuda kafa yormamış ve ya bilerek değinmek istememiş.

 Ayşe, "Hayatımda Muhammed'in ateşi ve ağrısı kadar şiddetli birağrı-ateş görmedim" diyor. 60 Muhammed kendi ateşi hakkında, "Bana yedi kuyudan su getirin İd, kullanayım da belki biraz serinlenirim; ama ateşimin düşüreceğini hiç sanmıyorum" diyordu. 61 Burada yineliyorum: Üç 59 El-lü'lüü vel-Mercan, no: 1412.60 El'lü'lüü ve'lMeracn, no: 1661.61 a- Buhari- Megazi, bab'ü merd-i nebi ve tıp kısmında, b- ibni Sad.Tabakat 2/367.c- Ebu davud, Sünen, Diyat kısmı no: 3913.d- A. Razzak, Musannaf, no: 19815.

Hz.MUHAMMED'in ÖLÜMÜ

VEFK İLİMLERİ Mehmet Arpaku


HAVÂSS'IN DERİNLİKLERİ 1 Bülent Kısa



HAVÂSS'IN DERİNLİKLERİ 1
Bülent Kısa
---------------------------------------------------- 
HAVÂSS'IN DERİNLİKLERİ 2

vefk-örnekleri-111

  vefk-örnekleri-111 vefk-örnekleri-111 by Charion Charion