26 Şubat 2018 Pazartesi

Kuruluşundan bugüne İsrail'in katliam tablosu

Kuruluşundan bugüne İsrail'in katliam tablosu

Kuruluşundan bugüne İsrail'in katliam tablosu

İsrail Devleti, daha kurulmadan başlattığı katliamlar devam ediyor. Timetürk, tarih tarih İsrail'in bugüne kadar gerçekleştirdiği katliamların listesini yayımlıyor.

TİMETÜRK / Haber Merkezi

Siyonizmin kurucu Theodor Herzl, 1902 yılında "İsterseniz, masal gerçek olur" demişti. Vizyonu, 50 yıl geçmeden gerçek oldu. İsrail devleti 14 Mayıs 1948’te kuruldu.

David Ben Gurion, İsrail devletinin kuruluşunu ilan ettiği konuşması sırasında bağımsızlık ilanının metnini elinden bırakmıyordu.

Konuşmasında “Yahudi halkı, İsrail ülkesinde doğmuş, manevi, siyasi ve dinî kimliğini bu topraklarda bulmuştur” ifadelerine yer veren Ben Gurion, şöyle devam ediyordu: “Burada hür ve bağımsız yaşamış, milli ve evrensel kültürünü burada geliştirmiş ve dünyaya kitapların ebedisini armağan etmiştir. Yahudi milleti zorla topraklarından sürüldükten sonra da vatanına sadık kalmış, ümidini kaybetmemiş, yurda dönüş ve hürriyet duaları hiç kesilmemiştir. Burada, İsrail yurdundaki Yahudi devletinin kuruluşunu ilan ediyorum. Bu devletin adı İsrail’dir.” David Ben Gurion 1948'te bu kürsüden İsrail'in kuruluşunu ilan etti

İsrail’in ilk başbakanı o gün hatıra defterine şu satırları düşmüştü: “Toplantı, milli marşımızın söylenmesiyle son buldu. Tel Aviv sokakları dans edenlerle doluydu.”İsrail devleti kurulmuş ama herkesi savaş beklentisi sarmıştı. İngiliz mandası altındaki toprakların Yahudiler ile Araplar arasında paylaştırılmasını öngören 1947 tarihli Birleşmiş Milletler kararı Arap devletleri tarafından reddedilmişti. Karara göre Filistin topraklarının yarıdan fazlası İsrail’in olacaktı. Bölge 500 bin Yahudi ile 440 bin Arap arasında paylaşılacaktı. İsrailli tarihçi İlan Pappe, bölgeyi bekleyen trajedinin temelinin bu formülle atıldığını söyler. Ben Gurion, nüfus yapısını Yahudiler lehine çevirmek için bir milyon Filistinliyi topraklarından sürmeye karar vermişti.

Sürgün çerçevesinde Filistinlilerin yaşadığı 11 kent ve 530 köy yerle bir edilmiş, nüfusun yüzde 80’ini oluşturan 750 bin Filistinli toprağını terk edip Arap devletlerine sığınmış, kısmen de İsrail’in hâkimiyetinde olmayan Batı Şeria ve Gazze’ye göç etmişti.

1967 yılındaki Altı Gün savaşında İsrail bu toprakları da ele geçirdi. Suriye, Ürdün ve Mısır ordularını yenen İsrail; Batı Şeria, Gazze ve Golan Tepeleri’ni işgal etti. Askerî başarı İsraillilerin milli ve dini coşkusunu arttırdı. Mukaddes yerlerin bulunduğu Doğu Kudüs’te de artık İsrail bayrağı dalgalanıyordu. İşgal altındaki topraklarda Yahudi yerleşimlerin kurulması hükümet tarafından da teşvik ediliyordu. Askerî önemi de olan yerleşim birimlerinin yardımıyla bu topraklarda özerk yapılanmaların önüne geçilmesi planlanıyordu.

Bir milyon Rus Yahudisi göç etti

Ne 1979 yılında Mısır ile İsrail arasında imzalanan barış anlaşması, ne 1983 yılında barış sürecinin başlatılması ve ne de Gazze Şeridi’nin 2005 yılında boşaltılması, yerleşim politikasını sona erdirebildi. Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da yarım milyon yerleşimci yaşıyor. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra Doğu Bloku ülkelerinden bir milyon Rus Yahudisi bu topraklara ve İsrail’e göç etti....

Ortadoğu'da Siyonizmi hem kendi halkının hem de dünyanın başına bela eden, sistemini katliamlar üzerine inşa eden İsrail Devleti'nin kuruluşundan bugüne kadar yaptıkları katliamlar ve ölenlerin istatistiği...

      GAZZE SALDIRISI      KASIM 2012

 İsrail'in havadan ve karadan Gazze'ye saldırdı.Aynı aileden 13 kişi öldürüldü.Toplam 341 kişi katledildi   

Museviliğin ahlak anlayışı, Yehova’nın Hz. Musa’ya Sina Dağı’nda indirdiğine inanılan On Emir’e dayanır.

on emir
On Emir; 
Hz. Musa'ya Sina Dağı'nda Allah tarafından 2 taş tablet üzerinde verildiğine inanılan ahlaki ve dini kurallardır. 
Bunlar, Tevrat Çıkış (Exodus) / Bap 20'de yer almaktadırlar:
 1. Karşımda başka ilahların olmayacak. 
2. Kendin için, oyma put, yukarda göklerde olanın, yahut aşağıda yerde olanın, yahut yerin altında sularda olanın suretini yapmayacaksın, onlara eğilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin. 
3. Yehova'nın Rabb'in ismini boş yere ağıza almayacaksın. 
4. Sebt gününü takdis etmek için onu hatırında tutacaksın. Altı gün işleyeceksin ve bütün işini yapacaksın, fakat yedinci gün Allah'ındır. Sen ve oğlun ve kızın, kölen ve cariyen ve hayvanların ve kapılarında olan garibin hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü Rab gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün şeyleri altı günde yarattı. 
5. Babana ve anana hürmet edeceksin. 
6. Katletmeyeceksin. 
7. Zina etmeyeceksin. 
8. Çalmayacaksın. 
9. Komşuna karşı yalan şehadet etmeyeceksin. 
10. Komşunun evine tamah etmeyeceksin, komşunun karısına, yahut kölesine, yahut cariyesine, yahut öküzüne, yahut eşeğine, yahut komşunun hiçbir şeyine tamah etmeyeceksin

Semavi ve vahye dayalı dinlerden birisi olan Yahudilik ile ilgili olarak genel ve temel bilgilerin yer aldığı yazımız. 
Yahudilik dininin inanç ve ibadet esasları. 

MÖ XV. Yüzyılda Allah tarafından Hz. Musa aracılığıyla İsrailoğullarına gönderilen bir din olan Yahudilik, Musevilik olarak da adlandırılır. Yahudiliğin kutsal kitabının adı Tevrat’tır. 

Tevrat; Tora, Neviim ve Ketuvim isimli bölümlerden oluşur. 
Tevrat’ın genişçe açıklaması olan Talmut da kutsal olarak kabul edilir. 
 Museviliğin İnanç Esasları Tanrı Musevilerin inancına göre 

Tanrı Yehova; birdir, alemlerin Rabbi ve her şeyin yaratıcısı, insanların düşüncelerini bilen, sonsuz güç ve kudret sahibidir. 
 Peygamberler Peygamberler İsrailoğullarının iyiliği için çalışmış kimseler olup, söyledikleri sözlerin tamamı doğrudur. 

 Mesih Yahudiler, Yehova’nın kurtarıcı Mesih’i bir gün mutlaka göndereceğine inanırlar. 
 Evrenin Yaratılışı Tanrı Yehova evreni altı günde yaratmış, yedinci gün olan Cumartesi günü dinlenmiştir. 

Cumartesi günü kutsal bir gün olup, o gün çalışma değil ibadet olmalıdır. İbadet Esasları Musevilikte günlük ve haftalık ibadetler vardır. 

Günlük ibadet sabah, öğle ve akşam, haftalık ibadet ise, cumartesi günü yapılır. 

İbadet, sinagog ve havra ismi verilen ibadethanelerde ve haham denilen din adamlarının yönetimlerinde yapılır. 

Sinagoglarda kadınlar, erkeklerden ayrı bir bölümde otururlar. 

İbadet ederken Kudüs’e dönülür. Yahudilik, belirli bir ırka, kültüre ve dine mensubiyeti ifade eden kapsamlı bir anlam içermektedir.

 Günümüzde Yahudilik, 
Ortodoks, 
Reformist ve Muhafazakar olmak üzere 3 farklı mezhebe bölünmüştür. 
Ahlak Esasları Museviliğin ahlak anlayışı, 
Yehova’nın Hz. Musa’ya Sina Dağı’nda indirdiğine inanılan On Emir’e dayanır. 

 On Emir şu ilkelerden oluşmaktadır:
 1. Seni Mısır diyarından esirlik evinden çıkaran Rabb’in benim. 
 2. Benden başka Tanrın olmayacak. 
 3. Yüce Tanrı’nın adını ağzına boş yere almayacaksın. 
 4. Cumartesi gününü hatırlayıp onu kutsal kılacaksın. Haftanın altı gününde çalışacak, yedincisinde dinleneceksin. 
 5. Anne ve babana saygı göstereceksin. 
 6. Öldürmeyeceksin. 
 7. Çalmayacaksın. 
 8. Zina yapmayacaksın. 
 9. Yalan yere şahitlik yapmayacaksın. 
 10. Sana ait olmayan hiçbir şeye göz dikmeyeceksin. 

 Ortodoks Yahudilik mezhebine bağlı dindar Yahudiler, cumartesi gününün kutsallığına riayet etmek için o gün hiçbir dünyevi iş yapmazlar. Araba kullanılmaz, elektrikli aletleri çalıştırmaz ve ateş yakmazlar. Tarih boyunca birçok baskı ve sürgüne maruz kalan Yahudilerin toplamı yaklaşık 25 milyon kadardır. Bunların 5,5 milyonu İsrail’de, 6 milyonu Amerika’da ve geri kalanı ise Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşamaktadır

21 Şubat 2018 Çarşamba

Beyin nasıl çalışır? Efsaneler ve gerçekle


Beynimiz nasıl çalışıyor?
Efsaneler ve gerçekler…
Beyin nasıl çalışır? Efsaneler ve gerçekler
İnsanlığın var olduğu günden beri sırrının çözülemediği düşünülen beyinle ilgili efsaneler ve gerçekleri Hastane Derindere Nöroloji Bölümü Uzmanı Dr. Keriman Oğuz anlattı…

1. Efsane: Beyninizin en fazla %10 ila %50’sini kullanıyorsunuz.

Gerçek: Aslında beyninizin tamamını kullanıyorsunuz. Tüm beyninizi kullanmadığınız fikri yaygın bir efsanedir. Beyin tarama çalışmaları, tüm alanların aktif olduğunu gösterir. Dolayısıyla “beyninin geri kalan kısmına” girdiğini iddia eden ürünler gerçekten hiçbir şey yapmazlar.

2. Efsane: Bazı insanlar beyinlerinin sağ tarafını bazıları ise sol tarafını kullanırlar.

Gerçek: Beyninizin sadece bir bölümünü kullanmazsınız. Beyninizin her iki tarafı da her zihinsel görev için birlikte çalışır. Sayısal çalışmalarla uğraşanların beyinlerinin sol taraflarını kullandığı, duygusal ve yaratıcı kişilerin ise sağ tarafını kullandığı bir efsanedir.
Beyin kanamasına neden olabilen sağlık sorunları neler?

3. Efsane: Beynimiz gri ya da beyaz renktedir.

Gerçek: Beynimize kan gittiği yani hayatta olduğumuz sürece pembe renktedir. Bu pembe rengi kan damarlarından alır. Vücuttan çıkarıldığında ise griye döner. Gri madde ve beyaz madde dediğimiz kavramlar vardır; ancak bunlar gördüğümüz renklerle ilgili tanımlamalar değildir. Gri maddede temel olarak sinir hücre gövdeleri yer alır ve bu yüzden gri renktedir. Beyaz maddede ise myelin isimli proteinle kaplı aksonlar vardır. Rengini myelinden alır.

4. Efsane: Bebeğe klasik müzik dinletmek IQ’sunu yükseltir.

Gerçek: Klasik müzik dinletmenin bebeğinizin IQ’sunu yükselttiğine ya da reaksiyon sürelerini artırdığına dair yanlış bir inanış olsa da gerçek herhangi bir etkisi olmadığıdır. Bilim adamları bir zamanlar Mozart dinlemenin bebeklerin zekasını geliştirdiğini düşünüyordu. Hatta bu sonuçlara dayanarak bebekler için klasik müzik CD’leri ve DVD’leri popüler hale geldi. Fakat son çalışmalar, beynin üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını göstermektedir.

5. Efsane: Beyniniz uyku sırasında kendini dinlendirir.

Gerçek: Gün boyunca dışarıdan trilyonlarca veri algılarız. Ve bu algılama sistemimizin düzgün çalışması için her gün periyodik bir bakım sürecine ihtiyaç duyarız. Aslında uyku dediğimiz şey bu bakım dönemidir. Uyku, beyinde başlatılan ve beynin doğru işlev görebilmesi için gerekli olan bir süreçtir. Beyin sapında kalp atım ritmimiz, soluk alıp-vermemiz gibi reflekslerimiz otomatik olarak kontrol edilir. Ve biz uyurken dahi bunlar devam eder.
Aynı zamanda uyku, gün içinde öğrendiğimiz bilgileri beynin uzun süreli depolayabilmesi için gereklidir. REM uykusunda beynimizde son derece aktif bir süreç oluşur. Burada kaydedilen beyin dalgaları, beynin neredeyse gündüz vakti uyanıkken olduğu kadar aktif bir durumda olduğunu gösterir.

6. Efsane: Beyin hücreleriniz her gün büyür.

Gerçek: Beynimizdeki sinir hücreleri sürekli birbirleriyle iletişim halinde veri alışverişinde bulunurlar. Bu iletişim ağı ne kadar çok çalışırsa yeni iletişim ağlarının oluşmasını tetikler. Düzenli fiziksel ve zihinsel aktivitenin, beyni hacim ve ağırlık olarak olmasa da yeni oluşan iletişim ağları sayesinde kapasite ve yetenek yönünden büyüttüğü söylenebilir.

7. Efsane: Beyin resim ve fotoğraf gibi görsellerle daha iyi öğrenir.

Gerçek: Bu insanların temsil sistemleriyle ilgili bir özelliktir. Görsel temsil sistemine sahip insanlar resim ve fotoğraf gibi görsellerle; işitsel temsil sistemine sahip insanlar ise kelimelerle daha iyi öğrenirler. Bir de dokunsal temsil sistemine sahip insanlar vardır. Dokunsallar ise deneysel yöntemlerle yani kendileri uygulayarak yaptıkları zaman daha iyi öğrenirler.

8. Efsane: Beyin yeni şeyler öğrendikçe yeni beyin hücreleri oluşur.

Gerçek: Beyin yeni şeyler öğrendikçe yeni beyin hücreleri değil; mevcut hücreler arasında yeni bağlantılar oluşur. Ne zaman yeni bir şeyler öğrenirseniz, beyin hücrelerinizdeki lifler büyüyerek Sinaps adı verilen bağlantıları oluşturur. Mesajlar bir hücreden diğerine gönderilir. Bu bağlantılar ne kadar çok kullanılırsa o kadar aktif hale gelir. Bu da öğrendiklerinizi hatırlamanıza yardımcı olur.
Beyin ile bilgisayar arasındaki en önemli fark nedir?

9. Efsane: Yeni bilgi öğrenmek için en uygun dönem 0-3 yaş arasıdır.

Gerçek: Yeni bir bilgi öğrenmenin herhangi bir yaş sınırlaması yoktur. Bebeklerin beyinleri sanki en çok bilgiyi toplayan sünger gibi görünebilir. Fakat her zaman yeni şeyler öğrenebilirsiniz. Yapılan araştırmalar, beyninizin her yaşta büyüyebileceğini ve değişebileceğini gösterir.

10. Efsane: Zekanızın yüzde 80’i genlerinizden kaynaklanır.

Gerçek: Zekanın ne kadarının genlerden kaynaklandığı onlarca yıldır bilim insanlarının tartıştığı bir konu.  Ve bu konuyla ilgili yapılan çalışmaların bir kısmında zekâ ile genetik yapının bağlantısı olduğu söylenmektedir. Ancak, zekayla genetik yapının bağlantısını araştırmak için yapılan bu araştırmaların, hatalı yöntemler kullandığı ve verileri düzelttikleri, verilerin gerçeği yansıtmadığı konusunda tartışmalar devam ediyor. Tüm bunlarla birlikte günümüzde yapılan çalışmaların hiçbirinde yüksek bilişsel yeteneklerle ilişkili herhangi bir spesifik gen bulunamamıştır. Beynin karmaşıklığı göz önüne alındığında, tek bir genin zekâ üzerinde büyük bir etkisi olması pek mümkün gözükmemektedir.

11. Efsane: Aynı anda iki dil öğrenmeye çalışmak, dilleri yavaş öğrenmenize neden olur.

Gerçek: Bazı insanlar iki dili aynı anda öğrenmeye çalışırken cümle yapısının farklılığı, gramer farklılığı gibi aralarındaki farklara odaklanırlar. Bu yüzden iki dili daha yavaş öğrenebilirler. Ancak bunun yanında iki dil arasındaki benzerliklere odaklanan kişiler ise çok daha hızlı ve kolay öğrenebilirler.
Sağ ve Sol Beyin Testi: Beyninizde hangi lobu daha iyi kullanıyorsunuz?

‘Sağ ve sol beyin’ testi Beyninizde hangi lobu daha iyi kullanıyorsunuz?

20 Şubat 2018 Salı

Kerb-ü Belâ'ya Ağıt



Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri

Gelin ey ehl-i velâ cûş edelim çağlayalım
Kerbelâ fâciasın yâd ederek ağlayalım
Giyelim kisve-yi mâtem karalar bağlayalım
Matem-i Âl-i Abâ ile ciğer dağlayalım

Bilmek ister misin ey ehl-i velâ n’oldu bugün
Gül-ü Bağ-ı Nebevî, ne yazık soldu bugün
O Hüseynî alıcı, işte şehit oldu bugün
Mâtem-i Âl-i Abâ ile cihan soldu bugün

Hastalanmış yatıyordu ol Ali-yyi Asğar
İnliyordu bir içim su diyerek o Server
Sararıp solmuş idi hayf ki o Mâh-ı Enver
Bir içim suyu diriğ etti o zâlim ebter

Sarılıp boynuna Zeyneb dedi ey Zeyn-el Âbâ
Edeyim göz yaşım ile seni yavrum işbâ
Ağlıyor şimdi bize Ruh-i Cenâb-ı Zehrâ
Göğsüme koy başını ağlama ey Mehlika

Safder-i Kerb-u Belâ işte bugün oldu şehit
Gudve-yi Ehl-i Safâ işte bugün oldu şehit
Ziynet-i Arz-ı Semâ işte bugün oldu şehit
Muhibb-i Âl-i Abâ işte bugün oldu şehit

İçdi çün cam-ı şehâdet o Hüseyn-i Yektâ
Yere düştükte başı titredi Arş-ı A’lâ
Göklere çıktı aman velvele-yi vâ veylâ
Sen de eflâke çıkar nâleni “Hazmi” şeydâ

Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri

AHDE VEFA NEDİR BİLİRMİSİN


AHDE VEFA NEDİR BİLİRMİSİN


Biri 1922, diğeri 2013 yılında çekilen bu iki fotoğraf arasındaki bağı gerçekten merak edenler kalsın, diğerleri çıkabilir. Bu derste anlatacağım bilgiler meraklıları için ne kadar sarsıcı, yakıcı ve hatta kahredici ise diğerleri için son derece sıkıcı gelebilir. (Vay anasını sayın tarihseverler, bizim Zihni iyiden iyiye kendini tarih hocası zannetmeye başladı. Eyvah ki ne eyvah! Allah sonunu hayr eylesin...)

Derin Tarih dergisinin Nisan 2013 saysında gördüm birinci resmi. Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı 23 Nisan 1920 Cuma günü Büyük Millet Meclisi'nin açılışında çekilen o meşhur fotoğraf zannettim. Değilmiş. Doç Dr. Mustafa Budak'ın (kendisi leyl-i meccani günlerimden okul arkadaşımdır.) fotoğrafın altına düştüğü açıklamadan bu siyah-beyaz resmin meclisin açılışından 2 yıl sonra 28 Mayıs 1922 gün çekildiğini öğrendim. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Abdullah Azmi Efendinin ettiği duaya el açıp "amin" derken çekilmiş. Demek ki epey bir müddet daha devam etmiş bu dua merasimleri. Mustafa Budak kardeşimin "İhtilal Meclisi Değil, İstiklal Meclisi" başlıklı yazısından öğreniyoruz ki 23 nisan bilerek cuma gününe "tesadüf" ettirilmiş. "Hacı Bayram Cami-i Şerifi'nde cuma namazı eda olunarak Kuran'ın nurları ve namazdan yararlanıl"mış. Tırnak içindeki ifade bizzat M.Kemal'e ait. Böyle bir dönem işte. Hacılar, hocalar, aşiret ağaları, askerler, beyler, paşalar bir araya gelip yeni devletimizi kurmuşlar.

Sonra ne mi oldu? Ne olduğunu artık yavaş yavaş öğrenmeye başladık. Gök kubbenin altında yaşanan hangi olay gizli kalmış ki o zaman yaşananlar gizli kalsın. Neyse, konumuz o değil. Bu fotoğrafa dikkat kesilmemin nedeni Mustafa Kemal Paşa'nın huşu ile "amin" derken yanına aldığı iki arkadaşından solunda bulunan Paşa'ya odaklanacağız bugün. Sağındaki Rauf Orbay'ı da siz araştırın. Yazıya biraz da merak katmak maksadıyla Paşanın ismini sona saklayalım. Önce 86 yıllık hayatındaki önemli olayları madde madde sıralamaya çalışalım:

- Dedesi Müşir Mehmet Ali Paşa'dır.
- Babası, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Bayındırlık Bakanı İsmail Fazıl Paşa'dır.
- 1882'de Üsküdar'da doğmuş, Saint Joseph Lisesi'ni bitirmiştir. 
- Şair Nazım Hikmet'in dayısıdır. (Ekşi sözlüğe bakarsanız eniştesi oluyor ama hiç evlenmemiş bir insan nasıl enişte olur, benim aklım ermedi.)

- Harp Okulu'nda Mustafa Kemal ile aynı sınıfta okumuştur. Selanik'li olan M.Kemal İstanbul'da  O'nun ailesnin yanında kaldığı için arkadaşlıkları o günlere dayanmaktadır.
- Harp Akademisi'ni bitirdikten sonra Beyrut ve Selanik'teki birliklerde başarılı görevlerde bulunmuştur.
- Karaferya Bölgesi Komutanlığı’nda bulunmuş ve eşkiya takibinde gösterdiği başarı nedeniyle dördüncü rütbeden Mecidi Nişanı ile ödüllendirilmiştir.
- 1909-1911 yılları arasında Roma Askeri Ateşesi olarak görev yapmış, Trablusgarp Harbi sırasında Adriyatik sahillerinde toplanan kuvvetlere silâh ve cephane göndermek üzere Avrupa’da ek görevler almıştır.
- Manastır’daki Ordu ve Üsküp’te 3’ncü Kolordu Karargahlarında bulunmuştur. Bu sırada, Tugay Komutanı olarak Arnavutluk ayaklanmasına katılmış, gösterdiği başarılar nedeniyle dördüncü rütbeden Osmanî ve üçüncü rütbeden Mecidi Nişanlarıyla ödüllendirilmiş rütbesi de Binbaşılığa yükseltilmiştir.
- 10 Kasım 1912 – Mart 1913 tarihleri arasında 23’ncü Tümen Komutan Vekili olarak Yanya savunmasına katılmıştır. Bu harekatta üç yerinden yaralanmış, rütbesi Yarbaylığa yükseltilmiştir.
- 15 Ocak – 19 Eylül 1914 tarihleri arasında Şam’daki 8’nci Kolordu Kurmay Başkanlığı’nda bulunmuş, Birinci Dünya Harbi’nin başlaması üzerine 19 Eylül 1914’te Şam’daki 25’nci Tümen Komutanlığına atanmış ve tümeniyle Birinci Kanal Harekatı’na katılmıştır. Buradaki başarıları nedeniyle 1915’te Albay olmuş, Harp ve Muharebe Gümüş Liyakat Madalyalarıyla ödüllendirilmiş, Alman Devleti de İkinci Demir Salip Nişanı’nı vermiştir.
- Tümeniyle Çanakkale bölgesine intikal eden Albay Fuat Bey, Seddülbahir Muharebelerinin son safhasına katılmış ve Muharebe Gümüş İmtiyaz Madalyası ile ödüllendirilmiştir.
- 20 Ocak – 30 Eylül 1916 tarihleri arasında 14’ncü Tümen Komutanı olarak Kafkas Cephesi’ndeki muharebelere katılmış, Çapakçur Muharebelerinde gösterdiği başarı nedeniyle Altın Liyakat Madalyası ile ödüllendirilmiştir.
- 30 Eylül 1916’da 5’nci Tümen Komutanlığı’na İkinci Gazze Muharebesi’nden sonra 20’nci Kolordu Komutanlığına atanmıştır. 12 Ocak – Nisan 1917 tarihleri arasında 2’nci Ordu Kurmay Başkanlığı, Nisan -30 Haziran 1917 tarihleri arasında, Üçüncü Gazze ve Filistin Muharebelerinde Cephe Komutan Yardımcılığı ve Kudüs müdafiliği yapmış Muharebe Altın İmtiyaz Madalyası ile ödüllendirilmiş.
- 30 Haziran 1917 – 9 Eylül 1919 tarihleri arasında tekrar 20. Kolordu Komutanlığı yapmış, bir süre 7’nci Ordu Komutanlığı’na da vekâlet etmiştir.
- Birinci ve İkinci Salt Muharebelerinde gösterdiği başarı nedeniyle 1918’de Kılıçlı İkinci Mecidi ve Kılıçlı İkinci Osmanî Nişanlarıyla ödüllendirilmiş, Alman Devleti Kırmızı Kartal, Avusturya -Macaristan İmparatorluğu da Demir Taç Nişanı vermişlerdir.

- Emrindeki 20. kolordu birlikleri İzmit ve Adapazarı üzerinden Bilecik ve Eskişehir istikametine ilerleyen İngiliz kuvvetlerine Geyve yakınlarında ateş açarak onları durdurup geri püskürtmüş ve İstiklal Savaşı'nı fiilen başlatan ilk komutan olmuştur.
- 13 Mayıs 1919’da başında bulunduğu Konya'daki 20. Kolorduyu Ankara’ya çekerek Kurtuluş Savaşı hazırlıklarına etkin bir biçimde katılmış, kararlaştırdıkları gibi, Rauf Orbay’ın da Ege üzerinden Ankara’ya ulaşmasından sonra, Mustafa Kemal ile buluşmak için Amasya’ya geçmiştir.
- Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı niteliğindeki kararların alınmasında, Sivas Kongresi’nin ve Kuvâ-yı Milliye güçlerinin örgütlenmesinde etkin bir rol üstlenmiş, Ankara’daki birliğinin başında 27 Aralık 1919’da Dikmen sırtlarında Atatürk’ü karşılamıştır. Nisan’da Aznavur Ayaklanmasını, mayısta Düzce-Hendek Ayaklanması’nı bastırmak için o bölgelere gitmiştir.
- Eylül 1919 – Haziran 1920’de 20’nci Kolordu Komutanlığı görevi saklı kalmak üzere Batı Anadolu Genel Kuva-yı Milliye Komutanı olarak görev yapmış; 26 Haziran – 10 Kasım 1920’de Batı Cephesi Komutanı adı altında görevini sürdürmüş aynı zamanda TBMM üyesi (milletvekili) olmuştur. Buradaki hizmetleri nedeniyle Kırmızı Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir.
- 20 Kasım 1920 – Nisan 1922’de TBMM Hükûmeti’nin Moskova Büyükelçiliği görevinde bulunmuştur. 
- Moskova dönüşünde 21 Ekim 1923’e kadar TBMM İkinci Başkanlığı yapmış Cumhuriyet’in ilanından sonra rütbesi Korgeneralliğe yükseltilerek 2’nci Ordu Müfettişliğine atanmıştır.
- 31 Ekim 1924’te Ordu Müfettişliği’nden istifa etmiş ve Ankara Milletvekili olarak Meclis’e dönmüştür.

- 1925'te Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurucuları arasında yer almış, partide genel sekreterlik görevini üstlenmiştir. Kısa süre sonra bu parti kapatılmıştır.
- 1926'da Atatürk'e İzmir Suikastı dolayısıyla İstiklal Savaşını birlikte başlattıkları Kâzım Karabekir, Rauf Orbay ve Refet Bele Paşalarla birlikte tutuklanmış, Afyon Milletvekili Ali Çetinkaya başkanlığındaki İzmir İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmış ve beraat etmiştir.
- 4, 5, 6, 7 ve 8. dönemlerinde Konya Milletvekili olarak TBMM'de yer almıştır.
- 3 Nisan 1939-9 Mart 1943 tarihleri arasında Refik Saydam Kabinesi’nde Bayındırlık Bakanlığı,
- 9 Mart 1943-5 Ağustos 1946 tarihleri arasında Şükrü Saraçoğlu Kabinesi’nde Ulaştırma Bakanlığı,
- 20 Ocak 1948 – 1 Kasım 1948’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yapmıştır.
- 1948'de TBMM Başkanlığından ve CHP'den istifa ederek Demokrat Parti'ye geçmiştir.
- 1950 seçimlerinde Eskişehir'den, 1954 ve 1957 seçimlerinde de İstanbul'dan milletvekili seçilmiştir. 
- 27 Mayıs Darbesi sırasında tutuklanarak Yassıada mahkemelerinde yargılanmış ve serbest kalmıştır.
- 10 Ocak 1968'de İstanbul'da vefat etmiş, vasiyeti üzerine 1919'da İstiklal Harbini başlattığı Geyve Boğazında kendi adını taşıyan beldenin Merkez Camii avlusunda toprağa verilmiştir.  

Başta sorduğum bilmeceyi çözenler el kaldırsın. Anlaşıldı, "inan hiç bir şey anlamadım" diyenler hâlâ çoğunlukta. Şöyle anlatayım o zaman: Birinci resimde, Mustafa Kemal'in sol yanında bulunan ve yukarıda hal tercümesini özetlediğimiz yakın arkadaşının; ikinci resimde bir cami avlusundaki kabrini görüyorsunuz. İki fotoğraf arasındaki bağ da bu işte. "Nasıl yani?" Evet evet, taa kendisi. Sade, sıradan, ayak altı, vs... ne derseniz deyin işte öyle bir kabir. Osmanlı zamanında cepheden cepheye koşan, İstiklal harbinin en önemli şahsiyetlerinden biri olan, Cumhuriyet döneminde her faniye nasip olmayacak siyasi konumlarda bulunan kudretli paşanın mezarı bu. Başucuna dikilmiş mermerin dış tarafında yazı bile yok. Meğer vefa sadece İstanbul'da bir semt adı imiş!  


Biraz daha üst açıdan bakınca avlu böyle görünüyor. Cenazenin başında sohbet eden şu iki kişinin arka tarafındaki sade kabirde Mustafa Kemal'in yanında "amin" diyen en yakın arkadaşı Ali Fuat Paşa yatmaktadır. Arkada Sakarya nehrinin iki yakasını bir araya getiren II Bayezid köprüsü görünüyor. Küçük bir kasaba Alifuatpaşa. Peki neden buraya gömülmeyi vasiyet etmiş? İngilizlerle bu boğazda karşılaşmış, direnmiş ve Anadolu'ya geçmelerine izin vermeyip püskürtmüş de ondan. Yukarıda hayatının önemli bölümlerini alt alta yazmaya çalıştım. İnsanın inanası gelmiyor. Bir değil en az üç insan ömrüne sığabilecek bunca hadise tek başına Ali Fuat Paşanın başından geçmiş. Sizi bilmem ama benim ağzım açık kaldı.


Arkadaşlarının aslanlı yollardan geçilerek gidilen anıt kabirlerini bir hayal edin bir de şu kabre bakın. Sakın yanlış anlaşılmasın buraya da öyle bir yapı inşa edilsin demek istemiyorum. Peki ne demek istiyorum? Vallahi nutkum tutuldu ne demek istediğimi ben de bilmiyorum.


Mezbereliğe dönmüş köprü kemerinin altına geçip düşünsem bile bendeki kafa karışıklığı düzelmez. İşin aslını sorarsanız sadece benim değil topyekun ülkemizin hiç bir işimiz doğru düzgün gitmez bu "kafa" ile. Yahu T.C., T.C. diye ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz görünüşte. İşte size üzerine titrediğiniz T.C.'nin kuruluşunda önemli pay sahibi bir şahsiyetin mezarı. Bu mu sizin vefanız? Osmanlı'nın önemli bir paşası, Atatürk'ün en yakın arkadaşı, İnönü döneminin bakanı ve meclis başkanı, Menderes'in Yassıada'da dava arkadaşı Ali Fuat Cebesoy'dan bahsediyoruz. Atatürkçü iseniz de, solcu iseniz de, sağcı iseniz de ayıp ediyorsunuz/ediyoruz. Daha ne deyim!


"Kişi ne yaparsa kendine yapar" derler ya, bu sözü devletler için de kullanabiliriz. Bizim devletimiz vefasız, ölçüsüz, endazesiz. Kim bilir bunun gibi daha nice örnekler vardır. Sonuç ne? Ölen ölmüş, gitmiş. Muhtaç olduğu tek şey arkasından edilecek hayır dualar. (Allah rahmet eylesin, taksiratını affeylesin, mekanını cennet eylesin.) Olan yaşayanlara oluyor. İki yakamız bir araya gelmiyor. Her dönem bir sorunla uğraşıyoruz. Şimdilerde başlatılan "süreç"le bir dertten kurtulacağız inşaallah ama... Devamına dilim varmıyor. Allah  ülkemizi daha beterinden muhafaza eylesin. Bu gidişle işimiz zor. Vesselam...

Dolunay günlerinde okunacak dua ve Esmalar

İlgili resim

Her yılın dolunay günlerinde okunacak dualar ve esmalar
(BİRDEN FAZLA KİŞİDE AYNI NİYET İLE BU ZİKİRLERİ PAYLAŞIP OKUYABİLİRSİNİZ)
1.Olarak:AYETEL-KüRSi Okuyoruz bu Kötü Huzursuzluğumuzu,işlerimizin ters gitmesi,çevrediki dostlarımza olan kırıcılığımız veya onlardan gelecek kırıcılığı yok eder:
Allahü lâilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ tehuzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fissemâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. yalemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm..

(72 defa) OKUYUN..
ve iki avucumuza üfürüp Vucudumuzu ve Yüzümüzü mesh edelim,(Alttaki zikirlere) Zikire başlamadan önce!!
Ardindan Bunlari Okuyoruz
66 defa BiSMiLLAHiRRAHMANiRRAHiM
66 defa YA ALLAHU YA HU
66 defa ESTAGFURULLAH
66 defa ALLAHUEKBER
66 defa LA iLAHE iLLALLAH MUHAMMEDEN RESULALLAH
66 defa ALLAHÜMME SALLi ALA NEBiYYiN HULiKA MiNEN NURi VE HüVE NUR
66 defa BiSMiLLAHiRRAHMANiRRAHiM FERDUN HAYYUN KAYYUMUN HAKEMUN ADLUN KUDDUSUN ALLAHU BiN NASi LE RAUFUN RAHiM
66 defa Ya Allamel Gaybi Rabbi zidni ilmen ve fehmen ve imanen.
Ardindan SALAVAT Okuyoruz
100 defa Allahumme Salli ala seyyidina Muhammedin ve ala eli seyyidina Muhammed..
VE İÇİNİZDEN GELDİĞİ GİBİ DUA EDİN
DOLUNAY günü, dileklerimizi ve arzularimizin gerçekleşmesi icin yardım eden çok büyük bir güce sahip olan ALLAH Celle Celaluhu isimleri yani ESMAUL-HüSNA ve DUA“lar ile o gün dileklerimiz birer Nura  dönüşür ve ummadigimiz yerden Bereket ve Huzur gelir bizlere.

vefk-örnekleri-111

  vefk-örnekleri-111 vefk-örnekleri-111 by Charion Charion